25 Aralık 2011 Pazar

Yüzyılın Aşkları ''KARADUT'' gerçeği-Can Dündar




not:mailime gelmişti sizlerlede paylaşmak istedim...

26 Kasım 2011 Cumartesi

Seramik sanatımıza değer katan sanatçılarımızdan Hamiye Çolakoğlu





Özgeçmiş




HAMİYE ÇOLAKOĞLU

Prof. Hamiye Çolakoğlu, 1959- 1963’de İtalya’da 4 yıl süre ile Floransa Devlet Seramik Sanat Okulu’nda Teknoloji ve Yüksek Pişirim Eğitimi, Perugia Üniversitesi’nde Sanat Tarihi ve İtalyan Edebiyatı kurslarına katıldı. 1965’de yurda döndükten sonra kendi seramik atölyesini kurdu. 1983’de Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’nü kurdu. Halen çalışmalarına kendi atölyesinde devam etmektedir.


SEÇİLMİŞ ÖDÜLLERİ

1961 II Giornale D’Italia’nın Düzenlediği Uluslararası Resim Yarışmasında Gümüş Madalya ve Diploma Ödülü, Roma- İtalya

1963 Washington Uluslararası Seramik Sergisinde En iyi Seramikçi Kritiği ve Amerika Seramikçiler Derneği Üyeliği, ABD

1965 Bat-Yam Belediyesi Onur Madalyası, İsrail

1974 Uluslararası Kadın Kültür- Sanat Federasyonu, Türk Grubu Dünya Büyük Ödülü, Vichy- Fransa

1982 43. Devlet Resim Heykel Sergisi Başarı Ödülü, Ankara

1982 İş Bankası Büyük Ödülü, Ankara

1993 Sanat Kurumu Yılın Sanatçısı Ödülü, Ankara

1995 Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı, “Bir Damla Gözyaşına” Özel Ödülü

1998 Devlet Sanatçısı Ödülü

2002 Türk Silahlı Kuvvetleri, “Anıtkabir ve Kurtuluş Savaşı Müzesinin Gerçekleşmesinde Göstermiş Olduğu Başarılı Hizmetler Anısı Ve Nişanesi Olarak” Anı Şildi Beratı

2004 Çağdaş Sanatlar Vakfı ÇAĞSAV Onur Ödülü, Ankara

2007 Hacettepe Üniversitesi, Hizmet Ödülü, Ankara

2007 International Academy Of Ceramics Üyeliği

SEÇİLMİŞ KİŞİSEL SERGİLER

1965 Ein- Hod Sanatçı Köyü Galerisi, İsrail

1965 Bat-Yam Belediye Müzesi, İsrail

1965 Kendi Atölyesi, Ankara

1972 Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, Ankara

1974 Alman Kültür Merkezi, Ankara

1976 Mehre Shah Galerisi, Tahran- İran

1978 Çanakkale Galerisi, Ankara

1983 Kibele Sanat Galerisi, Ankara

1990 Emlakbank Sanat Galerisi, Ankara

1993 Şekerbank Sanat Galerisi, Ankara

1998 45. Sanat Yılı Retrospektif Sergisi, H. Çolakoğlu Kültür Evi Galerisi, Ankara

1998 4. Uluslararası Seramik Bienali Sergisi ve Komiserliği, Kahire-Mısır

1999 III. İzmir Uluslararası Uygulamalı Seramik Sempozyumu Sergisi, Resim Heykel Müzesi, İzmir

2007 “Bir Dünden Bir Bugünden, 55 Yıla Merhaba” Seramik Sergisi, Nurol Sanat Galerisi, Ankara


SEÇİLMİŞ BÜYÜK DUVAR UYGULAMALARI

1976 Yüzme Havuzu Duvarı, Münih, Almanya

1978 C.H.P. Merkez Binası Giriş Duvarı Panosu, Ankara

1981 Bilkent Üniversitesi Kütüphanesi, Bilkent, Ankara

1984 Kara Kuvvetleri Karargahı Duvar ve Friz Uygulaması, Ankara

1990 İhsan Doğramacı evi duvar uygulaması, Ankara

1991 Hilmi Bodur evi dış duvar uygulaması, Ankara

1996 Uğur Mumcu evi dış duvar uygulaması, Ankara

1997 Yaşam Ağacı Heykeli, Semedeli, Çan

1997 Bilimin Işığı dış duvar panosu, Bilkent Üniversitesi, Ankara

1997 Bilim Ağacı Heykeli, Bilkent Üniversitesi, Ankara

1997 Bozüyük’ün kurtuluşu anısına “Özgürlük” heykeli, Bozüyük, Eskişehir

1998 Bilkent Üniversitesi Rektörlüğü Mühendislik Fakültesi giriş duvarı panosu Bilkent, Ankara

1999 Bilkent Üniversitesi Rektörlük Girişi Duvar Panosu, Bilkent, Ankara

2007 Bilkent konferans salonu girişi duvar uygulamaları, Bilkent, Ankara

SEÇİLMİŞ KAMU KOLEKSİYONLARI

Resim Heykel Müzesi, Ankara

Resim Heykel Müzesi, İstanbul

Kültür Bakanlığı

Ziraat Bankası

Emlakbank

Şekerbank

Janos Ponnonius Museum, Macaristan

Sesto Fiorento Devlet Porselen Sanat Enstitüsü, İtalya

Ein- Hod Sanatçı Köyü Müzesi, İsrail

TBMM, Ankara

Konuklar Köşkü, Ankara

İbrahim Bodur Uluslararası Seramik Müzesi, Çan

Uluslararası Seramik Müzesi, Kahire, Mısır


SEÇİLMİŞ KARMA SERGİLER

1974 Fransız Kültür Merkezi Resim Seramik Sergisi, Ankara

1979 Vakko Sanat Galerisi Karma Sergi, Ankara

1981 Arkeoloji Müzesi III. Günümüz Sanatçıları Açık Hava Sergisi, İstanbul

1981 UNESCO Merkezi, Atatürk’ün Doğumunun 100. Yılı Çağdaş Türk Resim ve Seramik Sergisi, Paris- Fransa

1982 Türk Plastik Sanatları Sergisi, Tunus/ Mısır

1988 Maya Sanat Galerisi Karma Sergi (Galeri sanatçıya aittir), Ankara

1990 Türk Seramik Sanatında Aşamalar Süreci, Çanakkale Seramik Sanat Galerisi, İstanbul

1992 Füreya Koral’a Saygı Sergisi, Maçka Sanat Galerisi, İstanbul

1993 Ateşle Çeyrek Asır, Destek Reasürans Sanat Galerisi, İstanbul

1993 Cumhuriyetten Günümüze Kadın Sanatçılar Sergisi, Arkeoloji Müzesi, İstanbul

1993 Türkiye Cumhuriyeti’nin 70. Yılı; Çağlar Boyu Kadın Sergisi, Topkapı Sarayı Müzeleri, İstanbul

1994 Hacettepe Üniversitesi G.S.F. Seramik Bölümü Öğretim Elemanları Sergisi, Başak Sigorta Sanat Galerisi, Ankara

1994 Çağdaş Lale Vazoları Sergisi, Frans Hals Müzesi, Hollanda

1995 Kahve Seramikleri Sergisi, Türk ve Hollanda Seramikçileri, Türk İslam Eserleri Müzesi, İstanbul

1999 ODTÜ Plastik Sanatlar Festivali, Kültür ve Kongre Merkezi, Ankara

2006 Karma Heykel Sergisi, Gözde Sanat Galerisi, Ankara

2008 Cumhuriyet Gazetesi Yeni Binası Karma Sergisi


SEÇİLMİŞ ULUSLARARASI SERGİLER

1961 Uluslararası Resim Yarışması Palazzo Delle Esposisioni, Roma-İtalya

1974 50. Yıl Türk Seramik ve Cam Eserleri Sergisi, Budapeşte-Macaristan

1974 Siklos Şatosu Uluslararası Seramik Sempozyumu Sergisi, Siklos-Macaristan

1975-1976-1978 Uluslararası Çağdaş Seramik Sergisi, Faenza-İtalya

1978 Çağdaş Plastik Sanatlar Sergisi, İspanya / Portekiz / Macaristan / Çekoslavakya / Almanya

1983 II. Asya Bienali, Dakka- Bangladeş

1985 Uluslararası Küçük Heykel Yarışması, Budapeşte-Macaristan

1997 Uluslararası Uygulamalı Seramik Sempozyumu Sergisi, Çan-Çanakkale

1999 İzmir Uluslararası Uygulamalı Seramik Sempozyumu Sergisi, Resim Heykel Müzesi, İzmir

2000 Uluslararası Seramik Bienali Sergisi, Kahire-Mısır

15 Kasım 2011 Salı

Bahri GENÇ | YÜZLERDEN GİZLER | 17 Kasım 2011 – 4 Ocak 2012


Bahri Genç'in son dönemini kapsayan, akrilik, yağlı boya ve karışık teknikle yaptığı portrelerinden oluşan “Yüzlerden Gizler” sergisi 17 Kasım 2011 Perşembe günü Piramid Sanat’ta açılıyor.



Portre resmine yeni bir soluk getiren Genç, çağdaş bir portre yorumcusu. Kendi kuşağı içinde farklı üslubuyla sanat ortamında adını duyururken, birçok genç sanatçıyı da etkileyen bir çekim alanı yaratıyor. Ortaya koyduğu yeni yaklaşımla soyut biçim anlayışını izleyerek, geleneksel üslubunu da bırakmadan, kendine özgü soyutlamacı tekniğiyle dışavurumcu bir üslup doğrultunda yeni bir realizme giden plastik bir dil yaratıyor.

Sanatçının son dönemde yaptığı portreler, soyutlamacı tekniğini daha ileri bir aşamaya götürmesi yönünden önemli. Bahri Genç, yaşantı içerikleriyle dolu portrelerinde, içselleştirdiği “şeyleri” modellerinin imgeleri aracılığıyla dışa vurarak, yoğun bir duygu aktarımını gerçekleştiriyor.

Sergi, 4 Ocak 2012 tarihine kadar Piramid Sanat’ta izlenebilir

Açılış 17 Kasım 2011 Perşembe

Saat: 18:00 – 21:00

Yer: Piramid Sanat (Feridiye Cad. No: 23 – 25 Taksim)
Bilgi İçin: Tuba Kurtulmuş

Tel: 0212 297 31 15-20-21

12 Kasım 2011 Cumartesi

30. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı ve 21. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı bugün açılıyor


             Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı
          12 Kasım Cumartesi günü 30. kez kapılarını açmaya hazırlanıyor.
 Kuruluşumuz TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile 12-20 Kasım 2011 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi- Büyükçekmece'de düzenlenecek olan 30. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı 600 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımı, 200 etkinlik ve yüzlerce imza ile kapılarını kitapseverlere açmaya hazırlanıyor. Açılışını Mısır ve Türkiye'nin kültür bakanlarının yapacağı İstanbul Kitap Fuarı'na yurt dışından 35 ülkeden yayınevleri, telif ajansları ve konuk yazarlar katılacak.
Onur Yazarı Ferit Edgü



Yer: Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi


Tarihler: 12.11.2011~20.11.2011

Telefon: 0212 867 11 00

Adres: E – 5 Karayolu, Gürpınar Kavşağı 34522 Büyükçekmece / İstanbul

İlçe: Büyükçekmece

Web: www.istanbulsanatfuari.com



TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından 12-20 Kasım 2011 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi-Büyükçekmece’de düzenlenecek olan 21. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı-ARTİST 2011, yeniliklerle sanatseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor.



Prof. Dr. Yurdaer Altıntaş’ın 60 Yıllık Çalışmaları Fuarda

21. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı Onur sanatçısı Yurdaer Altıntaş’ın öğrencilikten başlayarak gerçekleştirdiği 60 yıllık çalışmalarından derlenen eserleri ve retrospektif niteliğinde kurgulanan bir sergi ile fuar süresince sanatseverlerin ziyaretine açılacak.



Afişler, pankartlar, kurumsal kimlik tasarımları, illüstrasyonlar, kitap ve dergi kapakları, çalışma yaşamından seçilmiş fotoğraf kareleri, video görüntüleri ve basılmış işlerin temel alındığı sergilemede, karşılaştırmalı yaklaşımla, orijinaller ve taslaklar da izleyiciye sunuluyor.



Prof. Dr. Münir Ekonomi Koleksiyonu’ndan Bir Kesit: Arkeolojide Sanat

Prof. Dr. Münir Ekonomi Anayasa ve Ticaret Hukuku konusunda çalışmaları ve birçok kuruma verdiği desteğin yanı sıra sanat ve arkeolojiye yönelik sorumluluğuyla bize önemli eserleri sunuyor.



Sanatın her dalından; müzikten edebiyata, seramikten resme kadar birçok alanda geliştirdiği bilgi birikimiyle Prof. Dr. Münir Ekonomi koleksiyonundan bir bölümünü İstanbul Sanat Fuarı’nda sergileyecek.



Serginin ilk bölümünde, T.C Turizm Bakanlığı ve İstanbul Arkeoloji Müzesi gözetiminde korunan 150 arkeolojik nadide eser özel izinle sergilenecek. Arkeolojide Sanat başlıklı sergide, Prof. Dr. Münir Ekonomi’nin koleksiyonundan maddi kültür varlıkları olarak tanımlanan arkeolojik buluntuların, günümüze ulaştırdığı bilgilerin bir özetini sunuyor.



Sergide, Kalkolitik Dönemden Bizans Dönemi’ne uzanan geniş bir zaman dilimine ait eserler yer almaktadır. Serginin ilk bölümü; Gündelik Yaşam ve Sanat, İnanç ve Sanat, Savaş ve Sanat, Gömü Gelenekleri ve Sanat başlıklarından oluşuyor.



Resim ve heykel koleksiyonun yer alacağı sergide ise Fikret Mualla, Mehmet Nejat Devrim, Nuri İyem, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Mehmet Güleryüz gibi Türkiye Sanat Tarihinin önemli ressamlarının resimlerinden oluşuyor.



Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Fotoğrafları Koleksiyonu “Cennetin Kıyıları” Geçmiş Zaman Fotoğraflarında Boğaziçi

XIX. yüzyıl sonu ile XX. yüzyılın başlarında İstanbul’da faaliyet gösteren fotoğraf ustalarının eserlerinden oluşan ve Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Fotoğrafları Koleksiyonu’ndan derlenen Cennetin Kıyıları Geçmiş Zaman Fotoğraflarında Boğaziçi sergisi, bir devrin İstanbulu’nu tüm çarpıcılığıyla gözler önüne seriyor.



Usta fotoğrafçılar James Robertson, Félice Beato, Sébah & Joaillier, Abdullah Biraderler, Guillame Berggren ve Gülmez Biraderler, dönemin ağır ve zahmetli teknikleriyle çekilmiş fotoğraflarla İstanbul’un geçmişteki çehresini belgelemekle kalmıyor, bir sanayi merkezi, hatta büyük bir metropol haline gelmiş, silueti bambaşka bir görünüme kavuşmuş olan bu şehrin kıyılarında bizleri Karaköy’den Rumelifeneri’ne uzanan keyifli bir yolculuğa çıkartıyor.



İstanbul’un tarihinde ayrı bir uygarlık adasıdır Boğaziçi. Kendine özgü kültürü, ince bir zevki ve hayat üslubu vardır. “Yeni Hayat”ın bu zarif coğrafyası, imparatorluk kentinin karmaşasına, doğanın kucağında olgunlaşarak katılır. Yeşil ile mavi arasına yerleşmiş yalı mimarisi, mehtap âlemleri, Şirket-i Hayriye vapurları, balıkçı köyleri, lodosu, korularında misafir ettiği göçmen kuşları, dalyanları, insanda hüzün ve huzur karışımı o tuhaf duyguyu yaratan iklimiyle İstanbul estetiğinin başlıca mimarıdır. “Cennetin Kıyıları”, imparatorluğun hayal perdesinden 19. yüzyıl fotoğrafçılarının objektifine yansıyan son görüntülerle Boğaziçi uygarlığına tanıklık eder.



İtalya’dan Önemli Sergiler

İtalya’nın tüm bölgelerinden katılan 100 sanatçı “Image of Italy-Art As An Ambassador Of The Italian Culture Worldwide” başlıklı bir sergiyle fuara konuk oluyor.



Ayrıca İtalya’dan Bergamo Sanat Fuarı’ndan gelecek 10 önemli sanatçının eserleri de “Young Italian Artist For Istanbul” isimli bir seçkiyle fuarda yer alıyor.



Fuarda Pek Çok Sanatçının İşleri Sergileniyor

21. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı Artist 2011, bu sene bir çok önemli sanatçının işlerini Tüyap-Büyükçekmece’ne taşıyor. Yaklaşık 1000 sanatçının yanı sıra birden fazla bağımsız grup ve inisiyatif sergilerinde yüzlerde genç sanatçı fuarda işlerini izleyiciye sunuyor. Bu sene üç farklı salonda açılacak olan Artist- 2011 yaklaşık 15.000 metrekarelik bir alanda kuruluyor.



Türkiye’den Bağımsız Gruplar ve Sanat İnisiyatifleri

İstanbul Sanat Fuarı’nın vazgeçilmezi haline gelen bağımsız gruplar ve sanat inisiyatifleri bu sene de önemli sergiler ve güncel sanatın farklı disiplinlerinden işlerle ARTİST 2011’un alternatif rengi olmaya devam ediyor. Toplam 32 Bağımsız Sanat Grubu ARTİST 2011’de yer alıyor. 21. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı’nda yer alacak bağımsız gruplar şöyle: "Ofis", Alter


http://www.istanbul.net.tr/istanbul_fuar_detay.asp?id=1198&t=Artist%202011

10 Kasım 2011 Perşembe

Belen Kahvesi ve Ormancı Türküsü




Marmaris'e giderken 2 ayrı yerde 'Belen kahvesi'yazısını hemde turistik levha ile gösterilmiş olarak görünce kızım merakla neresi ve ne özelliği olduğunu sordu,bende daha önceden bilmediğimi cep tel.internete girip bakmasını söyledim ve bu ilginç hikayeyi okudu bende sizlerlede paylaşmak istedim..




Çıktım Belen Kahvesine, Baktım Ovaya ...
... Müzeyyen Senar'ın eşsiz yorumu ile "Ormancı Türkü" 'sünü bilmeyenimiz yok gibidir.
Türkü; Temmuz 1946'da Muğla'nın Gevenes köyündeki Belen Kahvesinde vuku bulan gerçek bir olay üzerine Değirmenci Tahir Usta tarafından bestelenen ve zamanla ünü Türkiye geneline yayılan bir halk türküsüdür.

Türkü'nün hikayesi aşağıdaki gibidir...

"Gevenes köyünde 1922 yılında dünyaya gelen Mustafa Şahbudak, ağa çocuğudur.


Mustafa'nın en yakın arkadaşı köy muhtarı Tevfik Cezayir'dir.
Her akşam köy kahvesinde dama oynayan iki arkadaşın iddialı ve dostane
karşılaşmaları kahvehanedekiler tarafından da ilgi ile izlenir. 1946 yılının
bir Temmuz gününde, Mustafa Şahbudak ve Muhtar Tevfik Cezayir, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında 'Sarı Memet' lakaplı Orman Memuru Mehmet İn çıkagelir. Mehmet, sarhoştur. Bir gün önce, komşu Çiftlik köyünde yangın çıkmıştır. Ormancı, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için bekçiyi muhtardan ister. Ancak bu arada 1946 seçimlerinin evrakı da Yatağan'a gönderilecektir. Her türlü evrak Yatağan'a köy bekçisi tarafından götürülmektedir. Muhtar Cezayirli, 'Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem' cevabını verir. Bunun üzerine ormancı ile muhtar arasında tartışma başlar. Muhtar Tevfik Cezayirli, 'Ayıp ediyorsun Mehmet, bize müsaade et' der ve oyuna devam eder.
Ormancı dama masasına bir yumruk atar. Mustafa Şahbudak, bu davranışa tahammül edemez ve ormancıyı tokatlar. Olayın büyüyeceğini anlayan köylüler, ormancıyı sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler.


Ormancı bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Şahbudak'ın
tahammül sınırını daha da zorlar. Şahbudak, yerinden kalkar, ormancının
üzerine yürür. Ormancı Mehmet, kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudak'ı kolundan yaralar. O zaman, Mustafa Şahbudak ormancıyı korkutmak için, belindeki tabancayı çıkarır, yere doğru ateş eder. Muhtar, ormancının ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat, Mustafa tetiği çoktan çekmiştir ve kurşun muhtar Tevfik Cezayir'e isabet eder. Ormancı Mehmet İn, bunun üzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye, bir el daha ateş eder. Bu ateş de öldürmek için değil, kaçmasına engel olmak içindir. İkinci atışta Mehmet İn, yere düşer. Arka cebinde tütün tabakası olduğu için, ona bir şey olmaz. Ama Tevfik kanlar içindedir.



O günlerin imkansızlıkları içerisinde Tevfik'i, tahta bir sal üzerinde
köyden 23 kilometre uzaklıktaki Muğla Devlet Hastanesi'ne götürürler.
Tevfik, çok kan kaybetmektedir. Mustafa, Doktor Veli Bey'e, "Babamın selamı var, bu adamı iyileştir" diye yalvarır. Doktor Veli Bey, "O ölecek, önce senin kolunu saralım" diye yanıt verir. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafa'yı yanına çağırarak, "Ben ölüyorum, hakkını helal et" dedikten sonra can verir.



Mustafa, en yakın arkadaşını öldürdüğü için teslim olur, 4 yıl ceza alır.
Cezaevindeyken her gece Tevfik rüyasına girer. Ancak ormancıya kini gittikçe artar.



Bu acı olaydan sonra köyde kalamayacağını anlayan Mehmet İn ise, tayinini ister, Kavaklıdere Orman Müdürlüğü'ne atanır. Aslen Marmarislidir.


Emekliliğinden sonra oraya yerleşir. Doksanlı yılların başında da ölür.

Mustafa Şahbudak da, cezaevinden çıktıktan sonra, anılarla dolu o köyde
yaşayamayacağını anlayıp, Muğla'ya yerleşir. Çok sevdiği, günlerini birlikte geçirdiği arkadaşı Muhtar Tevfik Cezayir'i öldürdüğünde, arkada 25 yaşında bir eş ve 3 çocuk bırakır. Muhtar'ın eşi Pembe, bu acıya dayanamayıp birkaç yıl sonra akli dengesini yitirir. Oğlunun biri İzmir'e yerleşir. Diğer oğlu ile kızı, köyde evlenirler ve hayatlarını orada sürdürmeye devam ederler.
Bu arada Mustafa'nın anne tarafından akrabası olan Değirmenci Pisili Tahir Usta Gevenes Köyü'nde yaşanan bu acı olayın türküsünü bestelemiştir. Bu türkü bugün düğünlerde okunan, herkesin diline düşen Ormancı türküsüdür.

Hayatının kalan yıllarını bu olayı unutmaya çalışarak geçiren Mustafa
Şahbudak da 28 Mart 2005 günü İzmir Ege Üniversitesi Hastanesi'nde 83
yaşında ölür."
 hikaye böyle...
not:hikaye ve fotoğraflar http://www.gezenbilir.com/index.php?topic=17527.0 alınmıştır

9 Kasım 2011 Çarşamba

5 Kasım 2011 Cumartesi

31 Ekim 2011 Pazartesi

Gencay Kasapcı resim sergisi- Abdullah Kasapcı Takı Sergisi 22 Ekim - 18 Kasım 2011 Bakraç Sanat galerisinde










ABDULLAH KASAPÇI



Mersin doğumlu sanatçı Tarsus Amerikan Kolejinden sonra İstanbul İktisat Fakültesine devam etti. A.B.D. Büyükelçiliği ve konsolosluklarında ekonomik, politik ve çalışma danışmanlığı yaptı.Sanat yaşamını Ankara ve İstanbul’dan sonra Mersin’de sürdürmektedir.Yapıtları yurtiçi,yurtdışı ve Kültür Bakanlığı koleksiyonlarında yer almaktadır.

Ayrıca 2008 yılında, Mersin Valiliği ve Mersin Üniversitesi tarafından organize edilen “Mersin Sempozyonu” sırasında sanatçıya Mersin Valisi Hüseyin Aktaş tarafından bir teşekkür belgesi verilmiştir.
‘’Mersin’in ekonomik, sosyal ve kültürel değerlerinin bugüne taşınması,yaşatılması ve geleceğe aktarılması konusunda gösterdiğiniz çaba ve kent kültürünün zenginleştirilebilmesine sağladığınız katkılar nedeniyle Mersinliler adına teşekkür eder; sağlık ve mutluluklar dilerim.
Mersin Valisi
HÜSEYİN AKSOY’’
KİŞİSEL SERGİLER


1990 Sanat Yapım Galerisi (ilk sergisi)/ ANKARA
1991 Galeri Selvin/ ANKARA
1991 Mersin Belediyesi Sanat Evi /MERSİN
1992 Galeri Zon/ ANKARA
1992 Kashimato Kültür Festivali/ Japonya
1993 Galeri Zon / ANKARA
1993 Leonardo Sanat Galerisi/ İZMİR
1994 Türkiye Yardımsevenler Derneği/ ANKARA
1994 Türkiye Yardımsevenler Derneği/ TEKİRDAĞ
1995 Leonardo Sanat Galerisi/ İZMİ
1996 Dam Sanat Galerisi/ ANKARA
1998 Gizmo S & C Butik / MERSİN
2000 Galeri Ayda/ ANKARA
2001 Hobi Sanat Galerisi/ İSTANBUL
2003 Altamira Sanat Galerisi/MERSİN
2006 Kültür Merkezi (Soroptimist Derneği Sponsorluğunda) /MERSİN
2007 Arnavutköy Art Gallery/İSTANBUL


bu güzel takıların ve resimlerin devamını görmek isterseniz http://www.bakrac.com/index.aspbakabilir,galeriye gidebilirsiniz


Gencay Kasapçı'nın sergilediği eserlerden bazıları





GENCAY KASAPÇI



1933 Ankara`da doğdu.

1954 İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü`nü bitirdi.

1959 İtalyan hükümetinden kazandığı burs ile Floransa`ya gitti ve akademide Prof. Collaccki ile fresk ve mozaik çalıştı.

1960–1967 yılları arasında Roma`ya yerleşti ve atölyesini kurdu. Yurt dışında birçok sergi açtı.

1963 Ankara`da Ziraat Bankası için 11 metrekare mozaik duvar resmi yaptı.

1967 Yurda döndü. Yurda döndükten sonra Ankara’da Orta Doğu Teknik Üniversitesine (ODTÜ), İş Bankası Genel Müdürlük binasına ayrıca İstanbul’da Divan Otel ve Etap Otellerine duvar resimleri yaptı.

1976–1983 yılları arasında Ankara Vakko Sanat Galerisi sanat danışmanlığı ve yöneticiliği yaptı.

1983`te Ankara’da Mine Özman ile Mİ-GE Sanat Galerisini kurdu.

1994`te Mersin İli’ne "Özgürlük Anıtı" nı yaptı.

1995`te "Portakal Ağacı" anıtını yaptı.

1994-2000 İstanbul`da Replika Sanat Galerisi`nin sanat danışmanlığını yaptı.



UNICEF`e, TEMA (Türkiye Erozyonla mücadele, ağaçlandırma ve doğal varlıkları koruma vakfı), TAP (Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı) tarafından resimleri kart olarak bastırılmıştır.



Yapıtları, dünyanın çeşitli ülkelerinde ve yurdumuzdaki özel koleksiyonlardadır. Serbest sanatçı olarak halen Mersin`de yaşamakta ve çalışmalarına kendi atölyesinde devam etmektedir.

ÖDÜLLER
2011

Dünya Kadınlar Günü, Mersin Soroptimist Klübü, Yılın Başarılı Kadın Ödülü
2009

Mersin Rotary Kulüp Meslek Hizmet Ödülü
2007

Mersin Kızkalesi Rotary Kulüp Meslek Hizmet Ödülü
2003

Kültür Bakan. 64. Resim ve Heykel Yrş. Başarı Öd.
1983

Vakko Resim Yarışması Mansiyon

1980

Ev Dekorasyon Resim Yarışması Başarı Ödülü
1974

DYO Resim Yarışması Ödülü

1961

Milletlerarası Gubbio Resim Yarışması 1.lik İtalya

22 Ekim 2011 Cumartesi

daha çok kitap okumama yardımcı olan http://www.rafrafkitap.com'a teşekkürler...beni Gabriel Garcia Marquez'in-Mavi Köpeğin Gözleri ile buluşturduğu için...


sevgili arkadaşlarım yeni bir kitap sitesi olan http://www.rafrafkitap.com/dan bahsetmek istiyorum bir arkadaşım sayesinde tanıştığım bu güzel site sayesinde kitaba ulaşmam özelliklede oldukça indirimli ulaşmam,elemanlarının her türlü sorunuma ve arayışıma içtenlikle ve büyük bir samimiyetle cevap verip  ve istediğim kitaba ulaşmamda yardımcı olmaları sayesinde yeniden  kitap okumama sebep oldular...http://www.rafrafkitap.com'a üye olduğunuzda  veya  E-Posta ListesiE-Mail listesine katılarak yeni yayın ve etkinliklerinden haberdar olabiliyorsunuz..
 en güzel yanlarından biride kapıda ptt kargoya ödeme yapıyor olmamız vede kredi kartlarından birine taksit yapıyor olmaları..ayrıcada kitap fuarında bu yıl standları yokmuş ama çok cici kitap ayraçları dağıtacakları...bende merakla fuarda almayı umut ediyor,bekliyorum. 
     
    şimdi Gabriel Garcia Marquez'in ilk kitaplarından olan ve yeniden basılan  Mavi Köpeğin Gözleri  hakkında sitede yayınlanan bilgileri sizlerlede paylaşmak istiyorum..
  Yazar : Gabriel Garcia Marquez

Yayıncı : Can Yayınları

Satış Fiyatı : 9,50 TL

%158,08 TL

  Mavi Köpeğin Gözleri 
Açıklama : "Görünmez bir güneş omuzlarımızı ısıtmaya başladı. Ama güneşin varlığı bile ilgimizi çekmiyordu. Mesafe, zaman ve yön kavramımızı kaybetmiş halde orada, nerede olduğunu bilmediğimiz bir yerde oturduk. Yanımızdan birçok ses geçti. 'Çulluklar gözlerimizi oydu,' dedik. Seslerden biriyse şöyle dedi: 'Bunlar gazeteleri fazla ciddiye almışlar.' Sesler ortadan kayboldu. Bizse öylece, omuz omuza oturmaya devam ettik." Rüyalar, kazalar, pişmanlıklar, inanç, özlem ve ölüm... Büyülü gerçekliğin gizemli ve puslu atmosferlerle buluştuğu bu öykülerde Gabriel García Márquez, yatalak bir genç adam, kedisinin bedenine girmek isteyen bir kadın, evladının ölümünün yaraladığı bir anne, ikizi ölen bir kardeş, gözleri çulluklar tarafından oyulan üç adam, kurbanını sabırla bekleyen ölüm meleği gibi birbirinden çok farklı kurgusal ve mitolojik kahramanlara gönderme yapan kişiliklerin, bedensel ve düşünsel hassasiyet anlarını anlatıyor. Yazarın ilk eserlerini barındıran Mavi Köpeğin Gözleri, Márquez'in 1947-1955 yılları arasında yazdığı on iki öyküden oluşuyor. Kitap, tarzı, temaları, karakterleri ve bilhassa yazarın "Yüzyıllık Yalnızlık'a değişmem," dediği "Çullukların Gecesi" öyküsüyle bir Márquez şenliği. (Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı : 128

Basım Tarihi : 2011-9

Çeviren : Emrah İmre

Kapak Türü : Karton

Kağıt Türü : 2. Hamur

Dili : Türkçe

Yazarın diğer ürünleri Benim Hüzünlü Orospularım Kırmızı Pazartesi İyi Kalpli Erendıra Bir Kayıp Denizci Kolera Günlerinde Aşk Yüzyıllık Yalnızlık Yaprak Fırtınası Başkan Babamızın Sonbaharı Labirentteki General Albaya Mektup Yazan Kimse Yok Can Yayınları diğer kitapları Gölge Hırsızı Akıl Çağı Kadınlar Okulu Kurtlar Labirentteki General Mutlu Ölüm Duvar Foucault Sarkacı Tersi ve Yüzü İyi Kalpli Erendıra Kategorideki diğer ürünler Gölge Hırsızı Eski Sevgili Bir Şehir Varmış Bir Şehir Yokmuş Kum Şeytanları Cincik İtiraf ve Ceza Cihangirde Kız Öpme Kuyruğu Korkunç Bir Gece Tepegözlerin Mağarasında

4 Ekim 2011 Salı

Abit Güner Resim Sergisi 1 Ekim - 21 Ekim 2011-Bakraç sanat galerisi










Bakraç sanat galerisinden mailime gelen bu güzel sergi haberini sizlerlede paylaşmak istedim...

ABİT GÜNER
1947 yılında Trabzon'da doğdu. Öğrenimini Trabzon'da tamamladı. 1972-1998 yılları arasında Almanya'da yaşadı. Almanya'da bu süre içinde Resim Sanatı ile ilgili araştırma ve incelemelerde bulundu. Bazen heryerde, bazen herkesten gizli. Yaptığı çalışmaların niteliği sadece beste değil adeta objeleriyle düet yapmakta. Sanatı tüm bedenini sarmalamakta, onunla bütünleşme çabasında. Görebildiğinin hep bir fazlasını daha görmek istediği için hayatının tümünü çalışmaya ve araştırmalara dayadı. Gereken zaman, gereken yer.., Sanatçıda hepsi mevcut. Resim bağlamında tüm hayatları yaşamış, herkes olabilmiş. Kendi iç dünyası adeta herkesin iç dünyası oluvermiş. Almanya'da Hanau'da Albertis Hofbuchhandlung, Offenbach Galerie Koller, Frankfurt Galerie Auletion Arnold olmak üzere birçok galeride kişisel sergiler açtı ve grup sergilerine katıldı. Yurtiçi ve yurtdışında pek çok özel koleksiyonlarda, çeşitli kurumlarda ve müzelerde eserleri mevcuttur. Birtürlü kopamadığı memleketi Trabzon'a kesin dönüş yaptı ve çalışmalarına halen kendi atölyesinde devam etmektedir. Evli olup 2 çocuk babasıdır.

KİŞİSEL SERGİLER
1990 Trabzon Devlet Güzel Sanatlar Galerisi
1991 İstanbul Üsküdar Belediyesi Altunizade Kültür Merkezi
1992 Trabzon İş Bankası Sanat Galerisi
1993 Trabzon Akbank Sanat Galerisi
1994 Ordu Güzel Sanatlar Galerisi
1995 İstanbul Ramko Sanat Galerisi
1996 Ankara Artium Sanat Galerisi
1997 İstanbul Garanti Bankası Sanat Galerisi
1997 Ankara Ziraat Bankası Sanat Galerisi
1998 Trabzon İş Bankası Sanat Galerisi
1999 İstanbul Galeri G
1999 İstanbul Tolga Eti Sanat Evi
2000 İzmir Leonardo Sanat Galerisi
2000 Ankara Galeri Selvin
2000 Ankara N&S Sanat Galerisi
2001 Ankara Bilkent Sanat Galerisi
2002 İstanbul Kanat Beyazıt Sanat Galerisi
2002 İstanbul (TÜYAP) Sanat Fuarı Kanat Beyazıt Sanat Galerisi
2003 Trabzon Müzesi
2004 İstanbul Kanat Beyazıt Sanat Galerisi
2004 Lütfü Kırdar Art İstanbul Sanat Fuarı (Ayda Sanat Galerisi)
2004 Ankara Sevgi Sanat Galerisi
2005 İstanbul Kanat Beyazıt Sanat Galerisi
2005 Trabzon Abit Güner ve Öğrencileri Sergisi
2006 İstanbul Kanat Beyazıt Sanat Galerisi
2006 Ankara Sevgi Sanat Galerisi
2006 Trabzon Abit Güner ve Öğrencileri Sergisi
2007 İstanbul Abit Güner ve Öğrencileri Sergisi
2008 Ankara Sevgi Sanat Galerisi
2008 İstanbul Cef Sanat Galerisi
2009 İstanbul Bakraç Sanat Galerisi
2010 Ankara Sevgi Sanat Galerisi
2011 İstanbul Doruk Sanat Galerisi



Bakraç Sanat Galerisi © 2005
Sinan Ercan Sokak No:38 Öztor Sitesi B Blok Kozyatağı - İstanbul
216 - 362 1

Bakraç sanat galerisi

Pazartesi - Cumartesi 11:00-18:00 
arası açıktır.

Sinan Ercan Sokak No:38 Öztor Sitesi B Blok
Kozyatağı / İSTANBUL

Tel.: 0216 362 18 26
Fax: 0216 410 91 97

26 Eylül 2011 Pazartesi

İstanbul Devlet Tiyatrosu perdelerini açıyor!

İstanbul Devlet Tiyatrosu (İDT) 2011-2012 Tiyatro sezonunu 1 Ekim’de açıyor.

İDT yeni sezonda 8 sahnede, onlarca seçkin oyunu tiyatro severlerle buluşturmaya devam edecek. Ekim ayı içinde, dördü Türkiye prömiyeri olmak üzere dünya gündemini belirleyen pek çok konunun yer aldığı 6 yeni oyun seyirci karşısına çıkacak..
İktidarın keyfiliği olgusuna son derece keyifli bir eleştiri getiren AT, 2. Dünya Savaşı sonrası çağdaş sanat felsefesinin tüm tartışmalarını içinde barındıran ve soyut ekspresyonist ressam Rothko’nun atölyesinde geçen KIRMIZI, suların tükenmesiyle tuvaletlerin özelleştirilmesine karşı çıkan bir isyanı son derece eğlenceli bir dille anlatan ünlü Broadway müzikali SİDİKLİ KASABASI MÜZİKALİ, pek çokları tarafından aklı ve düşünceleriyle değil ancak Filozof Heidegger ile ilişkisi bağlamında yargılanan çağımızın en önemli kadın düşünürlerinden Hanna Arendt’in yaşamına göz atan AŞKIN SIRADANLIĞI, Ortadoğu’nun kanlı iç savaşlarında bir kadının hayatını temel alan ve bu yılki İstanbul Film Festivali’nde de filmi gösterilen ve en iyi yabancı film Oscar’ına aday gösterilen YANIK, evsizler arasında var olmaya çalışan bir kadının sevdiği adamın cesedinin peşine düştüğü ANITA’NIN AŞKI YA DA ANTIGONE NEW YORK’TA adlı oyunlar Ekim ayı prömiyerleridir.
2011-2012 Sezonu Ekim Ayı Oyunları:
AT

Caligula çok sevdiği atını Roma senatosuna konsül olarak atar. Halk Caligula’nın kararını sorgulamaya cesaret edemediği gibi, bir de at modası ortalığı kasıp kavurur. Bu oyun, Caligula’nın halkın iyiliğini hiçe sayarak sadece kendi erkine güvenerek keyfi olarak atadığı at konsül üzerinden, meclisinde katilinden, hırsızına, suçlusundan arsızına dek milletvekilleri, senatörler ve konsüller bulunduran bütün zamanların iktidarları için yazılmış müthiş bir komedi.

Yazan: Gyula Hay

Çeviren: Özdemir Nutku

Rejisör: Hakan Boyav

Reji Yardımcısı: Halil Doğan

Dekor: Sertel Çetiner

Kostüm: Nalan Alaylı

Işık: Serhat Akın

Hareket Düzeni: İhsan Bengier

Oyuncular:

Tolga Evren, Metin Beyen, Süleyman Atanısev, Özlem Güveli Türker, Zeliha Güney, Müge Arıcılar, Kaya Akarsu, İmer Özgün, Aydın Şentürk, Güneş Hayat, Sevinç Niş, Halil Doğan, Ceyhun Turgut, Nuray Çokol, İpek Şen, Eylül Ezgi Yılmaz, Tuncay Koçal, Zekeriya Karakaş, Ali Murat Altınmeşe, Berkan Bulut, Dilek Demir, Özcan Akgöz, Berkay Tulumbacı, Salih Şimşek

1-16 Ekim tarihleri arasında Üsküdar Tekel Sahnesinde, 28-30 Ekim tarihlerinde Beykoz Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi’nde
KIRMIZI ( Türkiye Prömiyeri )
2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’nın sanattaki öncü rolünü ABD’ye kaptırmasıyla birlikte, Amerika’da ürün veren sanatçılar ve yaptıkları eserler 20. Yüzyılın 2. yarısına tam anlamıyla damga vurmuştur. Bu öyle bir dönemdir ki, Picasso bile demode sayılmakta, soyut dışavurumculuk ve diğer öncü akımlarla sanat tarihi ve felsefesi baştan aşağı sorgulanmaktadır. İşte bu dönemin en önemli sanatçılarından Rothko’nun atölyesinde asistanıyla geçen inişli çıkışlı iki yılının konu olarak seçildiği bu oyun, aynı zamanda 20. yüzyılda sanatın rolü üzerine düşünen herkesi avucunun içine alacaktır.

Yazan: John Logan

Çeviren: Eray Eserol

Rejisör: İskender Altın

Reji Asistanları: Ezgi Yentürk, Doğan Turan

Dekor ve Kostüm: Şirin Dağtekin Yenen

Işık: Enver Başar



Oyuncular:

Nihat İleri, Turan Günay

4-23 Ekim tarihleri arasında Beyoğlu Küçük Sahne’de


SİDİKLİ KASABASI MÜZİKAL
Pek çok ödül sahibi ünlü Broadway müzikali Devlet Tiyatroları sahnelerinde! Dünyanın ısınıp suların azalmasıyla birlikte, tuvalete girmenin sınırlayarak özel bir şirketin denetimine verildiği bir yerde geçer olayımız. Tuvalet parasını ödeyemeyenlerin gizemli Sidikli Kasabası’na gönderildiği, bir gidenin bir daha geri gelmediği, kimsenin birbirinin gözünün yaşına bakmadığı, tüm genel tuvaletlerin özelleştirildiği bu yere düşen bir aşk ateşi aynı zamanda süre giden sisteme karşı çıkışın da kıvılcımı olur.

Yazan: Greg Kotis

Çeviren: Barış Arman

Şarkı Sözleri Adaptasyon: Nebi Birgi

Sanat Yönetmeni: Şakir Gürzumar

Sanat Yönetmeni Yardımcısı: Galip Erdal

Rejisör: Oğuz Utku Güneş

Reji Asistanları: Sevil Tufan, Aslı Zırhlı

Dekor: Şirin Dağtekin Yenen

Kostüm: Mihriban Oran

Işık: Önder Arık

Müzik: Mark Hollmann

Dans Düzeni: Nebi Birgi

Oyuncular:

Doruk Şengün, Berfu Aydoğan, Barış Arman, Nebi Birgi, Ceren Gündoğdu, Semlin Artemiz, Efe Ünal, Taner Tunçay, Adnan Yiğit, Aslı Zırhlı, Didem Atasoy, Sevil Tufan, Derman Çinkılıç, Güniz Bilge, Ayşe Günyüz, Alper Aksoy, Beste Özgümüş, Nazlı Uğurtaş, Köksal Ünal, Hilmi Duruoğlu

13-14-15-16-20-21-27-28-29-30 Ekim tarihlerinde Küçükçekmece Cennet Kültür Merkezi’nde

AŞKIN SIRADANLIĞI ( Türkiye Prömiyeri )
Nazi Almanyası öncesi başlayan ve bir üniversitede öğrenci olan Yahudi asıllı Hanna Arendt ile felsefe profesörü Martin Heidegger arasında geçen gerçek aşkın öyküsü. Ancak bu ilişki tüm özgün fikirleri ve yaratımlarına rağmen Hanna Arendt’in hocası ve aşığı Heidegger’in gölgesinde değerlendirilmesine neden olur ve tüm hayatını etkisi altına alan bir lanete dönüşür.

Yazan: Savyon Liebrecht

Çeviren: Tarık Günersel

Rejisör: Özgür Yalım

Reji Asistanı:Saydam Yeniay, Gamze Yalım

Dekor: Behlüldane Tor

Kostüm: Nalan Alaylı

Işık: Yüksel Aymaz

Dramaturg: Derya Cumhur

Oyuncular:

Nurinisa Yıldırım, Saydam Yeniay, Deniz Elmas, Efe Tuncer

11-22 Ekim tarihleri arasında Şişli Cevahir 2 Sahnesi’nde.
YANIK ( Türkiye Prömiyeri )
Erkek egemen değerlerin hakim olduğu, savaşların yaşam biçimine dönüştüğü, işgal edilmiş topraklardan koparılmış mültecilerin kamplarda yaşamak zorunda kaldığı bir coğrafyada, çocuğundan koparılmış bir kadının diğer iki çocuğunun babaları ve ağabeylerini bulmaları için planladığı yolculuğu konu almaktadır. Böylece çocuklar geçmişlerindeki korkunç sırrı keşfederlerken, annelerinin ve genel olarak Ortadoğu coğrafyasının kan, acı, yoksulluk, cehalet ve öfkeyle yoğrulmuş hayatlarıyla yüzleşirler.

Yazan: Wajdi Mouawad

Çeviren: Cem Emüler

Rejisör: Cem Emüler

Reji Asistanı: Tansel Öngel

Dekor ve Kostüm: A. Cem Köroğlu

Işık: Akın Yılmaz

Müzik: Koray Kahraman

Dramaturg: Egemen Arslan

Oyuncular:

Emel Göksu Keleş, Fatma Öney, Murat Karasu, Iraz Yöntem, Tansel Öngel, Gökçe Erinç, Veda Yurtsever İpek, Engin Şahin, Atilla Can Çelebi, Fatih Sarı

20-30 Ekim tarihleri arasında Şişli Cevahir 1 Sahnesi’nde.
ANITA’NIN AŞKI YA DA ANTIGONE NEW YORK’TA (Türkiye Prömiyeri )
New York’un Parklarından birinde dünyanın bir çok yerinden Amerika’ya göç etmiş insanların bazıları hayatlarını sürdürmeye çalışırlar. Evsizlerin, sokaklarda yaşamanın kuralları, normal evi olan insanlarınkinden çok farklıdır, ama sokaktakiler arasında da aynı önyargılar paylaşılmaya devam eder. Bu ortamda dostluk, aşk, sadakat ve arkadaşlık başka tanımlara girer ve sınanır. İşte kaybolan bir cesedin peşinden bir maceraya atılan evsizlerin öyküsü, hem toplumsal düzeni, hem de “normal ve doğru” olanı tekrar sorguladığımız bir kara komediye dönüşür.

Yazan: Janusz Glowacki

Çeviren: Tuğrul Çetiner

Rejisör: Faik Ertener

Reji Asistanı: Özden Çiftçi

Dekor: Suar Şeylan

Kostüm: Medine Yavuz

Işık: Ayhan Güldağları

Oyuncular:

Özden Çiftçi, Mehmet Ali Kaptanlar, M. Şamil Kafkas, Ali Düşenkalkar

26-30 Ekim tarihleri arasında Üsküdar Stüdyo Sahnesinde
GEÇTİĞİMİZ SEZONDAN DEVAM EDEN OYUNLAR:
PROFESYONEL

sezonun kapalı gişe giden ve pek çok ödül toplayan oyunu, bu yıl da devam ediyor. Dünyaca ünlü Sırp yazar Duşan Kovaçevic, Yugoslavya'daki büyük dönüşümden önceki ve sonraki toplumsal-politik yaşamı, bir entellektüelin yaşam öyküsü içinde, kara-komedi türünde ve ironik bir üslupla anlatıyor. 40 yaşlarında bir edebiyat adamı, bir sekreter ve bir gizli polisin sürprizlerle dolu soluk soluğa izlenecek hikayesi.

Yazan: Dusan Kovaçeviç

Çeviren: Başar Sabuncu-Bilge Emin

Yöneten: Işıl Kasapoğlu

Dekor Tasarımı: Nurettin Özkönü

Kostüm Tasarımı: Gülümser Erigür

Işık Tasarımı: Önder Arık

Müzik:Cenap Oğuz
Oyuncular:

Bülent Emin Yarar, Yetkin Dikinciler, Gülen Çehreli, Cenap Oğuz

25-29 Ekim tarihleri arasında Şişli Cevahir 2 Sahnesi’nde.
İMPARATORLUK KURANLAR
Baba , karısı, kızı ve hizmetçisiyle yaşayan bir burjuva ailesinin yaşamının sürekli bir yükselme çabası içinde anlamsızlaşan boşluğu... Burjuva toplumunun içi boşalan değer yargıları, bireyin yalnızlığı ve kent insanının paranoyası üzerine grotesk bir Boris Vian oyunu.

Yazan: Boris Vian

Çeviren: Ayberk Erkay

Yöneten: Hakan Çimenser

Dekor Tasarımı: Işın Mumcu

Kostüm Tasarımı: Mihriban Oran

Işık Tasarımı: Akın Yılmaz

Dans Düzeni:Handan Ergiydiren
Oyuncular: Celal Kadri Kınoğlu, Mine Tüfekçioğlu, Sevinç Erol, Orhan Kurtuldu, Oya Okar, Uygar Özçelik, Serkan Abeş, Barış Akbaş

18-23 Ekim tarihleri arasında Üsküdar Tekel Sahnesinde
KENDİ KENDİNE KONUŞMAKTIR AŞ
Cezmi Ersöz’den türünü son derece iyi yansıtan bir oyun: Sevgililer gününde kız arkadaşını bekleyen bir adam, gelmeyen sevgili ve gelmiş geçmiş tüm kadınlarla hesaplaşmaya varan bir süreç… Pişmanlık duymak, gerçekten değişmekten kolay mıdır?

Yazan: Cezmi Ersöz

Yöneten: Serap Eyüboğlu

Dekor-Kostüm Tasarımı: Serpil Tezcan

Işık Tasarımı: Ayhan Güldağları

Müzik: Vedat Sakman

Oyuncular:

Kürşat Alnıaçık, İsmail Kavrakoğlu
25-30 Ekim tarihleri arasında Beyoğlu Küçük Sahne’de
BEDENSİZ KADIN(Türkiye Prömiyeri)
Ülkemizde yeni yeni tanınmaya başlayan Hırvat tiyatrosu yazarlarından Mate Matisic’in Bosna savaşının ardından kaleme aldığı ilginç bir oyun. Orta yaşlı bir fahişe, emekli bir asker ile temizlenmek istenen vicdan azapları ve korkunç savaş suçlarıyla lekelenmiş bir beden. Komedi ve dramın iç içe geçtiği oyun, Hırvat tarafından olaya bakmasına rağmen, savaşta hiçbir tarafın yeterince temiz olmadığını da gözler önüne sermektedir.

Yazar: Mate Matisic

Çeviren:Füsun Günersel

Yöneten: Kazım Akşar

Reji Asistanı:Gökçen Tongut

Dekor Tasarımı: Şirin Dağtekin Yenen

Kostüm Tasarımı: Şirin Dağtekin Yenen

Işık Tasarımı: Enver Başar

Müzik:Nurettin Özşuca

Oyuncular:

Reha Özcan, Ahenk Demir, Gilman Peremeci, Uğur Hakan Güneri, Gökalp Kulan

21-22 Ekim tarihlerinde Beykoz Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi’nde
SUÇLU AVCISI SAM SMITH (Çocuk ve Gençlik Oyunu ) (8-16 Yaş )
Dünya Prömiyeri
Küçük Kat kabakulağa yakalanmış ve hastalığı henüz atlatmış dinlenmektedir.. Eline geçen bir kitap ilgisini çeker ve okumaya başlar.. Birden kitaptaki kahramanlar canlanır ve oyunun içine girerler.. Kitabın başkahramanı Sam Smith adında suçlularla mücadele eden bir araştırmacı gazetecidir. Sam ve Kat’in karşılaşmalarıyla oyun heyecanlı ve sürükleyici bir maceraya dönüşür..

Yazan :Pat Hutchins

Çeviren :Hale Kuntay

Rejisör :Elif Erdal

Dekor Tasarımı :Şirin Dağtekin

Giysi Tasarımı :Şirin Dağtekin

Işık Tasarımı :Ayhan Güldağları

Müzik :Çelik Kasapoğlu

Yönetmen Yard :Burak Karaman
Oyuncular:

Tuğba Çom, Alayça Öztürk, Hakan Dülger, Tuğba Yüksel San, Oğuz Turgutgenç, Hakan Bulut, Fırat Demir, Derya Şener, Rabia İlknur Şaşmazer, Nebi Birgi, Güneş Çağlar, Ali Okumuş, Cengiz Eşiyok, Ayşegül Bahtiyaroğlu
23 ve 30 Ekim tarihlerinde Şişli Cevahir 2 Sahnesi’nde

http://sanat.milliyet.com.tr/Sanat/HaberDetay.aspx?

15 Eylül 2011 Perşembe

Nietzsche'nin çok sevdiğim bir şiirini sizlerle paylaşmak istedim...

*ÖYLE BİR HAYAT YAŞIYORUM Kİ*




Öyle bir hayat yaşıyorum ki,

Cenneti de gördüm, cehennemi de

Öyle bir aşk yaşadım ki

Tutkuyu da gördüm ,pes etmeyi de.

Bazıları seyrederken hayati en önden,

Kendime bir sahne buldum oynadım.

Öyle bir rol vermişler ki,

Okudum okudum anlamadım.

Kendi kendime konuştum bazen evimde,

Hem kızdım hem güldüm halime,

Sonra dedim ki "söz ver kendine"

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,

Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,

Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.

Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayati seyredersin.

Öyle bir hayat yaşadım ki,

son yolculukları erken tanıdım

Öyle çok değerliymiş ki zaman,

Hep acele etmem bundan, anladım...



Nietzsche

4 Eylül 2011 Pazar

Leyla Gamsız & Hamit Görele Sanat Akmerkez’de 7, tüm sanatserleri bekliyor. 6 Temmuz – 12 Eylül 2011

Leyla Gamsız & Hamit Görele





“Sanat Akmerkez’de 7”, Yaz Boyunca Çağdaş Türk Resim Sanatının Önde Gelen İsimlerinden Leyla Gamsız ve Hamit Görele’nin Eserlerini Ağırlıyor.

Çağdaş Türk Sanat dünyasını sanatseverlerle buluşturan “Sanat Akmerkez’de 7” yeni bir serginin ev sahipliğini yapıyor. Leyla Gamsız ve Hamit Görele’nin birbirinden değerli 20 eserini Akmerkez çatısı altında bir araya getiren Sanat Akmerkez’de 7, tüm sanatseverleri bekliyor. 6 Temmuz – 12 Eylül 2011 tarihleri arasında açık kalacak olan yeni sergi, Tunca Sanat Galerisi işbirliği ile gerçekleştiriliyor.



1950 kuşağının önde gelen resim sanatçılarından biri olan Leyla Gamsız’ın, görsel olgunluk ve doğayı bilinç düzeyinde kavrama yeteneği, sanatını belirleyen başlıca ölçütler olarak göze çarpıyor. Resimlerinde Anadolu ve Avrupa desenlerini kendine özgü yorumuyla sentezleyen Leyla Gamsız, benimsediği sanat tarzı ile çağdaş Türk resim sanatının yenilikçi ressamlarından biri olarak tanınıyor.



Eserlerinde, tuvale aktardığı renk ve coşku zenginliğinin yanı sıra, resim sanatında dışavurumculuğun öncü sanatçılarından biri olan Hamit Görele, doğayı resmetmenin değil dönüştürmenin yollarını aradı. Görele’ye göre müzik, yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır, müzik matematiğe ve matematik de geometriye dayanır. Resimlerindeki soyut biçimlendirmeleri lirik üslubuyla harmanlayan ve bu şekilde doğadan soyuta geçerken geometriyi kullanan Hamit Görele, her zaman aykırı ve uzak bir duruşu olmasının yanı sıra resimlerine taşıdığı lirik tarzı ile Çağdaş Türk resim sanatının tarihi içinde yerini buldu.



“Sanat Akmerkez’de 7” etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Leyla Gamsız ve Hamit Görele” karma sergisi, 6 Temmuz – 12 Eylül tarihleri arasında Sanat Akmerkez’de Galerisi’nde sanatseverleri bekliyor.
Sanat Akmerkez’de

Adres : Nispetiye Cad. Akmerkez – Zemin Çarşı No: 206 – 207 Ulus, Etiler

Tel: 0212 282 01 70
Tarih : 06 Temmuz-12 Eylül 2011
http://www.bigglook.com/biggistanbul/kultur/aktv_detay.asp?aktv_id=64662&aa_id=6

not:Değerli sanatçımız Leyla Gamsız'ı 15 temmuz 2010 yılında kaybettik..onunla ilgili kısa bir anımı aktarmak istiyorum.sanırım 10 yıl kadar önceydi çok yakın arkadaşım(aynı zamanda atölye arkadaşım)Nilgün'le birlikte taksim-Elmadağda bir sergisini görmek,en önemliside bu kadar hanımefendi,asil ve mütevazi bir ressamımızı tanımave tanışma mutluluğunu yaşamıştık..bizlerinde resim yaptığımızı ve sanatla ilgili olduğumuzu duyunca ,Kızıltopraktaki evine davet etmiş ve son derece mütevazi bir tavırla daha bunlardan sayısız var demişti...maalesef ziyaretine gidemedik ...ama o asil ve mütevazi kişiliğide hiç unutmadım.inşallah daha sayısız olduğunu söylediği eserleri emin ellerde ,en iyi şekilde değerlendirilir...ölümü bile o kadar sade bir törende ve sessizd,iki,ancak onunla ilgili bir post hazırlamak istediğim zaman googelde görebildim...değerli sanatçılarımız  Leyla Gamsız'ıve Hamit Görele'yi rahmetle anıyor,eserlerinin onları asırlarca yaşatacağını biliyorum...



26 Ağustos 2011 Cuma

19 Ağustos 2011 Cuma

gurur duydum...Paris'te bir türk Hüseyin Çağlayan ve görmek isteyenlerin oluşturduğu çok uzun bir kuyruk...


aklım kaldı,giremedim sıra çok uzundu ve turda bizim sayılı dakikalarımız kalmıştı..görüntüyü paylaşmak istedim...yurt dışında böyle bir manzarayla karşılaşmak gurur verdi..

5 Ağustos 2011 Cuma

'Son Kodachrome Filmi' 3 ağustos-4 eylül 2011 İstanbul Modern Sanat Müzesinde..


 son Kodachrome Filmi'3 Ağustos 2011National Geographic dergisinin usta fotoğrafçılarından Steve McCurry'nin, üretilen son Kodachrome filmiyle çektiği fotoğraflar, İstanbul Modern'de izlenime sunuldu.Zaman gazetesi sponsorluğundaki “Son Kodachrome Filmi” başlıklı sergi, dünyada ilk kez İstanbul'da açıldı. Serginin açılışına, Bülent Eczacıbaşı, fotoğraf sanatçısı Ara Güler ve Ekrem Dumanlı ile çok sayıda davetli katıldı.


McCurry'nin Kodachrome filmine vedasında, Ara Güler ve Elliott Erwitt gibi fotoğraf ustalarının yanı sıra ünlü aktör Robert de Niro, Hint sinemasının ünlü oyuncu ve yönetmenlerinden Amitabh Bachchan, ünlü yönetmen Shekhar Kapur, Hintli aktör, yönetmen, yapımcı Aamir Khan, Hintli yazar ve aktrist Shenaz ile Rajastan'daki Rabari kabilesinden etkileyici portreler yer aldı.


Sergide, McCurry'nin projesinde kullandığı Nikon F6 fotoğraf makinesiyle son Kodachrome filmi de izlenime sunuldu. Ayrıca McCurry, sergi tanıtım kataloğunu sanatseverler için imzaladı.


İstanbul Modern Sanat Müzesi Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, McCurry'e ve projeye destek olan Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Dumanlı'ya plaket verdi.


Sergi, 4 Eylül'e kadar açık kalacak.

KODACHROME



1935'te üretimine başlanan ve görüntü teknolojisinde “ikon” haline gelen Kodachrome, fotoğrafçılıkta en çok tercih edilen filmlerden biriydi. Öyle değerliydi ki, 70'lerde efsaneleşen film için 1973'te ünlü sanatçı Paul Simon bir şarkı bile yaptı.


Teknolojinin hızlı gelişimi ve dijital fotoğrafçılığın son sürat yaygınlaşması sonucu, basın fotoğrafçılığının gözdesi olan Kodachrome'un üretimi 2009'da durduruldu.


Fotoğraf kariyerinin başından itibaren Kodachrome kullanan Steve McCurry, New York'taki üretim bandından çıkacak en son Kodachrome filminin kendisine verilmesi için Kodak firmasıyla görüştü. Şirket kabul edince Steve McCurry, 30 yıldır kullandığı bu filmin son 36 karesiyle farklı ülkelerdeki kentleri ve kişileri çekerek, bir dönemin kapanışına tanıklık etti.


http://www.hurriyet.com.tr/kultur-sanat/haber/18405633.asp?gid=282