resim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
resim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2011 Pazar

çok beğenerek takip ettiğim suluboya ressamlarımızdan Orhan Gürel...













Orhan Gürel
1952 yılında Sivas'ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara'da tamamlayan sanatçı Mali Bilimler ve Muhasebecilik Yüksek Okuluna devam etti. Resim çalışmalarına lise yıllarında, hocası Eşref Üren'in teşvikleriyle başladı. İlk yıllarda desen ve karikatür, daha sonra da pastel çalıştı. 1987 yılında suluboyaya başladı. Sanatçı, suluboyanın saydam dokusunu koruyarak, yumuşak ve şiirsel resimler yapmaktadır. .Sanatçı amacının; "Suluboya resmin ülkemizde tanınması ve değerinin anlaşılması" olduğunu söylüyor.

Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği ve Suluboya Ressamları Grubu üyesi olan Orhan Gürel'in yurtiçi ve yurt dışında (ABD, İngiltere, Türkmenistan, İtalya) çok sayıda koleksiyonda eserleri bulunmaktadır. 
 .

 http://www.sevgisanatgalerisi.com/user/Gallery.aspx?id=30

23 Şubat 2011 Çarşamba

Necdet Kalay ( 1932)- (1984) -Resimlerini çok beğendiğim ressamlarımızdan











1932 yılında İstanbul'da doğan Necdet Kalay, ilk ve orta öğrenimini bu şehirde tamamlamıştır. İlk çalışmalarına heykel sanatçısı Faruk Morel ve ressam Şeref Akdik'ten ders alarak başlayan sanatçı, daha sonraki yıllarda İDGSA Resim Bölümü'nde eğitim görmüştür. 1954-1957 yılları arasında eğitim gördüğü Güzel Sanatlar Akademisi'nde pek çok otoriteden resimle birlikte sanat bilgisi dersleri de almış, böylece sanat kültürünü de geliştirmiştir.



Daha çok kendi kendisini geliştirdiği kabul edilen Necdet Kalay, ilk sergisini 1960 yılında İstanbul'da açmıştır. 1970'li yıllarla birlikte resim çalışmalarına yurt dışında devam etme kararı alan sanatçı, o dönemin en ünlü Türk ressamları arasına girmeyi de başarmıştır. Türkiye'deki özel koleksiyoncuların ilgisinin Türk ressamlarına yöneldiği o yıllarda; Necdet Kalay, son derece popüler bir ressam olarak pek çok resim satmıştır. Necdet Kalay'ın resimlerinde daha çok Anadolu peyzajının geniş fırça tuşlarıyla çalışıldığını görürüz. Onun resimlerinde görüntüyü ana çizgileriyle vermeyi amaçlayan bir özellik ve dekoratif yanı ağır basan bir anlayış ön plandadır. Sanatçı, 1984 yılında ölmüştür.

not:resimler ve biyografi netten alıntıdır.

11 Aralık 2010 Cumartesi

Tarihte İlk Türk Kadın Ressam.....Mihri Müşfik Hanım




 
 
  Mihri Müşfik Hanım ilk kadın ressamlarımızdandır ve 1886 yılında doğmuştur. Babası Askeri Tıbbiye ‘nin ünlü hocalarından Çerkes Mehmet Rasim Paşa'dır. Annesi de yine Kafkasya göçmeni bir aileden gelmektedir. Aynı zamanda Hale Asaf 'ın teyzesi olan ilk Türk kadın ressamı Mihri Hanım, sonraları Bursalı Selami Paşa'nın oğlu hariciye memurlarımızdan olan Müşfik Bey'le evlendiği için Mihri Müşfik adıyla da tanınmıştır. Mihri Müşfik , o zamanlar İstanbul 'a yerleşmiş olan ressam Fausto Zonaro 'dan dersler almış ve İtalya'da (Roma) ve Fransa'da (Paris) özel atölye ve sanat okullarında öğrenim görmüştür. Roma'da yaşantısı sırasında, Vatikan Müzesi'ne bir tablosu bile konuldu. Hatta, Papa'nın bir portresini yaptı. Papa , ilk defa bir kadın ressama poz veriyordu. Bütün bunlar, arkadaşı meşhur Danonçiyo'nun özel dostluğunun eseri idi. Roma, Vatikan'da Papa'nın portresini yapmış ve yapıtı Vatikan Müzesi'ne alınmıştır. Sanayi-i Nefise'nin bünyesinde yeralan İnas (Kız) Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kurulmasına öncülük etmiş olup aynı okulda müdürlük, öğretmenlik görevinde bulunmuştur.(Bu vesile ile ressam Nazlı Ecevit ‘in de hocasıdır) 1938-1939-1943 dünya sergilerine katılan sanatçı daha sonra ABD'ye yerleşmiş ve yaşamını Amerikan zenginlerine özel dersler vererek sürdürmüştür. Genellikle bütün meşhur ressamlarda olduğu gibi, çalışma gücünü yitirdikten sonra, yaşamının son yılları zorluklarla ve sefalet içinde geçen sanatçı 1954 yılında aramızdan ayrılmıştır. Portre ve natürmort çalışmalarıyla dikkat çeken sanatçının resim heykel müzelerinde ve özel koleksiyonlarda yapıtları bulunmaktadır.








 












 




http://www.wardom.org/tarihte-ilk-turk-kadin-ressam-t338144.html-bazı fotoğraflarda netten görsellerden alıntıdır

14 Kasım 2010 Pazar

herkese iyi bayramlar diliyorum... çok beğendiğim ressam Hoca Ali Rıza ve eserleri








HOCA ALİ RIZA

Karakalem, füzen, pastel, suluboya ve yağlıboyayla gerçekleştirdiği natürmort


ve manzara

resmi türündeki yapıtları,çeşitli koleksiyonlara (özellikle

Ankara’daki Milli Kütüphane) dağılmış

olan Hoca Ali Rıza’nın doğaya

tutkun bir derviş eğilimiyle çizdiği resimleri, Osmanlılık ile

çağdaşlık arası bir estetiği akla getirir: Yapıtlarında bütün çağdaşlığına

karşın, “eski”liğin kapalı

simgeleri saklı gibidir. Doğa tutkusunun,

inceleme ve gözlem yeteneğinin, bir resim için

taşıyacağı değeri, sürekli biçimde vurgulamak istemiş, ama bunu, Batılı bir sanat öğreticisinin

alışılmış yöntemleriyle değil, bir Türk eğiticisinin gelenekten

süzerek arıttığı, İstanbul’un

doğasıyla bütünleştirdiği ahlak ve düşünce felsefesiyle, alçakgönüllü bir biçimde yapmıştır. Bu

nedenle resimlerinde yeterince dengeli ve ölçülü davranmayı yeğlemiş, deseninin

ince çizgileri,

kâğıt üstünde okşayıcı bir etki bırakmıştır. Bu açıdan bakıldığında, sanatının genel niteliğini

kazandıran değerlerin öncüsü

olduğu söylenebilir.





http://www.webressam.net/category/hoca-ali-riza

Hoca Ali Rıza (1858 -1930)13


Mar, 2009Eserleri 5000 belkide dahada üzerindedir.İstanbul üzerine

bir çok eseri vardır mahalle resimleri, kahvehaneler, semt yaşantıları,

deniz kıyıları hep hayatın içinden eserlere imza atmış, halkın içinde

yaşamıştır.
Zaten bu temaları hayata geçirmek için başka türlü bir

yaşam tarzı düşünülemez. Çoğu sanatçının aksine ömrünü saraylarda

meşhur iş adamlarıyla, yada zengin tabakaya adamamış, hep hayatın

izlerini bırakmıştır resimlerinde.
Halkla içine yaşamıştır.

ressam.net/?s=karakalem”title=”karakalem” >Karakalem suluboya tekniğine ağırlık vermiştir. Yaşamı boyunca çok

hızlı tempoda çalışmıştır.1930 yılında İstanbul da ölmüştür.

Birçok sanatçıda gördüğümüz gibi Hoca Ali Rıza nın da hayatı dönüm

noktalarıyla doludur.

Bunlardan bazıları gençliğinde seramik ve porselenle

sanatıyla haşır neşir olması Fausto Zonaro ile tanışması gibi. Bu dönüm

noktaları onu hep resme doğru itmiş ve içindeki sanatçı ruhunu eserlerine

katmasında çok büyük katkısı olmuştur.