14 Ocak 2011 Cuma

Kalorisiz gofret üretildi ! (ilk müjdeyi kendime verdim:))

 Kalorisiz gofret üretildi!

Polonya'da bir bilimadamı, karabuğday kepeğinden yapılma "sıfır kalorili" ve glütensiz, ama antioksidan açısından zengin gofretlerinin patentini aldı.

Polonya'da bir bilimadamı, karabuğday kepeğinden yapılma "sıfır kalorili" ve glütensiz, ama antioksidan açısından zengin gofretlerinin patentini aldı.
Wroclaw Üniversitesi'nde görevli Joanna Harasym, Polonya'da çok yetiştirilen ve tüketilen karabuğdayın kepeğinin selülozunu insan organizmasının sindirememesinden ötürü, gofretlerin kalorisiz ancak insan sağlığını koruyan birçok antioksidanın kaynağı olduğunu belirtti.
Çikolata renkli ve fındık kokulu gofretler insanların kilolarını ayarlamalarına yardımcı olurken, gofretlerin glüten içermemesi ve glisemi oranını arttırmaması sayesinde, diyabet ile glüten hastalarının da hoşuna gideceğini söyleyen Harasym, şu anda sıfır kalorili karabuğday birası üzerinde çalıştığını kaydetti.
Buğday veya arpa ailesinden olmayan karabuğday, çok besleyici, protein, amino asit, çözünebilir lif ve antioksidanlar açısından zengin poligonas ailesine mensup.
Peki sırada ne var? Zayıflatan dondurmalar olabilir mi?


http://kisiselbakim.milliyet.com.tr/kalorisiz-gofret-uretildi-/kisiselbeslenmevediyet/haberdetay/13.01.2011/1338704/default.htm?ref=haberici

11 Ocak 2011 Salı

Erol Deran resim sergisi-06-26 ocak 2011-Doku sanat galerisi( İstanbul-Teşvikiye)





EROL DERAN
1937`de Polatlı`da doğdu. İstanbul`lu bir ailenin çocuğu olan Erol Deran, ilk müzik derslerini subay ve bestekar babası Burhanettin Deran`dan aldı. İlk ve orta eğitimini Anadolu`nun çeşitli yörelerinde ve İstanbul`da tamamladı. 1957-1960 Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, Sabih Gözen`in Kumaş Desenleri Atölyesi`den mezun oldu. Akademideki eğitimi döneminde Prof. Sabri Berkel ve Prof. Gevher Bozkurt atölyelerinde de çalışmalarda bulundu. Sanatçı, 1957-1961 döneminde İstanbul Radyosu`da kanun sanatçısı olarak görevini sürdürdü. 1961-1963 yılları arasında yedek subaylığını Ankara`da yaptı. 1963-1968 döneminde kanun sanatçılığını Ankara`da gerçekleştirdi. 1968`de İstanbul`a yerleşti ve İstanbul Radyosu`ndaki görevine yeniden döndü. 1975`de açılan ve 1983’de İ.T.Ü`ye bağlı "Türk Musikisi Devlet Konservatuarı" na öğretim görevlisi olarak atandı. 2004 yılında buradaki görevinden emekliye ayrıldı. Erol Deran İ.T.Ü Türk Musikisi Devlet Konservatuarı`nda Yönetim Kurulu Üyeliği, Enstrüman Yapım Bölümü, Ses Eğitimi Bölümü, Temel Bilimler, Çalgı Eğitim Bölümü ve Mızraplı Çalgılar Anasanat Dalı Başkanlığı görevlerini yürütmüştür. 1999 yılında sanatçının çalışmaları, Budapeşte Szechenyi Devlet Kütüphanesinde slide show olarak gösterime sunulmuştur. Winsor & Newton firmasının düzenlediği "2000 yılında Ülkem" konulu Evrensel Resim yarışmasında sanatçının eseri, 22.000 eser arasında ilk 20`ye girmeye hak kazanmıştır. Müzik Profesörü olan sanatçı çalışmalarını halen kendi atölyesinde sürdürmekte, Haliç Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

8 Ocak 2011 Cumartesi

7 Ocak 2011 Cuma

Fatih'in ünlü tablosu intihal mi? -ilginç...





Osmanlı'nın 7. padişahı Fatih Sultan Mehmet'in tarih kitaplarına geçen ve hafızalara kazınan ünlü tablosunun başka bir eserden bire bir çalındığı iddia edildi.
"Birinci Viyana Muhasarası" adlı tablosu o kadar canlıdır ki kendinizi savaşın ortasında sanırsınız. Arka planda, toz bulutunun yanından Viyana'nın kuleleri görülmekte; padişahı korumaya çalışan askerlerle düşman kuvvetleri birbirine girmektedir. Bu tabloya bakarken kılıç ve nal seslerini duyar gibi olursunuz. Atlar ve askerlerdeki figüratif başarının yanı sıra tabloda padişahın bulunduğu konum da çok başarılıdır. Hemen her figür hareket halinde olmasına rağmen padişah sabittir. Hasan Rıza, sultanı resmederken hiçbir detayı kaçırmamış, atının sırmalı mahmuzlarından padişah kaftanının süslemelerine kadar her ayrıntıyı işlemiştir. Bu tabloda savaşın dehşetiyle Osmanlı'nın asaleti mezcedilmiştir.
"Belgrad Meydan Muharebesi" adlı tabloda ise merkezde beyaz bir at üzerinde oldukça celadetli bir Osmanlı askerini görürüz. Etraf toz dumandır ama merkezdeki askerin yüzünde "vecd" duygusunu ayan beyan görürüz. Arka planda kale burçları görülmektedir. Bu tabloda da savaşın tüm canlılığını hissederiz.
Hasan Rıza'nın en meşhur eseri "Mohaç Meydan Muharebesi"ni anlatan o mükemmel tablodur aslında. Tarihle iğne ucu kadar dahi ilgilenmiş olan herkes bu eseri görmüştür bence. Tablonun merkezinde dörtnala giden bembeyaz bir at ve atın üzerinde al kıyafetiyle esmer bir asker bulunmaktadır. Atın kaldırdığı tozların arasında üç hilalli Osmanlı bayrağının yanı sıra birkaç asker daha seçilmektedir. "Savaşın aşkı", merkezdeki askerin duruşunda o kadar harika verilmiştir ki bu resme bakarken hayaliniz sizi o güne kanatlandırıverir. Atların mübarekliğine ve askerlerin iman gücüne gıpta edersiniz.
Bu saydıklarımız Hasan Rıza'nın zaferler serisinden birkaçıdır yalnızca. Pek çoğu günümüze ulaşmamış olan bu tabloları Ankara Orduevi'nde, İstanbul Askeri Müze'de, Deniz Müzesi'nde, Resim ve Heykel Müzesi'nde görebilirsiniz.

http://haber.ekolay.net/Haber/2705/757174/fatihin-unlu-tablosu-intihal-mi.aspx?page=3

5 Ocak 2011 Çarşamba

istanbul-sergi(Tolga Eti Sanat Galerisi )











Mekan : Tolga Eti Sanat Galerisi


Tarih/Saat : 18 Aralık 2010 - 29 Ocak 2011

Türü : Karma Sergi

Gönüllerimizin Dünya Kültür Başkentlerinden biri olan İstanbul , 8000 yıllık tarihiyle her daim kültür mirasımızın en önemli değerlerinden biridir. 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olarak yeniden taçlandırılan İstanbul’a olan gönül borcumuzu Tolga Eti Sanatevi olarak sanatçılarımız Zeycan Alkış, Şadan Bezeyiş, Faruk Cimok, Gültekin Çizgen, Hüseyin Cahit Derman, Bayram Gümüş, Muhsin Kut, Fatih Mika, Mustafa Pilevneli, Nilgün Günsür ve Ebru Susamcıoğlu’nun resim, porselen ve cam eserleriyle dile getirmek istedik.



Söylenceler kentine adanmış olan sergi, 18 Aralık 2010 - 29 Ocak 2011 tarihleri arasında Tolga Eti Sanatevi’nde izlenebilir.


http://www.nevarneyok.com/sanat/Sergi.aspx?ID=1972

3 Ocak 2011 Pazartesi

Savaş adasında huzur tatili -henüz gitmedim ,görmedim ...farklı yerleri keşfetmeyi çok seviyorum ve belki birgün gitmeyi düşünüyorum:)



Savaş adasında huzur tatili

İşadamı Yüksel Dartar'ın 1973 yılında satın aldığı,Kalem ve Garip adaları (Anginnsai), bugün gözlerden uzak,tesise ev sahipliği yapıyor.

İşadamı Yüksel Dartar'ın 1973 yılında satın aldığı, Dikili sahiline 400 metre uzaklıkta bulunan, antik çağın en büyük deniz savaşına tanıklık eden Kalem ve Garip adaları (Anginnsai), bugün gözlerden uzak, farklı mimarisiyle yurt içinden ve dışından seçkin konukları ağırlayan tesise ev sahipliği yapıyor.
Dikili ve çevresine hayran olan, bu bölgenin dünyaya tanıtılmasına gönül veren, 2000 yılında vefat eden Dartar'ın hayalini ise oğulları, Kalem Adası'nda açtıkları farklı tesis ile hayata geçirmeye çalışırken, bir yandan da termal zenginliği, yakınlarda bulunan krater gölü, taş evleriyle ayrı bir güzelliğe sahip olan Bademli köyü ile büyük turizm potansiyeline sahip bölgenin tanıtımı için çalışıyorlar.
MÖ 406 yılında Atina ile Sparta arasında 270 geminin katıldığı dönemin en büyük deniz savaşına tanıklık eden Kalem ve Garip adaları, çevrelerindeki kumun ışığı yansıtmasıyla oluşan özel görünümleri nedeniyle tarihte Arginnsai (ışık saçan) olarak biliniyor. İki adanın arasındaki bölümdeyse Ege'de seyreden yatların girebileceği doğal bir marina bulunurken, Kalem Adası üzerinde yer alan tesisin müşteri portföyünün büyük bölümünü ise bu yat sahipleri ile onların yurt içi ve dışından misafirleri oluşturuyor.

Dartar ailesinin sahip olduğu butik otel, taş binaları, ana karadan borularla getirilen suyla beslenen botanik bahçeleri, zeytin ve palmiye ağaçları, bahçelerde yer alan kayıtlı tarihi eserleri ile antik çağdan günümüze Ege adasının özelliklerini yansıtıyor.
Alaattin Dartar, aile olarak babalarının ilk görüşte hayran olduğu ve yıllar önce yatırım yapmaya başladığı bu bölgenin, bir bütün olarak eko turizm, sağlık turizmi alanlarında gelişmesi için çalıştıklarını söyledi.
Dikili çevresi, özellikle de adaların yer aldığı Bademli koyu ve koyun karşısında bulunan Bademli Köyünün büyük potansiyelinin artık farkına varıldığını ifade eden Dartar, en büyük endişelerinin ise birçok turistik yerde olduğu gibi, düzensiz yapılaşmayla bu bölgenin doğal zenginliklerinin zedelenmesi olduğunu kaydetti. Dartar, eko turizm anlayışıyla bölgenin özelliği olan taş yapı geleneği sürdürülerek, butik otel ve termal tesislerin sayısının artmasını arzu ettiklerini belirtti.
Bölgeyle adaya olan sevgi ve bağlılığı nedeniyle artık zamanlarının büyük bölümünü İstanbul yerine Dikili'de geçiren Dartar, 50 santimetre kalınlığındaki taş duvarları elleriyle örüyor, her gün adadaki bahçelere yeni bir çiçek ekliyor.


DENİZ UÇAĞI, TEKNE VEYA HELİKOPTER İLE ULAŞILIYOR
Kalem Adası üzerinde bulunan tesis hakkında bilgiler veren Ali Dartar ise, Ege Denizinde bir ada sahibi olmanın kuşkusuz büyük bir ayrıcalık olduğunu, şehir hayatından bunalan insanların zaman zaman kendi aralarında ''Bir adada yaşamak istiyorum'' şeklinde konuştuklarını, kendilerinin de 2007 yılında tesislerinin kapılarını açarken ''Bir adanız olmasını ister miydiniz? Ada sizin'' sloganıyla hareket ettiklerini söyledi.
Yüzölçümü itibarıyla adanın çok daha fazla misafiri ağırlama olanağı vermesine karşın, hem yapılaşmayı sınırlı tuttuklarını, hem de olabildiğince doğal ve sade malzeme tercihleriyle doğal yapıyı ve ''adada yaşamak'' duygusunu zedelememeye çalıştıklarını ifade eden Dartar, insanların artık tatil tercihlerini ''huzurlu, doğal, yalın'' mekanlardan yana yaptıklarını, Türkiye'nin de turizmde eko turizm ve butik otellere ağırlık vermesi gerektiğini düşündüklerini kaydetti.
Dikili'nin jeotermal potansiyelinin, bu bölgede turizmi 12 aya yayma olanağı tanıdığına da işaret eden Ali Dartar, ''amacımız, bu bölgenin doğal kaynakları ve güzelliğinin en iyi şekilde tanıtılması. Biz de bu anlamda, burada bir öncü görevini üstleniyoruz'' diye konuştu.
Adanın birçok ünlü müdaviminin bulunduğunu, 2 yıl içinde yurt içinden ve dışından birçok ünlü ismi ağırladıklarını anlatan Dartar, misafirlerin adaya tekne, deniz uçağı ya da helikopterle ulaştıklarını kaydetti.

http://yercekimi.ekolay.net/haber/2846/644594/Savas-adasinda-huzur-tatili.aspx