18 Ocak 2011 Salı

Hastalığı bulup yok eden bitki

 canım kardeşim  bernacığımın ,bir sağlık sitesinden bularak bana gönderdiği maili aynen yayınlıyorum.kullanmak isteyenler tekrar araştırma yapabilirler...sevgiler


Uzak Doğu'nun 2 bin yıllık keşfi olan alzheimer ve kanser dahil olmak üzere birçok hastalığı iyileştiren
ölümsüzlük mantarı 'Ganoderma'nın sıvı konsantresi piyasaya sunuldu.

Son günlerde kamuoyunda gündeme gelen Ganoderma mantarı olarak bilinen ölümsüzlük mantarının sıvı konsantresi artık piyasada. Bu mantar, vücuttaki herhangi bir problemi tarama yaparak buluyor ve çözüyor. Ara, bul ve iyileştir olarak tanımlanan mantar, en yoğun problem neredeyse oraya etki ediyor. Mantarlar konusunda 25 yıldır çalışan Yrd. Doç. Dr. M. Ertuğrul İlbay ile birlikte FUNGAL Grup Genel Müdür Mustafa Yavaş ve Gıda Yüksek Mühendisi Hatice Yavaş Gürel'in yoğun çalışmalarıyla Türkiye'de ilk kez sıvı konsantresinin seri olarak üretimine başlanıldı.

Yaygın bilinen adı Reishi olan Ganoderma mantarı Tarım Bakanlığı'nın izniyle 1500 ml'lik cam ambalajlarda piyasaya sunuldu. Ganoderma mantarı konsantresi, tarihte 2000 yıldır “Ölümsüzlük Mantarı, Hayalet Mantar, Yaşamın İksiri, Sihirli Mantar" gibi sıfatlarla anılıyor.



HER DERDE DEVA Japonya ve Çin'de 2000 yıllık geçmişi olan mantar, yüzyıllar boyunca doğal bir sağlık ilacı olarak kullanılmış. Dünyada bu mantar üzerinde pek çok bilimsel çalışma yapılmış. Çalışmalar sonucu antitümör, antibakteriyel, antiviral, antihiv (AIDS), antiülser, antialerjik, antidepresant, antioksidant, kan basıncını düzenleyici, detoks özelliği bulunduğu, kalp, beyin karaciğer ve akciğer koruyucusu olmasının yanında, bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara direnci artırdığı, alzheimer, zayıflama hastalığı olan anoreksiya, akne, adet düzensizliği, astım, bronşit, depresyon, sara (epilepsi), hemoroit, hepatit, katarakt, obezite, metabolik bir eklem hastalığı olarak bilinen gut, nezle, alerji (rinit), romatizma, retinal pigment dejenerasyonu, saç dökülmesi, kanser gibi birçok hastalığın tedavisinde etkili olduğu ortaya çıkmış.



TÜMÖRÜ SIFIRLIYOR

Geçmişte suyu sanki bir ayin şeklinde törenle içilen mantar uzun yıllar boyunca Çin ve Japonya'da devlet başkanlarına sunulan en önemli hediye niteliği taşımış. Ertuğrul İlbay özel mantar hakkında şöyle konuştu; “Bitkiler bizim için yiyecek, içecek, elbise, korunak, yakacak gibi çok çeşitli ihtiyaçlarımızı karşılıyor. Bunun dışında çok sayıda önemli ilaç, aspirin, morfin, kortizon bitkilerden elde ediliyor. Halen klinik olarak kemoterapi sırasında kullanılan çok sayıda antikanser ilaçları da bitkilerden elde ediliyor.

Bununla beraber penisilin gibi çok önemli bazı antibiyotikler bu mantarlardan elde ediliyor. Kırmızı reishi mantarı, bünyesinde bulunan maddelerden dolayı son yıllarda tıp alanında kullanılıyor. Bu mantarda 400'ün üzerinde biyolojik aktif bileşen bulunuyor. Örneğin içinde bulunan bir protein olan lektinin karaciğerde tümör hücrelerini yok ettiği ve lösemide de etkili olduğunu biliyoruz. Daha bir çok hastalığı iyi eden maddeler bulunuyor."



HİÇBİR YAN ETKiSi YOK

Mustafa Yavaş, Ganoderma'nın kapsül ve çay şekillerde piyasada bulunduğunu ancak sıvı formunun daha etkili olduğunu ve yıllardır da bu şekilde kullanıldığını belirtti.



Yavaş şunları söyledi; “İlaç, sabah ve gece aç karnına alınıyor. 5 ya da 6 günde 1 şişe bitiriliyor. İlk içen insanlarda öncelikle bir ağrı yapıyor. Hangi hastalığın tedavisi için kullanılıyorsa ağrı kendini farklı şekilde hissettiriyor. Ağrının hissedilmesi iyi bir şey. Çünkü ilaç kendini hissettiriyor. Hiçbir yan etkisi yok. Elimizde resmi rakamlar ve bize geri dönüşler var. Örneğin hastalık verilerinde azalma, tümörlerde sıfırlanma gibi sonuçları bulunuyor."

14 Ocak 2011 Cuma

Kalorisiz gofret üretildi ! (ilk müjdeyi kendime verdim:))

 Kalorisiz gofret üretildi!

Polonya'da bir bilimadamı, karabuğday kepeğinden yapılma "sıfır kalorili" ve glütensiz, ama antioksidan açısından zengin gofretlerinin patentini aldı.

Polonya'da bir bilimadamı, karabuğday kepeğinden yapılma "sıfır kalorili" ve glütensiz, ama antioksidan açısından zengin gofretlerinin patentini aldı.
Wroclaw Üniversitesi'nde görevli Joanna Harasym, Polonya'da çok yetiştirilen ve tüketilen karabuğdayın kepeğinin selülozunu insan organizmasının sindirememesinden ötürü, gofretlerin kalorisiz ancak insan sağlığını koruyan birçok antioksidanın kaynağı olduğunu belirtti.
Çikolata renkli ve fındık kokulu gofretler insanların kilolarını ayarlamalarına yardımcı olurken, gofretlerin glüten içermemesi ve glisemi oranını arttırmaması sayesinde, diyabet ile glüten hastalarının da hoşuna gideceğini söyleyen Harasym, şu anda sıfır kalorili karabuğday birası üzerinde çalıştığını kaydetti.
Buğday veya arpa ailesinden olmayan karabuğday, çok besleyici, protein, amino asit, çözünebilir lif ve antioksidanlar açısından zengin poligonas ailesine mensup.
Peki sırada ne var? Zayıflatan dondurmalar olabilir mi?


http://kisiselbakim.milliyet.com.tr/kalorisiz-gofret-uretildi-/kisiselbeslenmevediyet/haberdetay/13.01.2011/1338704/default.htm?ref=haberici

11 Ocak 2011 Salı

Erol Deran resim sergisi-06-26 ocak 2011-Doku sanat galerisi( İstanbul-Teşvikiye)





EROL DERAN
1937`de Polatlı`da doğdu. İstanbul`lu bir ailenin çocuğu olan Erol Deran, ilk müzik derslerini subay ve bestekar babası Burhanettin Deran`dan aldı. İlk ve orta eğitimini Anadolu`nun çeşitli yörelerinde ve İstanbul`da tamamladı. 1957-1960 Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, Sabih Gözen`in Kumaş Desenleri Atölyesi`den mezun oldu. Akademideki eğitimi döneminde Prof. Sabri Berkel ve Prof. Gevher Bozkurt atölyelerinde de çalışmalarda bulundu. Sanatçı, 1957-1961 döneminde İstanbul Radyosu`da kanun sanatçısı olarak görevini sürdürdü. 1961-1963 yılları arasında yedek subaylığını Ankara`da yaptı. 1963-1968 döneminde kanun sanatçılığını Ankara`da gerçekleştirdi. 1968`de İstanbul`a yerleşti ve İstanbul Radyosu`ndaki görevine yeniden döndü. 1975`de açılan ve 1983’de İ.T.Ü`ye bağlı "Türk Musikisi Devlet Konservatuarı" na öğretim görevlisi olarak atandı. 2004 yılında buradaki görevinden emekliye ayrıldı. Erol Deran İ.T.Ü Türk Musikisi Devlet Konservatuarı`nda Yönetim Kurulu Üyeliği, Enstrüman Yapım Bölümü, Ses Eğitimi Bölümü, Temel Bilimler, Çalgı Eğitim Bölümü ve Mızraplı Çalgılar Anasanat Dalı Başkanlığı görevlerini yürütmüştür. 1999 yılında sanatçının çalışmaları, Budapeşte Szechenyi Devlet Kütüphanesinde slide show olarak gösterime sunulmuştur. Winsor & Newton firmasının düzenlediği "2000 yılında Ülkem" konulu Evrensel Resim yarışmasında sanatçının eseri, 22.000 eser arasında ilk 20`ye girmeye hak kazanmıştır. Müzik Profesörü olan sanatçı çalışmalarını halen kendi atölyesinde sürdürmekte, Haliç Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

8 Ocak 2011 Cumartesi

7 Ocak 2011 Cuma

Fatih'in ünlü tablosu intihal mi? -ilginç...





Osmanlı'nın 7. padişahı Fatih Sultan Mehmet'in tarih kitaplarına geçen ve hafızalara kazınan ünlü tablosunun başka bir eserden bire bir çalındığı iddia edildi.
"Birinci Viyana Muhasarası" adlı tablosu o kadar canlıdır ki kendinizi savaşın ortasında sanırsınız. Arka planda, toz bulutunun yanından Viyana'nın kuleleri görülmekte; padişahı korumaya çalışan askerlerle düşman kuvvetleri birbirine girmektedir. Bu tabloya bakarken kılıç ve nal seslerini duyar gibi olursunuz. Atlar ve askerlerdeki figüratif başarının yanı sıra tabloda padişahın bulunduğu konum da çok başarılıdır. Hemen her figür hareket halinde olmasına rağmen padişah sabittir. Hasan Rıza, sultanı resmederken hiçbir detayı kaçırmamış, atının sırmalı mahmuzlarından padişah kaftanının süslemelerine kadar her ayrıntıyı işlemiştir. Bu tabloda savaşın dehşetiyle Osmanlı'nın asaleti mezcedilmiştir.
"Belgrad Meydan Muharebesi" adlı tabloda ise merkezde beyaz bir at üzerinde oldukça celadetli bir Osmanlı askerini görürüz. Etraf toz dumandır ama merkezdeki askerin yüzünde "vecd" duygusunu ayan beyan görürüz. Arka planda kale burçları görülmektedir. Bu tabloda da savaşın tüm canlılığını hissederiz.
Hasan Rıza'nın en meşhur eseri "Mohaç Meydan Muharebesi"ni anlatan o mükemmel tablodur aslında. Tarihle iğne ucu kadar dahi ilgilenmiş olan herkes bu eseri görmüştür bence. Tablonun merkezinde dörtnala giden bembeyaz bir at ve atın üzerinde al kıyafetiyle esmer bir asker bulunmaktadır. Atın kaldırdığı tozların arasında üç hilalli Osmanlı bayrağının yanı sıra birkaç asker daha seçilmektedir. "Savaşın aşkı", merkezdeki askerin duruşunda o kadar harika verilmiştir ki bu resme bakarken hayaliniz sizi o güne kanatlandırıverir. Atların mübarekliğine ve askerlerin iman gücüne gıpta edersiniz.
Bu saydıklarımız Hasan Rıza'nın zaferler serisinden birkaçıdır yalnızca. Pek çoğu günümüze ulaşmamış olan bu tabloları Ankara Orduevi'nde, İstanbul Askeri Müze'de, Deniz Müzesi'nde, Resim ve Heykel Müzesi'nde görebilirsiniz.

http://haber.ekolay.net/Haber/2705/757174/fatihin-unlu-tablosu-intihal-mi.aspx?page=3

5 Ocak 2011 Çarşamba

istanbul-sergi(Tolga Eti Sanat Galerisi )











Mekan : Tolga Eti Sanat Galerisi


Tarih/Saat : 18 Aralık 2010 - 29 Ocak 2011

Türü : Karma Sergi

Gönüllerimizin Dünya Kültür Başkentlerinden biri olan İstanbul , 8000 yıllık tarihiyle her daim kültür mirasımızın en önemli değerlerinden biridir. 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olarak yeniden taçlandırılan İstanbul’a olan gönül borcumuzu Tolga Eti Sanatevi olarak sanatçılarımız Zeycan Alkış, Şadan Bezeyiş, Faruk Cimok, Gültekin Çizgen, Hüseyin Cahit Derman, Bayram Gümüş, Muhsin Kut, Fatih Mika, Mustafa Pilevneli, Nilgün Günsür ve Ebru Susamcıoğlu’nun resim, porselen ve cam eserleriyle dile getirmek istedik.



Söylenceler kentine adanmış olan sergi, 18 Aralık 2010 - 29 Ocak 2011 tarihleri arasında Tolga Eti Sanatevi’nde izlenebilir.


http://www.nevarneyok.com/sanat/Sergi.aspx?ID=1972