6 Temmuz 2010 Salı

Çiçek Kuşlar Sergisi

Çiçek Kuşlar Sergi
İstanbul, 2-16 Temmuz
İstanbul'da yaşayan Japon seramikçi Yamashita'nın kişisel sergisi Çiçek Kuşlar, Beyoğlu'ndaki Bindallı Sanatevi'nde. Yamashita'nın kuş ve çiçek formlarından yola çıkarak hazırladığı 20'den fazla eserin yer aldığı sergide sanatçı lotus, bambu, kiraz çiçeği gibi farklı motifleri kuş formundaki seramik gövdelerle buluşturuyor.

Tel: 0212 252 79 66; www.bindallisanatevi.com

4 Temmuz 2010 Pazar

bu haber beni çok heyecanlandırdı'SONSUZ ŞÜKRAN KÖYÜ PROJESİ'...kimbilir belki birgün bende...





Sonsuz Şükran Köyü Projesi

Konya'nın Hüyük İlçesine Bağlı Çavuş Kasabasında, Selçuklu Mimarisi Dikkate Alınarak, Bölgenin Tarihsel Yapısına Uygun İnşa Edilen 'Sonsuz Şükran Köyü'nde İlk Yerleşim 10 Temmuzda Başlayacak
Konya'nın Hüyük ilçesine bağlı Çavuş kasabasında, Selçuklu mimarisi dikkate alınarak, bölgenin tarihsel yapısına uygun inşa edilen 'Sonsuz Şükran Köyü'nde ilk yerleşim 10 Temmuzda başlayacak. Köyde ilk yerleşim dolayısıyla, 10-20 Temmuz tarihleri arasında kültürel ve sanatsal etkinlikler düzenlenecek. Projenin mimarı Mehmet Taşdiken, Cezayir Lokantası'nda düzenlediği basın toplantısında, Sonsuz Şükran Köyü'nün bir gönüllülük projesi olduğunu, bölgenin yaklaşık bin yıllık tarihi esas alınarak, yerleşim planı ve yapı malzemeleriyle tam bir Selçuklu Köyü kurduklarını, kerpiç evler yaptıklarını söyledi.

Köyün içinde büyük bir kültür merkezinin yer alacağını, köyün bir kültür köyü olacağını anlatan Taşdiken, 'Mimar, yazar, akademisyen, heykeltraş gibi kültür-sanat alanından insanların yaşayacağı bir köy burası. Ulusal ve uluslararası etkinlikler yapılacak. Bu alanda 10-20 Temmuz tarihleri arasında ilk buluşmayı gerçekleştiriyoruz. İlk yerleşim, sembolik de olsa sağlanmış olacak. Bu ilk Anadolu buluşmasına 157 sanatçı katılacak. Etkinlikler kapsamında 11 film gösterimi yapılacak, 3 panel, 6 konser ve çeşitli sergiler düzenlenecek' diye konuştu.

Anadolu'da bugüne kadar bu çapta, böyle bir kültür etkinliğinin yapılmadığını anlatan Taşdiken, sanatın gerçek amacı ve özünü birinci planda tutarak, sadece köye yerleşecek sanatçıların eserlerinin etkinlikte sergileneceğini söyledi. Sonsuz Şükran Köyü'ne insanların, Anadolu'da yer aldığı için gittiklerini dile getiren Taşdiken, 'Orta Anadolu'nun pek çok coğrafyası, bugün aydınların ve sanatçıların ihmal ettiği alan içinde bulunuyor' dedi. Mehmet Taşdiken, 'Türkiye'nin ve dünyanın aydınları olarak, yerel kültürleri çok önemsiyoruz. Uzun yıllardır ağır bir şekilde kültür ihracatına maruz kalmış yerel kültürler, artık bugün yok olmak üzere. Yıl yıl bütün kültürel değerlerimiz neredeyse kaybolmak üzere. Kültür dediğimiz şey, detaylardan ibarettir' diye konuştu.
- 'ANADOLU'YA DÖNÜŞ İÇİN BÜYÜK BİR BAŞLANGIÇ'-
Sonsuz Şükran Köyü Projesi'nde sanatçıların sürekli olarak yaşayacaklarını anlatan Taşdiken, 'Avrupa'da böyle bir proje yok. Belki de kuruluşu itibariyle ilk Türk kültürü için de bir başlangıca vesile olur. Kültür ve sanatımızın Anadolu'ya dönüşü için büyük bir başlangıç olduğunu düşünüyoruz. Geçen yıl köye gittik ve sanatçılar, büyük bir misafirperverlikle karşılandı' dedi.
Köy içerisinde 210 adet kerpiç evin yer alacağını ifade eden Taşdiken, kültür merkezinde resim, terracota (kırmızı toprak) atölyelerinin yer alacağını belirtti.
Proje, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Konya Karatay Üniversitesi, ÇEKÜL Vakfı, Mimarlar Odası Konya Şubesinin desteğiyle yürütülüyor.
(ÇİĞ-DÜR-ERD) - KONYA (Anadolu Ajansı)

1 Temmuz 2010 Perşembe

Gelincikler ressamı; "Hikmet Çetinkaya-Şiirsel ve Hüzünlü Tinselliğin Coşkulu ve Tutkulu Fırça Darbelerindeki Sessiz Çığlığı http://www.hikmetcetinkaya.com .

HİKMET ÇETİNKAYA-Şiirsel ve Hüzünlü Tinselliğin Coşkulu ve Tutkulu Fırça Darbelerindeki Sessiz Çığlığı


"Siyah gecelere ekilen kırmızıda büyüyen gelincikler"



 1958yılında Konya Hasanşeyh`te doğdu. Orta ve lise eğitimini Denizli`de tamamladı. 1982 yılında Ankara Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi-Resim Bölümünden mezun oldu. Resim eğitimi yöntemleri konusunda yurtdışında araştırmalarda bulunarak, kendi ismini taşıyan resim atölyesini ve daha sonra Çetinkaya Sanat Galerisi ile Galeri Hera`yı kurdu.




Karayolları Genel Müdürlüğü, DSİ Genel Müdürlüğü, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, Hava Lojistik Komutanlığı gibi kurum ve kuruluşlarda resim atölyesi kurulmasına öncülük yapmış,resim dersleri vermiş ve sanat danışmanlığı yapmıştır..



2001 yılında İsveç Stokholm Uluslararası Dünya Sanat Fuarına davetli olarak katıldı. Yurtiçinde başta İstanbul ve Ankara olmak üzere uluslararası düzeyde birçok sanat fuarı etkinliklerine katıldı. 9`u yurtdışında, toplam 51 kişisel sergi açtı ve 400`den fazla karma etkinliğe katıldı.

Resim çalışmalarına 2002 yılında Paris`te açtığı resim atölyesinde devam eden Çetinkaya, Arc-En-Ciel Maison D`art Paris adında bir resim galerisi açtı. Çalışmalarına Ankara ve Paris`teki atölyelerinde devam eden sanatçı Uluslararası Plastik Sanatçıları Derneği üyesidir.



2006 yılında 45 Türk sanatçısıyla Türkiye`yi temsilen Paris-UNESCO`da sergi organizasyonu yaparak iç ve dış basında Türk sanatının ve sanatçısının tanıtımına katkıda bulunmuştur. Bir çok sanatçı dostuyla; 3 kez Paris te olmak üzere, Atina, Moskova ve Kıbrıs ve Yunan adalarında (Patmos, Girit, Santorini, Mikanos) "Anadoludan Esintiler" adı altında sergi etkinlikleri yaparak, bu sergileri geleneksel hale getirme çabası içerisindedir.



Çetinkaya, sanat anlayışını şöyle açıklıyor;



"Resim serüvenim boyunca kuvvetli duygularla güçlü bir ayakta durma isteğiyle yaşadım ve bunu keyifle en umutsuz koşullarda bile bitmeyen heyecanım ve sevincimle tuvallerime yansıttım. Her resmimi yüreğimi içine koyarak yaptım. Resim kendi içinde bir dildir. Ressamın fırçası ile renkleri bir araya geldiğinde, bu "ressam" ın kendi dilinde söylenmiş bir sözü olarak tuvale yansır. Resimlerimde yıllarca çizginin, renk kullanımının nasıl farklı yorumlarla ortaya çıktğını gördüm. Şimdi ise yeni ve farklı bir resimsel tatla tanışıyorum."



Sanatçıya, Kavaklıdere Rotary Klübü tarafından 2006-2007 döneminde yılın meslek başarı ödülü verilmiştir.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Limoncello -yaz için ideal bir içecek

Limoncello, genellikle yaz aylarında içilen, soğutulmuş olarak servis yapılan ve ana maddesi limon olan bir likör türüdür. Limon kabuklarının saf alkolde bekletilmesiyle elde edilir. Damak temizlemek için ya da yemeklerden sonra içilebilir. Limoncello şişeleri servis süresine kadar buzlukta bekletilebilir. Birçok tarifte belirtildiği üzere, limoncello 80 gün bekletilmelidir. http://www.foodandtravel.com.tr/

14 Haziran 2010 Pazartesi

Yenilebilir Boncuklar -Gönül Paksoy( http://www.foodandtravel.com.tr/)Food and travel'den gelen maili çok beğendim ve sizlerlede paylaşmak istedim...Sayın Gönül Paksoy gerçektende her yönüyle taktir ettiğim Türk kadınlarından biri ,çeşitli sergilerini görme olanağım oldu,şimdi de kitabını alıp okumak istiyorum ...


 








Yenilebilir Boncuklar

Gönül Paksoy



Tasarımcı Gönül Paksoy'un yenilebilir boncuklarla yarattığı eserleri, size eşsiz bir dünyanın kapılarını aralayacak.

Türkiye'nin giysiden takıya kadar her alanda özgün tasarımlara imza atan tasarımcılarından Gönül Paksoy, bundan üç yıl önce İstanbul'da toplanan Uluslararası Boncuk Konferansı'nın açılış etkinliği olarak hazırladığı Yenilebilir Boncuklar sergisiyle konferansa katılanlar kadar yeme-içme ve sanat çevrelerinin hayranlığını kazanmıştı. Paksoy, Türkiye'nin zenginliklerine dikkat çekmek, insanlara çocukluklarında taktıkları kiraz küpelerini anımsatmak amacıyla hazırladığı koleksiyonunu genişletti ve bir kitap projesine dönüştürdü: Yenilebilir Boncuklar kitabında tadını hissedip kokusunu duyduğumuz 'boncuklara' farklı bir yorum getiren Paksoy, önsözünde bunun bir yemek kitabı olmadığını söylüyor ve ekliyor: "Mutfağın güzelliklerine farklı bir sunum... Bazen mitolojik bir öykü, bazen küçük bir anı, bazen muzip bir yorum, bazen hepimize yöneltilen bir soruyla birlikte sunduğum, bir tasarım kitabı." Kitabında nardan defneyaprağına, yaban mersininden midyeye kadar pek çok zarif ürüne yer veren Paksoy, bu ürünlerin çoğunu en doğal halleriyle birer takıya çevirmiş; bazılarını ise kurutarak, pişirerek, yani küçük dokunuşlarla 'incitmeden' yeniden yorumlamış. Takı olarak yorumlamadıklarına ise kitabın ikinci bölümünde yer vermiş. Bu bölüm Paksoy'un boncukların bir kısmıyla tasarladığı yemeklerin tariflerinden oluşuyor. Kitabıyla bu küçük ve zarif lezzetlere olan sevgisini dile getiren Gönül Paksoy'un yarattığı 'renkli dünyayı' keşfedin; her şey size olduğundan farklı görünecektir...