8 Mart 2011 Salı
görmenizi tavsiye ettiğim iki güzel sergi
değerli arkadaşım artmamila nın blogunda ayrıntıları görebilirsiniz..
sevgili Günay Pesen'in galerisinde
http://www.urunart.com/urunsanat/index.php
7 Mart 2011 Pazartesi
Cumhuriyetimizin odak noktasında yer alan kadınlarımız, modern ve çağdaş günlere gelmemizde önemli görevler başarmışlardır. Kadınlar gününüz kutlu olsun.
kadın
Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın
Yeşil bir harman yerinde
Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir,
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Kimi der ki çocuk doğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim,
Hayat arkadaşımdır.
NAZIM HİKMET RAN
26 Şubat 2011 Cumartesi
Yediğiniz meyve karakterinizi belirliyor(muş)-siz hangi meyveyi seviyorsunuz:))
KİRAZ: Hayat sizin için çok da insaflı değil. İnişli çıkışlı bir yaşamınız var, özellikle de profesyonel anlamda... Henüz kendiniz için yeterli birikime sahip olmadığınızı, hala küçük meblağlarla uğraştığınızı düşünüyorsunuz. Müthiş bir hayal gücünüz var, yaratıcı çalışmalarda bulunmaktan hoşlanıyorsunuz. İçten ve sadık bir partnersiniz; ancak duygularınızı ifade etmekte zorlanıyorsunuz.
MUZ: Doğuştan sempatik, hoşgörülü ve şefkatli bir yapınız var. Utangaç bir insansınız ve sık sık özgüven eksikliğinizin kurbanı oluyorsunuz. İnsanlar sizin yumuşak yüzlü oluşunuzdan yararlanıyor. Partnerinizin sizi hem ruhsal hem fiziksel olarak çekmesi gerekiyor ve karşısındakini tanıdıkça seven bir yapıya sahipsiniz. Tabiatınız gereği, ilişkileriniz de uyumlu oluyor.
ÜZÜM: Genel olarak nazik bir insansınız; ancak sık sık ani parlamalarınız da oluyor; fakat çabuk yatışıyorsunuz. Güzel olan her şeyi seviyorsunuz. Sıcak ve sosyal bir insan olmanız sebebiyle çevrenizde popülersiniz. Yaptığınız her şeyden zevk alıyor; aynı coşku ve enerjiyi partnerinizin de paylaşmasını istiyorsunuz. İnsanlar sizinle beraberken sıkılmıyor; çünkü onlara önerecek çok şeyiniz var.
ELMA: Savurgan, fevri ve lafını sakınmayan bir insansınız; sert ve öfkeli bir yapınız var. Çok iyi bir organizatör olmasanız da, bu iyi bir lider olmayacağınız anlamına gelmiyor. Hızlı karar verme ve ileriye dönük adımlar atmada çok iyisiniz. Seyahat etmekten hoşlanıyorsunuz. Partnerinizle beraberken gözleriniz ışıldıyor. İçinizdeki yaşama sevincini hiç söndürmüyorsunuz.
PORTAKAL: Sonsuz sabır ve iradeye sahip bir karaktere sahipsiniz. İşlerinizi yavaş ancak derinlemesine inceleyerek yapıyorsunuz; sıkı çalışmaktan da asla yılmıyorsunuz. Çekingen olma ihtimaliniz çok yüksek; ancak güvenilir ve sözünün eri bir arkadaşsınız. Partnerinizi ince eleyip sık dokuyarak seçiyor ve onu tüm kalbinizle seviyorsunuz. Anlaşmazlıkları ne pahasına olursa olsun engelliyorsunuz.
ARMUT: Aklınıza bir şey koydunuz mu muhakkak başarıyorsunuz; fakat genel olarak değişken ve başladığı işi bitirmekte zorlanan bir yapınız var. Çünkü emeğinizin sonucunu hemen elde etmek veya baştan sonucun ne olacağını bilmek istiyorsunuz. Zihinsel uyarılmalara açıksınız ve fikir bazında tartışmalardan hoşlanıyorsunuz. Çok çabuk arkadaşlık kurabilseniz de, ilişkileri devam ettirmekte sorun yaşıyorsunuz.
KAVUN: Korkusuz bir insansınız; olup biteni, başınıza gelenleri doğal karşılıyor, üstünde durmuyorsunuz. Eğlenceli kişiliğiniz ve cömert yapınız nedeniyle insanlar size çekiliyor. İş yaşamında tuttuğunu koparan bir insansınız; doğru zamanda doğru yerde olmakta ustasınız. Yeni insanlarla tanışmaktan hoşlanıyorsunuz. Karşı cins üzerindeki en etkili silahınız; mizah anlayışınız!
NCİR: Ciddi, düşünceli ve duyarlı bir yapıya sahipsiniz. Sosyalleşmekten hoşlansanız da, belli bir mesafeyi korumaya özen gösteriyorsunuz; kendinize sakladığınız bir alan her zaman olmalı... Açıkgöz, çabuk kavrayan ve cin gibi bir insan olmanız sebebiyle, özellikle iş yaşamında tepeye oynuyorsunuz. İnatçı bir insansınız. Partnerinizde tutkulardan önce beyine bakıyorsunuz.
ŞEFTALİ: Oldukça neşeli bir yapıya sahipsiniz. Yaşamayı seviyorsunuz. Dostluklar hayatınızın vazgeçilmez bir parçası... Olayları büyütmüyor ve çabuk bağışlıyorsunuz. Açık sözlü ve dobra bir insansınız. Bağımsız ve hevesli karakteriniz sizi tuttuğunu koparan bir insan yapıyor. İdeal bir partner ve tutkulu bir aşıksınız; ancak sevginizi diğer insanların gözü önünde göstermekten hoşlanmıyorsunuz.
24 Şubat 2011 Perşembe
Tasarım Parkı'nda “Tasarımda Kadınca Kodlar” Sergisi…
Tasarım Parkı'nda “Tasarımda Kadınca Kodlar” Sergisi…
Tasarım Parkı, sıra dışı tasarım etkinliklerine bir yenisini ekliyor. Dünya Kadınlar Günü’ne ithaf edilen “TASARIMDA KADINCA KODLAR SERGİSİ”; endüstriyel tasarımcı, içmimar, mimar, grafiker, moda tasarımcısı kadınların eserlerine ev sahipliği yapıyor.Serginin, kadınların dünyadaki değeri, önemi ve yaşam haklarının konuşulduğu günde açılıyor olmasının, “Kadının tasarımdaki yerini ve önemini vurgulamak amaçlı” olduğunu belirten tasarımcı ve Tasarım Parkı kurucusu Nursema Öztürk; “Türk kadınları olarak tasarladığımız eserlerimizle dünya sahnesinde yer edinmeye başladık. Kadın kimliğimizi ön plana çıkarmadan, yaratıcılığımız ve zekamızla bu sahnede var olma mücadelesi veriyoruz. Bu sergi ile ‘Biz de buradayız ve üretiyoruz’ mesajımızı vurgulamak istedik” diyor.
İdealist kadınlardan oluşuyor…
Sergiye katılan kadın tasarımcılar eğitimli, vizyonu geniş, dünyaya açılmış ya da açılmaya çalışan, bildiklerini üniversitelerde öğrencileri ile paylaşan idealist kadınlar… Sergi katılımcıları arasında Gamze Güven , Oya Akman, Alev Ebuzziya, Aslı Kıyak, Bahar Korçan, Mehtap Obuz gibi isimler bulunuyor. 30 tasarımcının eserleri, iki ay süresince Yoğurtçu Parkı’nın tam karşısındaki Tasarım Parkı’nda sergilenecek.
Serginin küratörü, aynı zamanda Tasarım Parkı kurucusu tasarımcı Nursema Öztürk… Serginin danışma kurulunda ise Esin Benöz, Özlem Devrim, Umut Kart, İrem Toprakkaya, Oya Akman, Gamze Güven ve Yasemin Aksoy gibi alanlarında uzman kadınlar bulunuyor.
Haber: KADİR TOPRAKKAYA
http://www.kadikoylife.com/TASARM_PARKNDA__TASARMDA_KADNCA_KODLAR__SERGISI_/750
23 Şubat 2011 Çarşamba
değerli arkadaşım O.K.A. - MAVİ TUTKU beni ödüllendirmiş...
bu anlamlt ve değerli ödül için O.K.A. - MAVİ TUTKU -http://benve-phonix.blogspot.com/ ya çok teşekkür ediyorum,bende bu güzel ödülü severek izlediğim tüm blog arkadaşlarıma göndermek istiyorum..hepimiz için güzel paylaşımların keyifle devamını diliyorum..
Necdet Kalay ( 1932)- (1984) -Resimlerini çok beğendiğim ressamlarımızdan
1932 yılında İstanbul'da doğan Necdet Kalay, ilk ve orta öğrenimini bu şehirde tamamlamıştır. İlk çalışmalarına heykel sanatçısı Faruk Morel ve ressam Şeref Akdik'ten ders alarak başlayan sanatçı, daha sonraki yıllarda İDGSA Resim Bölümü'nde eğitim görmüştür. 1954-1957 yılları arasında eğitim gördüğü Güzel Sanatlar Akademisi'nde pek çok otoriteden resimle birlikte sanat bilgisi dersleri de almış, böylece sanat kültürünü de geliştirmiştir.
Daha çok kendi kendisini geliştirdiği kabul edilen Necdet Kalay, ilk sergisini 1960 yılında İstanbul'da açmıştır. 1970'li yıllarla birlikte resim çalışmalarına yurt dışında devam etme kararı alan sanatçı, o dönemin en ünlü Türk ressamları arasına girmeyi de başarmıştır. Türkiye'deki özel koleksiyoncuların ilgisinin Türk ressamlarına yöneldiği o yıllarda; Necdet Kalay, son derece popüler bir ressam olarak pek çok resim satmıştır. Necdet Kalay'ın resimlerinde daha çok Anadolu peyzajının geniş fırça tuşlarıyla çalışıldığını görürüz. Onun resimlerinde görüntüyü ana çizgileriyle vermeyi amaçlayan bir özellik ve dekoratif yanı ağır basan bir anlayış ön plandadır. Sanatçı, 1984 yılında ölmüştür.
not:resimler ve biyografi netten alıntıdır.
21 Şubat 2011 Pazartesi
Hayat selinde kadınlar
Hayat selinde kadınlar
2009'da sel felaketinde bir panelvanın içinde boğularak ölen sekiz kadın işçinin hikâyesi, Sel adlı oyuna ilham kaynağı oldu.
İstanbul, bundan bir buçuk yıl önce bir eylül sabahı tarihinin en büyük sellerinden birini yaşamıştı. Felaket sonucunda can ve mal kaybı büyük olurken, bilim kurgu filmlerine taş çıkaracak cinsten ve akıllara kazınan bir kaza da yaşanmıştı. İşlerine gitmek için bir panelvanın içinde yolculuk yapan sekiz kadın işçi, kentin çok da dışında sayılmayacak bir yerde, otobanda, aracın içinde boğularak can vermişti. İşte o kaza, yarın akşam saat 20.30'da ilk kez garajistanbul'da sahnelenecek Sel adlı bir tiyatro oyununa esin kaynağı oldu. Tek perdelik ve sekiz kadının rol aldığı oyun, o gün yaşanan sel felaketinin gerçek görüntüleriyle açılıyor. Oyunun yazarı Esin Taşçı, akıl sınırlarını zorlayan olayın unutulmaması gerektiği fikri üzerinden yola çıktığını söylüyor. Sel'in yönetmeni Ayşe Burcu Eren de bu ve benzeri olayları tiyatro sahnesine taşıyarak farkındalık yaratmanın önemine değiniyor ve "Şehrin göbeğinde Atatürk Havalimanı'na beş dakika uzaklıkta, neredeyse bir kutunun içinden çıkamadıkları için boğularak can veren kadınların hazin sonu beni çok etkiledi. Olay sırasında kadınlar iki kez kapıyı açıyorlar, vazgeçip inmiyorlar ve sonrasında da boğulup ölüyorlardı. Sırf bu kadarı bile bize; 'Neden inmediniz? Ölmeyi hiç mi aklınıza getirmediniz? Getirmezsiniz tabii. Orada tam da şehrin göbeğinde, olacak şey değil mi?' sorularını sordurmaya yetti" diyor.
'FOTOĞRAFLAR ETKİLEDİ'
Olayın ister istemez oyunda sıkışmışılık duygusunun verilmesi ve işlenmesini de beraberinde getirdiğini kaydeden yönetmen Eren, evde ve işyerinde de sıkışmışılık duygusuyla hayatlarına devam eden kadınların sonunda bir kutunun içinde sıkışıp boğulmalarını göstermeye çalıştığını kaydediyor. Esin Taşçı da Eren'i destekleyerek, kadınların metaforik anlamda zaten boğulmuş olduklarından bahsediyor ve ekliyor: "Bu bir kadın oyunu, kadınların sıkışmışlığını, küçük yaşlardan itibaren maruz kaldığı ayrımcılığı eleştiren bir oyun. Bazen küçük, sıradan görünen yaşam öyküleri vardır ama içinde çok büyük bir duygu yoğunluğu barındırır. Basından olayı takip ederken günlerce gözümü onların fotoğraflarından ayıramamıştım. Gözlerdeki ifadeler, o yarım kalmış gülümsemeler, bana o kadar çok şey söyledi ki. Sonra da yanyana yatırılmış üstlerine beyaz örtü örtülmüş bedenler ve etrafında polis otoları. Galiba ben en çok fotoğraflardan etkilendim." Bir saatlik Sel oyunu prömiyerinin ardından, garajistanbul'da 16 ve 23 Şubat ile 2 Mart'ta sahnelendikten sonra başka şehirlerde de seyirciyle buluşacak. Bilgi: www.garajistanbul.org
ÖZGÜR ÇAKIR SABAH
2009'da sel felaketinde bir panelvanın içinde boğularak ölen sekiz kadın işçinin hikâyesi, Sel adlı oyuna ilham kaynağı oldu.
İstanbul, bundan bir buçuk yıl önce bir eylül sabahı tarihinin en büyük sellerinden birini yaşamıştı. Felaket sonucunda can ve mal kaybı büyük olurken, bilim kurgu filmlerine taş çıkaracak cinsten ve akıllara kazınan bir kaza da yaşanmıştı. İşlerine gitmek için bir panelvanın içinde yolculuk yapan sekiz kadın işçi, kentin çok da dışında sayılmayacak bir yerde, otobanda, aracın içinde boğularak can vermişti. İşte o kaza, yarın akşam saat 20.30'da ilk kez garajistanbul'da sahnelenecek Sel adlı bir tiyatro oyununa esin kaynağı oldu. Tek perdelik ve sekiz kadının rol aldığı oyun, o gün yaşanan sel felaketinin gerçek görüntüleriyle açılıyor. Oyunun yazarı Esin Taşçı, akıl sınırlarını zorlayan olayın unutulmaması gerektiği fikri üzerinden yola çıktığını söylüyor. Sel'in yönetmeni Ayşe Burcu Eren de bu ve benzeri olayları tiyatro sahnesine taşıyarak farkındalık yaratmanın önemine değiniyor ve "Şehrin göbeğinde Atatürk Havalimanı'na beş dakika uzaklıkta, neredeyse bir kutunun içinden çıkamadıkları için boğularak can veren kadınların hazin sonu beni çok etkiledi. Olay sırasında kadınlar iki kez kapıyı açıyorlar, vazgeçip inmiyorlar ve sonrasında da boğulup ölüyorlardı. Sırf bu kadarı bile bize; 'Neden inmediniz? Ölmeyi hiç mi aklınıza getirmediniz? Getirmezsiniz tabii. Orada tam da şehrin göbeğinde, olacak şey değil mi?' sorularını sordurmaya yetti" diyor.
'FOTOĞRAFLAR ETKİLEDİ'
Olayın ister istemez oyunda sıkışmışılık duygusunun verilmesi ve işlenmesini de beraberinde getirdiğini kaydeden yönetmen Eren, evde ve işyerinde de sıkışmışılık duygusuyla hayatlarına devam eden kadınların sonunda bir kutunun içinde sıkışıp boğulmalarını göstermeye çalıştığını kaydediyor. Esin Taşçı da Eren'i destekleyerek, kadınların metaforik anlamda zaten boğulmuş olduklarından bahsediyor ve ekliyor: "Bu bir kadın oyunu, kadınların sıkışmışlığını, küçük yaşlardan itibaren maruz kaldığı ayrımcılığı eleştiren bir oyun. Bazen küçük, sıradan görünen yaşam öyküleri vardır ama içinde çok büyük bir duygu yoğunluğu barındırır. Basından olayı takip ederken günlerce gözümü onların fotoğraflarından ayıramamıştım. Gözlerdeki ifadeler, o yarım kalmış gülümsemeler, bana o kadar çok şey söyledi ki. Sonra da yanyana yatırılmış üstlerine beyaz örtü örtülmüş bedenler ve etrafında polis otoları. Galiba ben en çok fotoğraflardan etkilendim." Bir saatlik Sel oyunu prömiyerinin ardından, garajistanbul'da 16 ve 23 Şubat ile 2 Mart'ta sahnelendikten sonra başka şehirlerde de seyirciyle buluşacak. Bilgi: www.garajistanbul.org
ÖZGÜR ÇAKIR SABAH
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























