10 Kasım 2011 Perşembe

Belen Kahvesi ve Ormancı Türküsü




Marmaris'e giderken 2 ayrı yerde 'Belen kahvesi'yazısını hemde turistik levha ile gösterilmiş olarak görünce kızım merakla neresi ve ne özelliği olduğunu sordu,bende daha önceden bilmediğimi cep tel.internete girip bakmasını söyledim ve bu ilginç hikayeyi okudu bende sizlerlede paylaşmak istedim..




Çıktım Belen Kahvesine, Baktım Ovaya ...
... Müzeyyen Senar'ın eşsiz yorumu ile "Ormancı Türkü" 'sünü bilmeyenimiz yok gibidir.
Türkü; Temmuz 1946'da Muğla'nın Gevenes köyündeki Belen Kahvesinde vuku bulan gerçek bir olay üzerine Değirmenci Tahir Usta tarafından bestelenen ve zamanla ünü Türkiye geneline yayılan bir halk türküsüdür.

Türkü'nün hikayesi aşağıdaki gibidir...

"Gevenes köyünde 1922 yılında dünyaya gelen Mustafa Şahbudak, ağa çocuğudur.


Mustafa'nın en yakın arkadaşı köy muhtarı Tevfik Cezayir'dir.
Her akşam köy kahvesinde dama oynayan iki arkadaşın iddialı ve dostane
karşılaşmaları kahvehanedekiler tarafından da ilgi ile izlenir. 1946 yılının
bir Temmuz gününde, Mustafa Şahbudak ve Muhtar Tevfik Cezayir, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında 'Sarı Memet' lakaplı Orman Memuru Mehmet İn çıkagelir. Mehmet, sarhoştur. Bir gün önce, komşu Çiftlik köyünde yangın çıkmıştır. Ormancı, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için bekçiyi muhtardan ister. Ancak bu arada 1946 seçimlerinin evrakı da Yatağan'a gönderilecektir. Her türlü evrak Yatağan'a köy bekçisi tarafından götürülmektedir. Muhtar Cezayirli, 'Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem' cevabını verir. Bunun üzerine ormancı ile muhtar arasında tartışma başlar. Muhtar Tevfik Cezayirli, 'Ayıp ediyorsun Mehmet, bize müsaade et' der ve oyuna devam eder.
Ormancı dama masasına bir yumruk atar. Mustafa Şahbudak, bu davranışa tahammül edemez ve ormancıyı tokatlar. Olayın büyüyeceğini anlayan köylüler, ormancıyı sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler.


Ormancı bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Şahbudak'ın
tahammül sınırını daha da zorlar. Şahbudak, yerinden kalkar, ormancının
üzerine yürür. Ormancı Mehmet, kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudak'ı kolundan yaralar. O zaman, Mustafa Şahbudak ormancıyı korkutmak için, belindeki tabancayı çıkarır, yere doğru ateş eder. Muhtar, ormancının ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat, Mustafa tetiği çoktan çekmiştir ve kurşun muhtar Tevfik Cezayir'e isabet eder. Ormancı Mehmet İn, bunun üzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye, bir el daha ateş eder. Bu ateş de öldürmek için değil, kaçmasına engel olmak içindir. İkinci atışta Mehmet İn, yere düşer. Arka cebinde tütün tabakası olduğu için, ona bir şey olmaz. Ama Tevfik kanlar içindedir.



O günlerin imkansızlıkları içerisinde Tevfik'i, tahta bir sal üzerinde
köyden 23 kilometre uzaklıktaki Muğla Devlet Hastanesi'ne götürürler.
Tevfik, çok kan kaybetmektedir. Mustafa, Doktor Veli Bey'e, "Babamın selamı var, bu adamı iyileştir" diye yalvarır. Doktor Veli Bey, "O ölecek, önce senin kolunu saralım" diye yanıt verir. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafa'yı yanına çağırarak, "Ben ölüyorum, hakkını helal et" dedikten sonra can verir.



Mustafa, en yakın arkadaşını öldürdüğü için teslim olur, 4 yıl ceza alır.
Cezaevindeyken her gece Tevfik rüyasına girer. Ancak ormancıya kini gittikçe artar.



Bu acı olaydan sonra köyde kalamayacağını anlayan Mehmet İn ise, tayinini ister, Kavaklıdere Orman Müdürlüğü'ne atanır. Aslen Marmarislidir.


Emekliliğinden sonra oraya yerleşir. Doksanlı yılların başında da ölür.

Mustafa Şahbudak da, cezaevinden çıktıktan sonra, anılarla dolu o köyde
yaşayamayacağını anlayıp, Muğla'ya yerleşir. Çok sevdiği, günlerini birlikte geçirdiği arkadaşı Muhtar Tevfik Cezayir'i öldürdüğünde, arkada 25 yaşında bir eş ve 3 çocuk bırakır. Muhtar'ın eşi Pembe, bu acıya dayanamayıp birkaç yıl sonra akli dengesini yitirir. Oğlunun biri İzmir'e yerleşir. Diğer oğlu ile kızı, köyde evlenirler ve hayatlarını orada sürdürmeye devam ederler.
Bu arada Mustafa'nın anne tarafından akrabası olan Değirmenci Pisili Tahir Usta Gevenes Köyü'nde yaşanan bu acı olayın türküsünü bestelemiştir. Bu türkü bugün düğünlerde okunan, herkesin diline düşen Ormancı türküsüdür.

Hayatının kalan yıllarını bu olayı unutmaya çalışarak geçiren Mustafa
Şahbudak da 28 Mart 2005 günü İzmir Ege Üniversitesi Hastanesi'nde 83
yaşında ölür."
 hikaye böyle...
not:hikaye ve fotoğraflar http://www.gezenbilir.com/index.php?topic=17527.0 alınmıştır

5 Kasım 2011 Cumartesi

31 Ekim 2011 Pazartesi

Gencay Kasapcı resim sergisi- Abdullah Kasapcı Takı Sergisi 22 Ekim - 18 Kasım 2011 Bakraç Sanat galerisinde










ABDULLAH KASAPÇI



Mersin doğumlu sanatçı Tarsus Amerikan Kolejinden sonra İstanbul İktisat Fakültesine devam etti. A.B.D. Büyükelçiliği ve konsolosluklarında ekonomik, politik ve çalışma danışmanlığı yaptı.Sanat yaşamını Ankara ve İstanbul’dan sonra Mersin’de sürdürmektedir.Yapıtları yurtiçi,yurtdışı ve Kültür Bakanlığı koleksiyonlarında yer almaktadır.

Ayrıca 2008 yılında, Mersin Valiliği ve Mersin Üniversitesi tarafından organize edilen “Mersin Sempozyonu” sırasında sanatçıya Mersin Valisi Hüseyin Aktaş tarafından bir teşekkür belgesi verilmiştir.
‘’Mersin’in ekonomik, sosyal ve kültürel değerlerinin bugüne taşınması,yaşatılması ve geleceğe aktarılması konusunda gösterdiğiniz çaba ve kent kültürünün zenginleştirilebilmesine sağladığınız katkılar nedeniyle Mersinliler adına teşekkür eder; sağlık ve mutluluklar dilerim.
Mersin Valisi
HÜSEYİN AKSOY’’
KİŞİSEL SERGİLER


1990 Sanat Yapım Galerisi (ilk sergisi)/ ANKARA
1991 Galeri Selvin/ ANKARA
1991 Mersin Belediyesi Sanat Evi /MERSİN
1992 Galeri Zon/ ANKARA
1992 Kashimato Kültür Festivali/ Japonya
1993 Galeri Zon / ANKARA
1993 Leonardo Sanat Galerisi/ İZMİR
1994 Türkiye Yardımsevenler Derneği/ ANKARA
1994 Türkiye Yardımsevenler Derneği/ TEKİRDAĞ
1995 Leonardo Sanat Galerisi/ İZMİ
1996 Dam Sanat Galerisi/ ANKARA
1998 Gizmo S & C Butik / MERSİN
2000 Galeri Ayda/ ANKARA
2001 Hobi Sanat Galerisi/ İSTANBUL
2003 Altamira Sanat Galerisi/MERSİN
2006 Kültür Merkezi (Soroptimist Derneği Sponsorluğunda) /MERSİN
2007 Arnavutköy Art Gallery/İSTANBUL


bu güzel takıların ve resimlerin devamını görmek isterseniz http://www.bakrac.com/index.aspbakabilir,galeriye gidebilirsiniz


Gencay Kasapçı'nın sergilediği eserlerden bazıları





GENCAY KASAPÇI



1933 Ankara`da doğdu.

1954 İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü`nü bitirdi.

1959 İtalyan hükümetinden kazandığı burs ile Floransa`ya gitti ve akademide Prof. Collaccki ile fresk ve mozaik çalıştı.

1960–1967 yılları arasında Roma`ya yerleşti ve atölyesini kurdu. Yurt dışında birçok sergi açtı.

1963 Ankara`da Ziraat Bankası için 11 metrekare mozaik duvar resmi yaptı.

1967 Yurda döndü. Yurda döndükten sonra Ankara’da Orta Doğu Teknik Üniversitesine (ODTÜ), İş Bankası Genel Müdürlük binasına ayrıca İstanbul’da Divan Otel ve Etap Otellerine duvar resimleri yaptı.

1976–1983 yılları arasında Ankara Vakko Sanat Galerisi sanat danışmanlığı ve yöneticiliği yaptı.

1983`te Ankara’da Mine Özman ile Mİ-GE Sanat Galerisini kurdu.

1994`te Mersin İli’ne "Özgürlük Anıtı" nı yaptı.

1995`te "Portakal Ağacı" anıtını yaptı.

1994-2000 İstanbul`da Replika Sanat Galerisi`nin sanat danışmanlığını yaptı.



UNICEF`e, TEMA (Türkiye Erozyonla mücadele, ağaçlandırma ve doğal varlıkları koruma vakfı), TAP (Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı) tarafından resimleri kart olarak bastırılmıştır.



Yapıtları, dünyanın çeşitli ülkelerinde ve yurdumuzdaki özel koleksiyonlardadır. Serbest sanatçı olarak halen Mersin`de yaşamakta ve çalışmalarına kendi atölyesinde devam etmektedir.

ÖDÜLLER
2011

Dünya Kadınlar Günü, Mersin Soroptimist Klübü, Yılın Başarılı Kadın Ödülü
2009

Mersin Rotary Kulüp Meslek Hizmet Ödülü
2007

Mersin Kızkalesi Rotary Kulüp Meslek Hizmet Ödülü
2003

Kültür Bakan. 64. Resim ve Heykel Yrş. Başarı Öd.
1983

Vakko Resim Yarışması Mansiyon

1980

Ev Dekorasyon Resim Yarışması Başarı Ödülü
1974

DYO Resim Yarışması Ödülü

1961

Milletlerarası Gubbio Resim Yarışması 1.lik İtalya

22 Ekim 2011 Cumartesi

daha çok kitap okumama yardımcı olan http://www.rafrafkitap.com'a teşekkürler...beni Gabriel Garcia Marquez'in-Mavi Köpeğin Gözleri ile buluşturduğu için...


sevgili arkadaşlarım yeni bir kitap sitesi olan http://www.rafrafkitap.com/dan bahsetmek istiyorum bir arkadaşım sayesinde tanıştığım bu güzel site sayesinde kitaba ulaşmam özelliklede oldukça indirimli ulaşmam,elemanlarının her türlü sorunuma ve arayışıma içtenlikle ve büyük bir samimiyetle cevap verip  ve istediğim kitaba ulaşmamda yardımcı olmaları sayesinde yeniden  kitap okumama sebep oldular...http://www.rafrafkitap.com'a üye olduğunuzda  veya  E-Posta ListesiE-Mail listesine katılarak yeni yayın ve etkinliklerinden haberdar olabiliyorsunuz..
 en güzel yanlarından biride kapıda ptt kargoya ödeme yapıyor olmamız vede kredi kartlarından birine taksit yapıyor olmaları..ayrıcada kitap fuarında bu yıl standları yokmuş ama çok cici kitap ayraçları dağıtacakları...bende merakla fuarda almayı umut ediyor,bekliyorum. 
     
    şimdi Gabriel Garcia Marquez'in ilk kitaplarından olan ve yeniden basılan  Mavi Köpeğin Gözleri  hakkında sitede yayınlanan bilgileri sizlerlede paylaşmak istiyorum..
  Yazar : Gabriel Garcia Marquez

Yayıncı : Can Yayınları

Satış Fiyatı : 9,50 TL

%158,08 TL

  Mavi Köpeğin Gözleri 
Açıklama : "Görünmez bir güneş omuzlarımızı ısıtmaya başladı. Ama güneşin varlığı bile ilgimizi çekmiyordu. Mesafe, zaman ve yön kavramımızı kaybetmiş halde orada, nerede olduğunu bilmediğimiz bir yerde oturduk. Yanımızdan birçok ses geçti. 'Çulluklar gözlerimizi oydu,' dedik. Seslerden biriyse şöyle dedi: 'Bunlar gazeteleri fazla ciddiye almışlar.' Sesler ortadan kayboldu. Bizse öylece, omuz omuza oturmaya devam ettik." Rüyalar, kazalar, pişmanlıklar, inanç, özlem ve ölüm... Büyülü gerçekliğin gizemli ve puslu atmosferlerle buluştuğu bu öykülerde Gabriel García Márquez, yatalak bir genç adam, kedisinin bedenine girmek isteyen bir kadın, evladının ölümünün yaraladığı bir anne, ikizi ölen bir kardeş, gözleri çulluklar tarafından oyulan üç adam, kurbanını sabırla bekleyen ölüm meleği gibi birbirinden çok farklı kurgusal ve mitolojik kahramanlara gönderme yapan kişiliklerin, bedensel ve düşünsel hassasiyet anlarını anlatıyor. Yazarın ilk eserlerini barındıran Mavi Köpeğin Gözleri, Márquez'in 1947-1955 yılları arasında yazdığı on iki öyküden oluşuyor. Kitap, tarzı, temaları, karakterleri ve bilhassa yazarın "Yüzyıllık Yalnızlık'a değişmem," dediği "Çullukların Gecesi" öyküsüyle bir Márquez şenliği. (Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı : 128

Basım Tarihi : 2011-9

Çeviren : Emrah İmre

Kapak Türü : Karton

Kağıt Türü : 2. Hamur

Dili : Türkçe

Yazarın diğer ürünleri Benim Hüzünlü Orospularım Kırmızı Pazartesi İyi Kalpli Erendıra Bir Kayıp Denizci Kolera Günlerinde Aşk Yüzyıllık Yalnızlık Yaprak Fırtınası Başkan Babamızın Sonbaharı Labirentteki General Albaya Mektup Yazan Kimse Yok Can Yayınları diğer kitapları Gölge Hırsızı Akıl Çağı Kadınlar Okulu Kurtlar Labirentteki General Mutlu Ölüm Duvar Foucault Sarkacı Tersi ve Yüzü İyi Kalpli Erendıra Kategorideki diğer ürünler Gölge Hırsızı Eski Sevgili Bir Şehir Varmış Bir Şehir Yokmuş Kum Şeytanları Cincik İtiraf ve Ceza Cihangirde Kız Öpme Kuyruğu Korkunç Bir Gece Tepegözlerin Mağarasında