müze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Temmuz 2011 Perşembe

yaz tatilinde İstanbul'da çocuklarımızı götürebileceğimiz 2 müze:oyuncak müzesi ve uçurtma müzesi..










not:fotoğraflar netten alınmıştır.


İSTANBUL OYUNCAK MÜZESİ
İstanbul Oyuncak Müzesi 23 Nisan 2005 yılında Sunay Akın’ın ailesinden kalma Göztepe’deki köşkünde kurulmuştur. Yazar, müze kurma fikrinin temellerini daha çocukluk yıllarında atmıştır. Sunay Akın 6 yaşında ailesi ile birlikte İstanbul’a yapmış olduğu bir seyahatte Arkeoloji Müzesini ziyaret eder. Bu geziden o kadar etkilenir ki müzeciliği oyunlarına katar ve en çok sevdiği oyun haline gelir. Ancak diğer çocuklar pek ilgi göstermediklerinden oyunu hep kısa sürer.
Oyuncak müzesi fikrinin temelleri ise şairin, 20 yıl önce Almanya’nın Nürnberg kentine yapmış olduğu seyahatine uzanıyor. İlk kez o zaman böyle bir müzeyle karşılaşan Sunay Akın, kendini oyuncaklardan saatlerce alamadığını itiraf ediyor. Akın daha sonra gittiği tüm ülkelerde oyuncak müzesi aramaya başlar ve bu gezilerin sonunda gelişmiş her ülkenin mutlaka oyuncak müzesi olduğunu ve teknolojik açıdan kendini geliştiren ülkelerin oyuncak sanayisinde lider olmayı başardıklarını fark eder. Şair o müzeleri gezerken şunları düşünür “Hayal etmenin ve düş kurmanın tarihi var. Bu tarih o müzelerde yaşatılıyor. Türkiye’de de böyle bir müze olmalı ve hayaller korunmalıydı.”
Yazar bu müzeyi kurma amacını ise şu sözlerle ifade etmekte “Oyuncak Müzelerini gezerken içimde hep anlaşılmaz, garip bir duygu taşıdım. Neden benim ülkemde oyuncak müzesi yok diye. Bu beni rahatsız etti. Hani istiridyenin içine bir kum taneciği girer, istiridye bundan rahatsızlık duyar ve o kum taneciğini izole etmek için etrafında bir salgıya çevirir ya; hani böylelikle inci oluşur ya… İşte oyuncak müzesi de böyle bir inci. İçime bir kum taneciği girdi ve bu beni rahatsız etmeye başladı. Çünkü bütün uygar ülkelerin oyuncak müzeleri var, o zaman bir salgı ortaya çıkardım ve bu müzeyi kurdum”
15 yılda gezdiği ülkelerdeki antikacılardan ve açık arttırmalara katılarak satın aldığı oyuncaklarla bu müzeyi kuran sanatçı insanlara masalsı bir dünya kurmak istemiş. Sunay Akın oyuncak Müzesi hayalini gerçeğe taşırken sahne tasarımcısı Ayhan Doğan ile çalışmıştır. Yazar, Ayhan Doğan ile çalışmasının sebebini ise şöyle açıklamakta; “Bu müzede hayallerimizdeki kahramanları sergileyeceğimize göre, her odanın bir sahne görünümünde olması gerekliydi. Bu işi de en iyi başarabilecek olan isim Ayhan Doğan’dı.
Müze sözcük olarak ilham perisi anlamını taşıyor. Müze mitolojideki Zeus’un 9 güzel kızı “Musa”lardan gelir. Akın hiçbir müzenin kar amaçlı kurulmayacağını ilham perilerinin ona kazandırdığı ne varsa onlarla müze kurduğunu, sevenlerinin kendisi için harcadığı parayı onlara hizmet olarak sunmaya çalıştığını ifade ediyor.
Müzedeki oyuncakların sayısı ve çeşidi konusunda sınır bulunmamaktadır. Oyuncak müzesinden içeri adımınızı attığınız anda sizi masalsı bir dünya beklemektedir. Evcilik oynadığınız bebeğiniz, kurşun askerleriniz, metal arabalarınız, çocukluğunuz, anılarınız sizleri bekliyor. Sunay Akın, yurt içinden ve yurt dışından yaklaşık dört bin adet antika oyuncak topladı. En eski oyuncak 1817 yılına ait, Fransa`da yapılan bir oyuncak keman… 1820 yılında Amerika`da yapılan bir bebek, yine aynı ülkeden 1860 yılına ait misketler, Almanya`da yapılan yüz yaşında teneke oyuncaklar ve porselen bebekler müzenin en eski eserleri arasında.

Müze 5 kattan oluşmaktadır. Konferans salonunun bulunduğu en alt katta kendinizi bir denizaltının içinde bulacak, çayınızı kahvenizi yudumlayacağınız cafede ise bir oyuncağın dişlilerinin içinde hissedeceksiniz. Girdiğiniz her odada farklı bir macera yaşayacak ve çocukluk dostlarınızla karşılaşacaksınız.


Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi günleri haricinde, 09:30-18:00 saatleri arasında ziyarete açıktır.

http://www.istanbuloyuncakmuzesi.com/tr/default.asp

ÜSKÜDAR BELEDİYESİ MEHMET NACİ AKÖZ UÇURTMA MÜZESİ








Kuruluş Tarihi

Müzesinin resmi kuruluşu 2005 yılı olmakla birlikte, koleksiyondaki ürünler 1986 yılından itibaren toplanmaya başlanmıştır.

2011 yılı itibariyle Üsküdar Belediyesi ile işbirliğine giden müzemiz, isim değişikliği yaparak “Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi” adını almıştır.

Müzeye giriş ücretsizdir. Sadece atölyede kullanılan uçurtma malzemelerin ücreti talep edilmektedir.

Müze Ürünleri Nasıl Toplandı?

a) Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi'nin ilk ürünleri, Mehmet Naci Aköz’ün 1986 yılında yazdığı ve 26 ayrı ülkeye gönderdiği “Türkiye’de uçurtma kültürünün geliştirilmesi için yaptığı çalışmalara destek aradığını ifade eden” mektup sonucunda pek çok ülkeden gelen destek mektupları ve çeşitli ürünlerdir.

b) 1993 – 1995 Yıllarında Hollanda’da yaşayan Mehmet Naci Aköz, bu dönemde özellikle Hollanda, Belçika ve Almanya’dan topladığı çeşitli ürünleri Türkiye’ye getirerek koleksiyonuna ciddi katkılarda bulundu.

c) 1997 ve 1998 Yıllarında Mehmet Naci Aköz tarafından projelendirilip, İBB sponsorluğunda organize edilen 1. ve 2. İstanbul Uluslararası Uçurtma Festivali'ne katılmak için Türkiye’ye gelen Hollanda, Almanya, Belçika, Danimarka, Lüksemburg, Avusturya, İngiltere ve Malezyalı uçurtmacıların da katkıları göz ardı edilemez boyuttadır.

d) 2005 ve 2006 Yıllarında gerçekleştirilen 3. ve 4. İstanbul Uluslararası Uçurtma Festivali'ne katılan Amerika, Japonya, Hindistan, Endonezya, Almanya ve İngiltere’den katılan uçurtmacıların katkıları, uçurtma müzesini resmen açacak hale getirdi ve eldeki ürünlerin sayısı 500’e yaklaştı.

e) Yukarıdaki hareketlerin dışında da çeşitli vesilelerle (üyelerimizin yurt dışına çıkışlarında veya müzemize gelen ziyaretçilerin bağışladığı) gelen ürünler veya ülke içinde farklı bölgelerden toparlanan uçurtma ve diğer ürünler bugün itibariyle 1500’e yaklaşmıştır. Mehmet Naci Aköz başkanlığındaki uçurtma ekibinin 2011 Ocak ayında ülkemizi temsilen katıldığı Hindistan Uluslararası Uçurtma Festivali'nden 300 parça uçurtma ve ilgili malzemeyle dönülmüştür.



Müze Nerede? Fiziksel Yapısı Nasıl?

İstanbul içinde oldukça merkezi konumda olan Üsküdar’ın sahiline yakın olan müze bugün için 80 m2’si aktif olmak üzere toplam 600 m2’dir. (2011 Temmuz ayı içinde tüm kapalı alanların kullanılması planlanmaktadır).

Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi'nin iç düzeni ise, tavanlar, duvarlar ve yerler çeşitli uçurtma ve ilgili ürünlerle doludur, yayınlar ve malzemeler raflarda sergilenmektedir. Yer darlığı nedeniyle, demonte veya kumaş türü katlanabilir ürünlerin çoğu paketlerinde veya torbalarında muhafaza edilmekte, ziyaretçilere teker teker çıkarılarak tanıtılmaktadır.

Özellikle okullar veya çocuklarla ilgili sivil toplum kuruluşlarının toplu ziyaretleri sık sık gerçekleşmektedir.

Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi tüm yıl boyu mesai günleri 10. 00 – 17. 00 arası açık olup, giriş ücretsizdir.

Ziyarete gelenlere rehberlik yapılarak koleksiyon tanıtılmakta ve uçurtma kültürünün farklı ülkelerde nasıl algılandığı ile tarihte yer aldığı olaylarla ilgili bilgiler verilmektedir.

Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi'ndeki ürünler, bağışlayıcılarının adları, konumları, ülkeleri gibi bilgiler, ülke ve kurum bayrakları ile birlikte sergilenmektedir.



Müzenin Sağladığı İmkânlar

a) Uçurtmaları, uçurtma kültürünü veya merak ettiği modelleri görmek, onlar üzerinde araştırma yapmak isteyenlerin bu meraklarını veya taleplerini karşılamaktadır.

b) Ziyaretçilerin ve araştırmacıların ilgilerine/bilgilerine açık olan müzede gezi yapılabildiği gibi, dileyen video veya fotoğraf çekebilmekte, yayınların fotokopilerini alabilmektedir.

c) Yazılı ve görsel medyanın röportaj/çekim yapmalarına imkân tanınmakta, böylelikle müzenin çalışmaları/aktiviteleri kamuoyunun bilgisine sık sık sunulmaktadır.

e) Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi'nde, uçurtmalarla ilgili çeşitli video filmleri veya özel olarak hazırlanmış sunumlar bulunmakta ve belirli periyotlarda gösterilmektedir.

f) Konuyla ilgili teknik kitaplar, tarihçeler, hikâye kitapları, şiirler, şarkılar ve benzeri belgeler bulunmaktadır.

g) Uçurtmanın tarihi ile ilgili fotoğraf ve fotoğraf destekli tanıtım broşürleri oluşturulmuştur.

h) Tüm mesai günleri Uçurtma Atölyesi'nde uçurtma eğitimi verilmektedir.

I) Atölye çalışmasına katılanlara ülkemizdeki uçurtma kültüründen örnekler uygulamalı olarak yaptırılmaktadır.

i) Atölye çalışmasına katılanlardan sadece malzeme bedeli alınmaktadır (Çıta, kâğıt, ip, kuyruk, vb) Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi, zaman zaman çeşitli kurumların salonlarında gezici sergiler düzenlemekte veya konferanslar vermektedir.

j) Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi'nin hedefleri arasındaki en önemli amaçların başında, kısa zaman sonra onlarca ülkeye ait, yüzlerce kurum tarafından sağlanmış, binlerle ifade edilebilen bir koleksiyona sahip olarak, sonraki kuşaklara güzel bir eser bırakmaktır.

k) Bu çerçevede 2011 yılında uygulanmak üzere hazırlanan proje ile tüm dünya ülkeleri mercek altına alınarak ilgili ülkedeki federasyon, dernekler, kulüpler ve uçurtmacılar ile iletişime geçilerek uçurtma kültürü ile ilgili çeşitli taleplerde bulunulacak ve bunun takipçisi olunarak koleksiyona yeni katılımların olması sağlanacaktır.

l) Ayrıca, derneğimizin www.ucurtmadunyasi.com adlı sitesinde sanal müze oluşturma çalışmalarımız devam etmektedir. Bu çalışmalar bitirildiğinde müzemizdeki tüm ürünler, sanal ortamda ayrıntılı arşiv bilgileri ile tüm dünyaya hizmet verecektir.

http://www.ucurtmadunyasi.com/index.asp

10 Kasım 2010 Çarşamba

Yerebatan Sarnıcı -müzesi

Yerebatan Sarnıcı Tarihi

“Bir Müslüman evinin avlusuna giriyor, karanlık ve rutubetli bir merdivenin son basamağına kadar iniyor ve kendimi İstanbul halkına göre nasıl bittiği bilinmeyen Bizans'ın büyük Basilika Sarnıcı'nın kubbeleri altında buluyorum.


Karanlığın verdiği dehşeti daha da arttıran çivit renkli bir ışıkla yer yer aydınlanmış, yeşilimsi sular, kara kubbelerin altında kayboluyor, üzerinden sular sızan duvarları parlıyor ve her tarafta, budanmış bir ormandaki ağaç gövdeleri gibi gözün önüne dikilen bitmez tükenmez sütun sıralarını belli belirsiz ortaya çıkarıyor.”
Edmando De Amicis


Tarihî Yarımada’nın ortasında bulunan Yerebatan Sarnıcı, 542 yılında Bizans İmparatoru I. Justinianus (527-565) tarafından Büyük Saray’ın su ihtiyacını karşılamak üzere yaptırılmıştır. Suyun içinden yükselen mermer sütunların arasındaki ihtişamından dolayı halk tarafından “Yerebatan Sarayı” olarak da anılmaktadır. Yabancı kaynaklarda geçen “Basilika (Basilica)” isminin ise sarnıcın yakınında bulunan Ilius Basilikası’ndan geldiği rivayet edilir.


Yerebatan Sarnıcı 9.800 m2’lik bir alanı kapsayan dev bir yapıdır. Burada her biri 9 metre yüksekliğinde 336 sütun bulunmaktadır. Belirli aralıklarla dikilen bu sütunlar, her sırada 28 tane olmak üzere 12 sıra meydana getirirler. Suyun içerisinde yükselen bu sütunlar uçsuz bucaksız bir ormanı hatırlamakta ve ziyaretçiyi sarnıca girer girmez etkilemektedir.


Sarnıcın kuzeybatı köşesindeki iki sütunun altında kaide olarak kullanılan iki Medusa başı Roma Çağı heykeltraşlık sanatının şaheser örneklerinden biridir. Medusa’yla ilgili mitolojiye dayandırılan birçok efsane bu sarnıcı daha da gizemli kılar. Bir söylenceye göre Medusa yeraltı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgonadan biridir. Bu üç kız kardeşten yalnızca yılanbaşlı Medusa olumludur ve kendisine bakanları taşa çevirme gücüne sahiptir. O dönemde büyük yapıları ve özel yerleri kötülüklerden korumak amacıyla Gorgona kafalarının resim ve heykellerinin konulduğu, Medusa’nın da bu düşünceyle buraya yerleştirildiği zannedilmektedir. Bir başka rivayete göre Medusa siyah gözleri, uzun saçları ve güzel vücudu ile övünen bir kızdı. Uzun zamandan beri Zeus'un oğlu Perseus'u sevmektedir. Bu arada Athene de Perseus'u sevmekte ve Medusa'yı kıskanmaktadır. Bunun için Athene, Medusa'nın saçlarını korkunç yılanlar biçimine sokar. Artık Medusa kime baksa, baktığı kimse taş kesilir. Daha sonra onu bu biçimde gören Perseus heyecanla Medusa'nın büyülendiğini düşünerek başını keser, başını eline alıp düşmanlarını taşa çevirerek birçok savaşlar kazanır. Bu vakıadan sonra Medusa'nın eski Bizans'ta kılıç kabzalarına ve sütun kaidelerine ters ve yan olarak işlendiği söylenmektedir.

Sarnıç kurulduğundan günümüze kadar çeşitli onarımlardan geçmiştir. Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde iki defa restore edilen sarnıcın ilk onarımı III. Ahmet zamanında (1723) Mimar Kayserili Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. İkinci onarım ise Sultan II. Abdülhamit (1876-1909) zamanında olmuştur. Cumhuriyet Dönemi’nde de sarnıç 1987’de İstanbul Belediyesi tarafından temizlenerek ve bir gezi platformu yapılmak suretiyle ziyarete açılmıştır. 1994 Mayısı’nda yeniden büyük bir temizlik ve bakımdan geçmiştir.

İstanbul gezi programlarının ayrılmaz bir parçası olan bu gizemli mekâna, bugüne kadar ABD eski Başkanı Bill Clinton’dan tutun Hollanda Başbakanı Wim Kok’a, İtalyan eski Dışişleri Bakanı Lamberto Dini’den İsveç eski Başbakanı Göran Persson’a ve Avusturya eski Başbakanı Thomas Klestil’e kadar birçok kişi konuk oldu.



Hâlihazırda İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür A.Ş. tarafından işletilen Yerebatan Sarnıcı, müze olmanın yanında ulusal ve uluslararası birçok etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.

15 Ağustos 2010 Pazar

Avrupa'nın ilk buz müzesi İSTANBUL'DA

  İsveç'teki Ice Hotel'in tasarımcısı ve heykeltıraş
lar yaklaşık 15 gün İstanbul'da kalarak eksi 5 derecede sabahtan akşama kadar buz heykelleri yapmak için çalıştı.

Avrupa'nın ilk buz müzesi "Magic Ice", İstanbul Forum Alışveriş Merkezi'nde açıldı.



3 ya da 6 ayda bir konsept değiştirilerek yenilenecek olan buz müzesinin açılışına Norveç Büyükelçisi Cecilie Landsverk de katıldı.



Buz heykeller için İsveç'ten 70 ton özel buz getirildi.










Dünyada sıcak iklimde gerçekleştirilen ilk kalıcı buz müzesi özelliği taşıyan müze, istanbul'da bir alışveriş merkezinde kuruldu
 


-MÜZE HAKKIND
Dünyada sıcak iklimde gerçekleştirilen ilk kalıcı buz müzesi özelliği taşıyan ve 1400 metrekare kapalı alandan oluşan ''Magic Ice''a, soğutmalı alana buzdan yapılan bir tünelden geçilerek girilecek.
İçerisi yaz ve kış eksi 5 derece olacak müze, özel eskimo kıyafetleriyle gezilebilecek.
Buz heykeller için İsveç'in Jukkasjarvi bölgesinde bulunan Torne nehrinden 70 ton özel buz getirildi. Müzenin duvarları ve tüneller için de İstanbul'dan 100 ton buz temin edil
Buz Müzesi'nin konseptini İsveç'teki Ice Hotel'in tasarımcı ve heykeltıraşları yarattı. Yaklaşık 15 gün İstanbul'da kalan dünyaca ünlü sanatçılar, eksi 5 derecede sabahtan akşama kadar buz heykellerini yaratmak için çalıştı. Müzenin konsepti, 3 ile 6 ayda değiştirilecek
Müzenin birinci bölümünde Vikingler'in 880 yılında İstanbul'a yaptıkları ziyaret anlatılacak. Vikingli bir askerin heykelinin yer aldığı müzede, buz kütleleri üzerine yazılan yazılarla da Vikingler'in İstanbul ziyareti hakkında bilgi verilecek. Bu yazılarda Karadeniz'i geçerek İstanbul'a gelen ilk Vikingler'in, İstanbul için ''Korunmuş Topraklar'' anlamına gelen ''Miklagard'' ismini kullandıkları ve ''Halvdan'' isimli Vikingli bir askere ait runik bir yazı yıllar sonra Ayasofya'nın duvarında bulunduğu bilgileri yer alıyor
Haberin galerisi için tıklayınMüzenin tanıtımı amacıyla Forum İstanbul Alışveriş Merkezi'nde düzenlenen toplantıda konuşan Magic Ice Türkiye Genel Müdürü Oddruar Olsen, müzenin, Türk halkına sunulacak değişik bir tecrübe olacağını ifade etti
Fikrin, İskandinav ülkelerinden geldiğini belirten Olsen, ''Türkiye'ye geldiğimizde ılıman iklimi, sıcağı ve sahillerini gördük. 'Buraya değişik ne getirebiliriz?' diye düşündük. Norveç'ten soğuk iklimi ve buzdan heykelleri getirmeye karar verdik'' dedi
Müzede 34 buzdan heykel bulunduğunu, bunların dışında Viking gemisi ve evi olacağını belirten Olsen, 6 ayda bir temayı değiştirmeyi düşündüklerini söyled
Olsen, müzenin temasını, müşterilerin ziyaretleriyle doğru orantılı olarak değiştireceklerini ifade ederek, buzun, muhafazası güç bir madde olduğunu ve ziyaretçilerin temasıyla daha çabuk eriyeceğini anlatt
Proje yatırımının 3,5 milyon avro olduğunu bildiren Olsen, müze ücretinin yetişkinler için 20, çocuklar için 15 lira olacağını kaydetti.
Olsen, günlük kıyafetleriyle gelecek ziyaretçilere müze girişinde eskimo kıyafeti verileceğini belirt
ti
Forum İstanbul Genel Müdürü Jaoa Xavier de müzenin alışveriş merkezinin konseptiyle örtüştüğünü belirterek, Buz Müzesi'ne seve seve ev sahipliği yaptıklarını söyled
 Müzenin diğer 2 temasını ise İskandinav doğası ve buzdan bardaklarda ziyaretçilere meyve suyu ikram edilecek ''Buz Vitamin Bar'' alanı oluşturaca
Norveçli Lofoten Trading şirketi tarafından 20 milyon dolarlık bir yatırımla hayata geçirilen projenin, mimari çözümleri, tüm teknik alt yapısı, ısıtma ve soğutma sistemleri Türk mühendisleri ve firmaları tarafından projelendirildi.