2 Haziran 2010 Çarşamba

yine suluboya ,yine çook beğendiğim ressam Asuman-Atanur Doğan çifti ve esrlerinden bir demet...



Atanur Dogan, 1964’de Kars’in Selim ilçesine bagli sirin bir Türkmen köyü olan Katranli’da dogdu. Dogan ailesinin sekiz çocugundan en küçügüdür. Atanur daha bir yasinda iken aile Izmir’e göçtü. Resme çocuklugundan beri Buyük ilgi duyan Atanur, agabeyi okul ödevleri için resimler yaparken ona gipta ile bakiyor, kendisi de “agabeyim gibi çizebilir miyim?” diye içinden geçirirdi. Eline geçirdigi kirik tugla parçalariyla komsu duvarlarina resimler yapar, mahalleliden azar isitirdi. Ilkokul siralarinda yaptigi bir resim, ögretmeninin dikkatini çekti ve ona daha sonra hiç unutamayacagi su sözleri söyledi: “Atanur, sende resme karsi olaganüstü bir kabiliyet görüyorüm. Ileride iyi bir ressam olabilirsin”. Bu onun için sürekli motive oldugu unutamadigi bir övgüydü. Bunu ortaokul siralarinda resim ögretmenlerinden aldigi tesvik ve destek takip etti.
Daha sonra Gültepe Ticaret Lisesine devam etti. Güzel anilarinin oldugu lise yillarinda onu en çok üzen resim derslerinin okulda olmamasiydi. Lise son sinifta arkadaslari, edinecekleri meslege ulasmada Iktisatçi, Maliyeci, Bankaci gibi ticari konularda üniversite egitimi almak icin yarisirken o sadece ressam olmayi düsünüyordu. Ressam olma hayaliyle, Güzelsanatlar Fakültesi’nin yetenek sinavlarina hazirlaniyordu. Izmir Resim Heykel Müzesi’nde alti ay süren kurslara katildi. Bu hazirlikla lisede alamadigi
resim egitiminin yerini doldurmak istiyordu. Istanbul, Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi’nde okumak onun hayaliydi. Ailesinin ekonomik imkanlari onun Izmir disinda okumasina olanak vermiyordu. Güzelsanatlar fakültesi sinavlarinda basarili oldu. Ayni günlerde Buca Egitim Fakültesi Resim Bölümü’ne girdigi sinavi birincilikle kazandi. Buca Egitim Fakültesi’nde okumayi tercih etti. Çünkü bu fakülte mezuniyetten sonra sanatçiligin disinda, orta ögrenim kurumlarinda resim ögretmenligi yapma olanagi da sagliyordu.

Asuman Dogan, 1963’de Izmir’de dogdu. Ailesinin bes çocugundan ortanca olanidir. Çocukluk yillarinda önüne yazi yazmasi için konulan kagit ve kalemlerle o resimler cizer, eline geçirdigi cam macunlariyla heykeller yapardi. Babasi ve ilkokul ögretmeni onu resme karsi ilk tesvik edenler oldu. Yaptigi resimler sürekli okul panosuna asiliyordu. Ilkokul son sinifta hayranlik duydugu bir takvim üzerindeki resmi, guaj boya ile kopya etti. Yaptigi resim elden ele dolasti. Bu Asuman’a ressam olmasi için çevresinden gelen en önemli tesvik ve yönlendirmenin baslangici olmustu. Yillar sonra yaptigi resmin Van Gogh’un “Saintes Maries’de sahilde balikçi tekneleri’ tablosu oldugunu anlayacakti. Asuman’in bugünkü renklerini görenler, onun çocukluk yillarinda adini bile bilmedigi Van Gogh’un resimlerinden etkilendigini hemen anlayacaklardir. Ressam olmayi hedeflemis olan Asuman, ortaokuldan sonra Izmir Cumhuriyet Kiz Meslek Lise’sine yazilarak resim ana bransini seçti. Degerli ögretmenlerle kendini yetistirme firsati buldu. Artik üniversitelerin resim bölümlerinde okumak için hazirdi. Bu arada talihsizlik ona aci dolu bir dönem baslatti. 16 yasindaki oglan kardesi kan kanserinden öldü. Hemen ardindan bu aciya dayanamayan baba Buyük bunalimlara girdi. Aile için kabus yillari pespese yasaniyordu. Bir süre sonra babanin da ölümüyle sarsilan ailenin toparlanmasi yillar alacakti.

Asuman ressam olabilme hayallerinden tam üç yil kaybetmisti. Tamamen kendi çabasiyla zorlu bir sinav olan Doküz Eylül Üniversitesi Güzelsanatlar Fakültesi Resim Bölümü’ne alinacak üç kisiden biri olmayi basardi. Fakat sanatçi olarak Türkiye kosullarinda hayatini kazanmanin zorlugunu biliyordu. Bu sebeple tercihini kazandigi diger fakülte olan Buca Egitim Fakültesi, Resim Bölümü’ne yapti.

Daha ögrencilikleri bitmeden ilk sergilerini Izmir Buyüksehir Belediyesi sergi salonunda açtilar. 1987 yilinda okul mezuniyetlerinin hemen ardindan evlendiler. Daha hiç bir düzenli geliri olmayan genç çift, yakinlarinin “Bu gençler nasil geçinecekler?” tasasina kapilmalarina neden oluyordu. Evliliklerinin ilk haftasi, Kusadasi Turizm Information Sergi Salonu’nda açtiklari sergide hem resim yapiyor, hem de çalismalarini satisa sürüyorlardi. Bir resimlerine hayran fakat parasi olmayan turistin tek kisilik küçük çadiri ile resimlerinden birini degis tokus yaptilar. Bu onlarin ayni zamanda ilk yuvalari oldu. Bu küçük çadirda kaliyor, 12-13 saat boyunca resim yapip turistlere satiyorlardi. Ayni yil girdikleri ögretmen alimi sinavlarini kazanarak, Anadolu’nun ortasinda olan Kirikkale’ye tayinleri çikti. Bu yillar onlar icin bulunmaz bir firsatti. Her hafta sonu yaptiklari gezilerde, Anadolu’yu ve insanlarini inceleyerek resimleme firsati buldular. Ankara ve Istanbul’da, Anadolu’yu konu alan kisisel sergiler düzenlediler. Düzenli olarak yaz aylarinda Kusadasi ve Çesme’de sergiler yaptilar. Türkiye’ye turist olarak gelen bir çok ülkeden sanatsever onlarin resimleriyle ülkelerine dönüyordu. Bu bir çok güzel dostlugun da baslamasina neden oluyordu. Bu iliskilerden biri de Kanada, Edmonton’dan Trudy Aldrige’in aldigi resimlerle basladi. Trudy’nin kendi kolleksiyonu için aldigi resimler çerçeve yapmak icin götürdügü galerici tarafindan satin alindi. Bunu Trudy’nin mektupla siparisleri ve ardindan postayla yollanan resimlerin sergilenmesi izledi. Daha sonra Izmir’de süren ögretmenlik görevleri sirasinda, mezun olduklari üniversitenin resim bölümü baskani olan heykel ögretmenleri; Atanur’a, fakültenin belediyeden aldigi heykel siparislerini yapmasini ve eserlere kendisinin de imza atarak ortak olmasini teklif etti. Ayrica Atanur’a onu üniversiteye hoca olarak alacagini ve heykellerin gelirinin yarisini verecegi sözünü verdi. Bu teklif idealist çiftin kendilerini kanitlamalari ve gelistirmeleri için karsilastiklari en büyük imkanlardan biriydi. Atanur uzun çalismalardan sonra Izmir meydanlarina ve parklarina konulan bir dizi büst ve rolyef çalismayi basariyla tamamladi. Sonuçta ülkesinde zaman zaman duydugu aci olaylardan biri basina gelmisti. O güvendigi, gelecegini ümitle bagladigi hocasi; basariyla bitirip teslim ettigi heykellerden hakki olan paranin önemli kismini vermedigi gibi, heykellerin bir kismindan da Atanur’un imzasini silerek bütün çalismalari sahiplenme çirkinligini yapmisti. Bu olay Dekan ve diger akademisyenlerin gözü önünde öluyordu. Bunlara karsin Atanur, bütün iyi niyetli girisimlerine ragmen bir sey yapamiyordu. Üstelik hocasindan akla gelmeyecek tehdit ve saldirilar geliyordu. Bunlardan biri de ilçe siyasi polis komiseri araciligiyla olmustu. Eger yaptigi heykeller için hak iddia etmeye devam etmesi halinde basina gelebilecekler sube müdürlügüne çagirilan genç sanatçiya kibarca hatirlatildi. Hemen ardindan kadrosunun bagli bulundugu Buca Ilçe Milli Egitim Müdürlügü’ne çagirildi. Müdür Bey’de benzer uyarilar yapiyordu. Bu korku salan abluka, genç sanatçilarin ülkelerinde sanatlarini üreterek bir yerlere gelmelerinin mümkün olmadigi düsüncesine ve karamsarligina düsmelerine neden oldu. Bu arada Kanada göçmenlik Burosuna yolladiklari heykel ve resim çalismalarini gösteren dosya ilgi görmüs ve Kanada kapilarini genç sanatçilara açmisti. Bu gelismeler ögretmenligi seven ve görevlerini basariyla yerine getiren çifte yeni ufuklar açti ve çok sevdikleri ögretmenlik meslekleginden istifa etmelerine neden oldu. Hep arzuladiklari sadece sanatlariyla hayatlarini kazanma firsati dogmustu. Artik hayalleri olan sanatlarini yaparak dünyayi gezmeleri mümkün olabilecekti. 1993 yili bahari, 3 yasindaki ogullari Atas ile birlikte Vancouver, British Columbia’ya yerlestiler. Hemen ilk günlerinde resimleriyle büyük ilgi topladilar. Kanada sanatçilar fedarasyonu aktif üyesi olan çift Amerika’da ve Kanada’da düzenli sergiler yaptilar. Tayvan’li bir is adaminin davetlisi olarak Taipai’de sergi düzenlediler. Bu vesileyle Çin kültürünü inceleme firsati buldular. Amerika’da ve Kanada’da çesitli sehirlerde festivallere katildilar, sergiler düzenlediler ve slayt gösterileri yaptilar. Bu aktiviteler, çogu zaman uzun yolculuklar sonucunda gerçeklesti. Bu arada Kanada’yi ve Amerika’yi boydan boya gezme firsati buldular. Türk Büyükelçilikleri, konsolosluklar ve Türk derneklerinin davetlisi olarak Kuzey Amerika’da Türk kültürünü tanitan aktivitelere resimleri ve slaytlariyla katkida bulundular. 10 Kasim 1997’de ikinci ogullari Ata, Vancouver B.C.’de dünyaya geldi. Meslekleri, onlarin çok sevdikleri ülkelerine her yil dönmelerine, özledikleri Anadolu yasamini resimlemeye ve sergilerini sürdürmelerine olanak verdi. 1999 yilinda memleketleri olan Izmir’de Dogan Art Gallery’i açtilar. Izmir’in sanat ve kültür hayatina hizmet eden galeride, bir grup suluboya ressami arkadaslariyla birlikte 2001 yilinda Izmir Suluboyacilar Dernegi’ni kurdular. Asuman Dogan; Evler, Sokaklar, Sehir Görünümlerini, renkçi özelligiyle, derin perspektif arayislari içinde resimliyor. 1989 yilinda Ankara Valiligi’nin “Sanatçi Gözüyle Ankara” yarismasinda ve 1994 yilinda North Vancouver Lonsdale Quay resim yarismasinda basari ödüllerini aldi. Atanur Dogan; daha cok “Köy Insani”’nin yasamini konu alan figürativ çalismalar yapiyor. Portrelerinde karakter ve ifadeleri öne çikarirken, figürlerinde ellerin detaylari ve formlari kullanarak anlatimi yogunlastirdigini görüyorüz. Izmir Büyüksehir Belediyesi’ne yaptigi büst çalismalari çesitli park ve meydanlarda bulunmaktadir. Zübeyde Hanim maski, Karsiyaka’daki Anit Mezarina konulmustur.
Yurt içinde; Istanbul, Ankara, Izmir, Denizli, Nazilli, Dikili, Çesme, Kusadasi’nda, Yurt disinda; Paris, Zürich, London, Vancouver, Toronto, Edmonton, Calgary, Taipei, Seattle, Portland, New-York da kisisel sergiler düzenleyerek, dünyanin baslica önemli müzelerinde arastirma ve incelemelerde bulundular. Sanatçilarin resim ve heykelleri yurt içinde ve disinda çesitli kolleksiyonlarda bulunmaktadir. Atölyelerini hem Izmir Güzelbahçe’de hem de Vancouver’da kuran çift, daha çok Kuzey Amerika’da olmak üzere çesitli ülkelerde sergilerini gerçeklestirmektedirler. Sanatçilar su an Kanada’nin Vancouver sehrinde yasamakta çalismalarini buradan sürdürmektedirler.
 

29 Mayıs 2010 Cumartesi

http://doganin.melektozlari.com/ aynen paylaşıyorum





Meyve Çekirdekleri
Ekleyen Erdem Kılıç
Yeryüzünün aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar. Bu sene (2010) dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, bu nedenle yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine ASLA hapsetmeyin. Mümkünse herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün. Üzerine de bir bardak su dökün.

Gömme imkanınız yoksa bir poşette bu çekirdekleri biriktirip yanınıza alın ( yada arabanıza koyun). Arsa, tarla, toprak yol kenarı, yamaç gibi toprağı gördüğünüz alanlara bu çekirdeklerinizi savurun, korkmayın bu çevre kirliliği değildir aksine çevre için yeni hayattır. Doğa hemen o yeni çekirdekleri kucaklar ve besler…

Yapacağınız en kötü hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir ! Bunu yapmayın ve yaptırmayın.

Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan ya da dikilen bu çekirdeklerin en az yarısının yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış.
En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir servet…
Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden geldiğince meyve çekirdeği gömelim, savuralım, fırlatalım…

Bu uygulama TEMA tarafından başlatıldı ve bilinçli toplum olarak bizlerin desteklerini bekliyor, Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır.

Poşete koymadığınız her çekirdek için şimdiden teşekkürler.
DGD
Doğa Gönüllüleri Derneği


not:bu işi bizde eşim fazlasıyla uyguluyor...öyleki çarşıda-pazarda gördüğü ,beğendiği meyveleri yemekten daha çok çekirdeğini dikmek için alıyor:)bu sayede şu anda meyve veren ağaçlarımız var...

25 Mayıs 2010 Salı

Goji Berry Nedir ? ilginç bir bitki paylaşmak istedim..



Goji Berry Nedir ?
Boyu 1 ile 3 metre arasında değişebilen ,yaprak döken çok yıllık odunsu bir bitkidir.

Berry: Birbirine yakın iki bitkinin ortak ismidir, LYCİUM BARBAUM VE LYCİUM CHİNESE

Orjinal yaşam alanı (habitat)bilinmemesine karşın ilk yetiştiği yerlerin güneydoğu Avrupave güney batı Asya olduğu tahmin ediliyor.

Goji Berry çeşitli ülkelerde isimlendirilirken genellikle mutluluğu ve sağlığı simgeleyen isimlerle anılmıştır, mesela Çinde EVLİLİK ŞARABI ,TİBET GOJİSİ,HİMALAYA GOJİSİ adı altında yer almıştır.

Diğer bir isimde LYCİUM ” KADİM “ Anadolu Bölgesi olan LYCİA’dan geldiği varsayılmaktadır

Japonyada GOJİ BERRY KUKO ismi ile anılırken yemişler ise KUKO NOMİ veya KUKO KAJİTSU adıyla anılır. GOJİ BERRY aynı zamanda KIZIL ELMAS olarakda anılır.

GOJİ BERRY (KURT YEMİŞİ )KULLANIMI

Çinde 2000 yıldan beri ilaç yapımında kullanılıyor yaprakları sebze yerinede kullanılan GOJİ BERRY geleneksel Çin beslenme alışkanlıklarında geniş yer kaplamaktadır.


GOJİ BERRY (KURT YEMİŞİ) AMERİKA VE KANADA: Yoğun olarak yiyecekler pazarında büyük ilgi uyandırıyor, insanlar bu yemişin bir çok rahatsızlığa yardımcı olduğu konusunda hemfikirler.

GOJİ BERRY ÖNEMİ

Çinin efsanevi ilk imparatoru ve tarımın babası adıyla anılan SHEN NONG’un sağlık kitabından bahsedilmektedir.

GOJİ BERRY (KURT YEMİŞİ): Zengin 21 adet mineral içerir, bunlardan en önemlisi çinko, demir, bakır, kalsiyum, germanyum, selenyum, fosfordur. Beta karotenide kapsayan en zengin karatenoid kaynağıdır.Havuçdan daha çok beta karoten içerir. GOJİ BERRY portakaldan 500 kat daha fazla C vitaminine sahipdir.GOJİ BERRY B1,B2,B6 ve E vitamini içerir.

GOJİ BERRY’ler 18 Aminoasit içerir,ciltteki enflamasyonu azaltmaya, ciltte üstün koruma sağlamaya ve iltihaplı ciltleri iyileştirmeye yardımcı olur. GOJİ BERRY cilt bakımını sağlık ile birleştirmeye çalışan MUCİZE BİR BİTKİDİR.

GOJİ BERRY yemişi geleneksel çin ilaçlarında bağışıklık sistemini güçlendirici ,görme yeteneğini arttırıcı, karaciğeri koruyucu, sperm arttırıcı ve kan dolaşımın hızlandırıcı etkileri sebebi ile Çinde uzun zaman kullanılmaktadır.

GOJİ BERRY doğası gereği tatlıdır, ham olarak tüketilmekte ve içilerek aynı zamanda şarabı tüketilerek etkilerinden faydalanılmaktadır. Bitki çayı olarakda kullanılabilmektedir.


GOJİ BERRY Diyetlerde de kullanılabilen meyve ve sebze grubundadır.

GOJİ BERRY CİLTTEKİ ETKİSİ, kan dolaşımını hızlandırıyor,cilt metabolizmasına karışıyor epidermis ve hypodermisteki oluşacak zararları geciktiriyor, ANTİ -AGING etkisi yaratıyor.





GOJİ BERRY NEDEN BU KADAR ÖZEL?

Goji Berry bu kadar önemli kılan yüksek emilimini ve insanı beslemek için içersinde var olan antioksidanlar, karbonhidrat ve vitaminler onu ideal bir yemiş haline getiriyor.


GOJİ BERRY en yüksek zirveye sahip olan HİMALAYA alanlarından kök aldığı için DR.MİNDELL günlük beslenmeye yardımcı olabilecek ideal meyve ve sebze grubunda olduğu kanısında.


GOJİ BERRY ‘lerin yetiştiği himalayaların dünyada güneşe en yakın dağ olduğudur.


BESLEYİCİ YAPISI

Goji Berry günlük harcamanın yüksek bri kısmını karşılayacak oranda makrobesinler içerir.


100 GR GOJİ BERRY KURUTULMUŞ OLARAK BESİN DEĞERLERİ

*Kalsiyum 112 mg

*Potasyum 1.132 mg

*Demir 9 mg

*Çinko 2 mg

*Selenyum 50 mikrogram,

*Riboflavin(vitamin B2) 1.3 mg

*Vitamin C : Tam yelpazede 148 mg

(En dar spektrumda ise 29 mg)

* Beta-Keroten 7 mg


Zeaksatin : 25 mg ve 200 mg arası değişmektedir(değişik araştırma sonuçlarına göre)

*Poliskarin : yemişin öz ağırlığının %31 kadar buda 100 gr da 31g .polisakarin
1. Ömrünüzü Uzatın

Vücudunuzdaki on trilyon hücre her an serbest radikallerin saldırısına maruz kalmaktadır. Bu zararlı çevresel ajanlar canlı hücrelerin yenilenme hızından daha hızlı bir şekilde yıpranmasına ve yaşlanmanın daha hızlı gerçekleşmesine neden olurlar. Goji “Uzun Ömür Meyvesi” olarak bilinir. İçerisinde ana molekül olan polisakkaritler ve güçlü antioksidanlar sayesinde serbest radikallerin uğratacağı zararlara ve erken yaşlanmaya karşı vücudunuzu korur.

2. Enerjinizi ve Dayanıklılığınızı Arttırın

Asya’nın en etkili adaptojenleri arasında sayılan Goji, egzersiz toleransınızı, gücünüzü ve dayanıklılığınızı arttırır. Özellikle hastalık sonrası nekahat döneminde ortaya çıkan bitkinlik, halsizlik şikayetlerini ortadan kaldırır.

3. Genç Hissedin, Genç Görünün

Goji hipofiz bezinden salgılanan insan büyüme hormonu (hCG, gençlik hormonu) salınımını arttırır. hCG’nin olumlu etkileri pek çoktur: vücut yağ oranını azaltır, uyku düzensizliklerini engeller, hafızayı güçlendirir, iyileşme hızını arttırır, cinsel istek ve gücü düzenler ve vücuda daha genç, diri bir görünüm kazandırır.

4. Kan Basıncınızı Düşürür

Yaklaşık olarak her dört yetişkinden birinde yüksek tansiyon değerleri gözlenmektedir (hipertansiyon). Kontrol altında tutulmayan yüksek kan basıncı zamanla inme (felç), kalp krizi, böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Bu nedenle “sessiz katil” olarak adlandırılır. 1998 yılında yapılan bir araştırma, Goji içerisinde çokça yer alan polisakkaritlerin kan basıncı yükselmelerini belirgin bir biçimde önlediğini göstermiştir.

5. Kanserden Korur

Goji, kanser önleyici bir madde olan Germanium içeren yeryüzünde bu güne kadar tespit edilmiş tek bitki türüdür. İçerisindeki özel polisakkaritler ve antioksidan maddeler kansere neden olabilecek genetik değişimlerin gerçekleşmelerine engel olur. Bazı bilim adamları özellikle karaciğer kanserlerinden korunmada Goji’nin etkili olacağına inanmaktadır. Bu karaciğerin vücuttaki en önemli detoksifiye edici (zehirden arındırıcı) organ olması nedeniyle önemlidir.

6. Sağlıklı Kolesterol Seviyelerine Ulaşın

Goji, kolesterol seviyelerini düşüren beta-sitosterol maddesi içerir. Ayrıca antioksidanları sayesinde kolesterolün oksidasyonunu ve damar duvarında plak oluşturmasını engeller. Goji içerisindeki flavonoidler ise atar damarlarınızın açık kalmasını ve elastikiyetinin korunmasını sağlar.

7. Kan Şekerini Dengeler

Uzun yıllardır Çin’de erişkin tip diyabet tedavisinde kullanılan Goji’nin polisakkaritleri sayesinde kan şekerini ve insülin cevabını düzenlediği görülmüştür. İçeriğinde yer alan betain maddesinin de özellikle diabet hastalarında sıkça görülen karaciğer yağlanması ve damar rahatsızlıklarını önlediği bilinmektedir.
8. Cinsel Gücü ve Fonksiyonu arttırır

Goji üzümü Asya tıbbında yer alan başlıca cinsel güç arttırıcı bitkidir ve efsanevi olarak cinsel arzuyu tetiklediğine inanılır. Eski bir Çin atasözü evinden ve karısından uzaklara gitmek zorunda olan erkekler için “Kim ki evinden yüz kilometre uzağa gidecekse Goji yememelidir!” der. Modern bilimsel çalışmalar ise Goji’nin kandaki testosteron seviyesini belirgin bir şekilde arttırarak her iki cinste de cinsel gücü arttırdığını göstermektedir

9. Kilo Verin

Asya’da yapılan bir anti-obesite (aşırı şişmanlık) çalışmasında, hastalara sabah ve öğleden sonra Goji verilmiştir. Sonuçlar çoğu hastanın belirgin kilo vermesi şeklide olmuştur. Bir başka çalışma ise Goji içerisndeki polisakkaritlerin alınan gıdaları yağ şeklinde depolanması yerine enerjiye dönüştürdüğünü göstermektedir.

10. Baş ağrısı ve Sersemlik Hissinden kurtulun

Geleneksel Çin tıbbında baş ağrısı ve sersemlik hissinin böbrek Yin (yaşam özü) ve Yang (fonksiyon) yetersizliğineden kaynaklandığına inanılır. Goji Yin/Yang dengesinin ayarlanmasında en çok kullanılan bitkidir.

11. Daha İyi bir Uyku

Goji tüm Asya’da uzun süredir insomnia (uykusuzluk) doğal tedavisinde kullanılmaktadır. Yaşça büyük insanlar üzerinde yapılan bazı tıbbi araştırmalarda, Goji alan tüm hastalarda uyku kalitesinde iyileşme bildirilmiştir.

12. Görüşünüzü İyileştirir

Çin’de tarih öncesi zamanlardan beri Goji meyveleri bazı görme problemlerinin giderilmesinde oldukça popülerdir. Modern Çin bilim adamları Goji’nin karanlığa uyum süresini belirgin olarak kısalttığını bulmuşlardır. Ayrıca az ışıklı ortamlarda da görüş kalitesinin arttırır. Goji alan hastalarda görüş alanındaki siyah noktalarda belirgin azalma saptanmıştır. Goji içerisinde yer alan güçlü antioksidan karotenoidler sayesinde makula dejenerasyonu ve katarakt engellenebilir.

13. Kalbinizi Güçlendirir

Goji bir sesquiterpene olan ve kalp ile kan basıncı ayarlamalarına yardımcı olan cyperone içerir. Anthocyanin maddesi ise kalp damarlarının dayanıklılığını arttırır.

14. Yağların (Lipid) peroksidasyonunu Engeller

Kolesterol ve diğer kan yağları vücutta lipid peroksitler oluşturarak ölümcül rahatsızlıklara yol açabilirler. Yapışkan bir madde olan lipid peroksitlerin birikimi özellikle damarları olumsuz etkileyerek kalp-damar rahatsızlıkları, damar sertliği (ateroskleroz) ve inmeye neden olabilir. Goji, lipid peroksit oluşumunu önleyen kan enzimlerini arttırarak tehlike oluşturan lipid peroksit oluşumunu önler.

15. Hastalıklara karşı direncinizi arttırır

Serbest radikallerden olan süperoksit’in hastalıkların oluşumu ve ilerlemesinde önemli bir rol oynadığı gösterilmiştir. Süperoksit vücutta bulunan süperoksit dismutaz enzimi sayesinde etkisiz hale getirilir. Ancak bu enzim yaş ile birlikte azalmaya başlar. Ayrıca günlük yaşamın ortaya çıkardığı stres vücudun bu enzimi yeterince üretmesini baskılayarak hastalıklara karşı var olan direncin düşmesine neden olur. Goji alımının süperoksit dismutaz enzim değerlerini %40 oranında arttırdığı ispatlanmıştır.
16. Bağışıklık (immün) yanıtını arttırır

Bağışıklık yanıtı vücudunuzun “silahlı kuvvetleri” dir. Kırk yılı aşkındır süren çalışmalar Goji’nin vücuttaki önemli savunma mekanizmalarını yöneten ve yönlendiren bağışıklık sistemini desteklediğini göstermiştir. Goji polisakkaritleri içlerinde T-lenfosit hücreler, sitotoksik T-hücreler, NK (doğal öldürücü) hücreler, lizozim, tümor nekroz faktörü-alfa ve immünglobülinler (IgG ve IgA) gibi tüm savunma hücrelerinin aktivitelerini düzenler ve sayılarını arttırır.

17. Kanserle savaş

Goji ile birlikte kanser ilacı kullanan hastalarda olumlu cevapların yalnızca ilaç kullanan hastalara oranla %250 oranında arttığı görülmüştür. Malign melanom, böbrek karsinomu, kolorektal karsinom, nasofaringeal karsinom ve malign hidrotoraks gibi kanser hastalarının tedavilerinde inanılmaz derecede iyileşme sağlanmıştır. Goji ile tedavi gören hastaların remisyonu (iyilik hali) Goji almayan hastalardan belirgin olarak daha uzun olmaktadır.

18. Değerli DNA’nızı korur

DNA vücudumuzdaki en önemli yapıdır. Atalarımızdan miras kalan tüm özelliklerimizin bulunduğu şablonumuz olmasının yanı sıra vücudumuzdaki on tirilyon kadar hücrenin yenilenmesi gerektiğinde, sağlıklı ve aslına uygun kopyasının üretilmesini sağlar.Kimyasallar, kirlilik ve serbest radikallere maruz kalan DNA hasarlanır ve kırılabilir ve sonuç olarak genetik (kalıtsal) mutasyonlara, kansere ve hatta ölüme sebebiyet verebilir. Goji’deki betain ve ana molekül olan polisakkaritler hasarlı DNA’nın tamiri ve restorasyonunu gerçekleştirir.

19. Tümör büyümesini durdurur

Bir hücresel protein olan Interlökin-2 (IL-2) bir çok kanser türünde oluşan anti-tümör cevapların oluşmasını sağlar. Çin kaynaklı araştırmalar Goji polisakkaritlerinin IL_2 üretimini arttırdığını göstermiştir. ABD’de IL-2, 1983 yılından beri bazı kanser ve AIDS hastalığının tedavisinde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Goji ayrıca, tümör hücresinin ölümüne neden olan apopitoz olayını hızlandırır.

20. Kemoterapi ve Radyasyonun olumsuz etkilerini hafifletir
Bir çalışmada, Akciğer kanser tedavisi sırasında uygulanan radyasyon etkisinin Goji alımıyla arttığı böylece uygulanan radyasyon dozunun azaltılabileceği gösterilmiştir. Bir başka çalışma Goji’nin radyoterapi ve kemoterapiye bağlı istenmeyen yan etkileri azalttığı gösterilmiştir.

21. Güçlü kan değerleri sağlar

Goji meşhur bir kan yapıcı ve gençleştiricisidir. Bir çalışmada, Goji’nin yaşlı insan kanını belirgin bir biçimde gençleştirdiği gösterilmiştir. Bir diğerinde ise, canlı alyuvarların serbest radikallerin doğuracağı hasarlardan Goji flavonoidleri sayesinde korunduğu gösterilmiştir.Goji ayrıca kemik iliği yetmezliği durumlarının (düşük alyuvar, akyuvar ve trombosit üretimi durumu) deneysel tedavilerinde yer almaktadır.

22. Lenfosit sayınızı arttırır

Lenfositler vücut savunma sisteminin değişen koşullara yada tehditlere karşı uyum sağlayan (adaptasyon) kısmını oluşturan en önemli beyaz kan hücreleridir. Bağışıklık sisteminin adaptasyon kısmı, vücudun genel bağışıklık mekanizmalarını geçerek organizmayı tehdit eden tehlikeli unsurlara yönelik savunmanın yapılmasını sağlar. Gji lenfosit sayısını artırır ve saldırı tehdidi durumunda bunları aktive eder.

23. Enflamasyon ve Artirite (eklem iltahabı) karşı savaşır

Yirmi yılı geçen geniş araştırmalar sonucunda, akut yada kronik enflamasyon durumlarında serbest radikal olan süperoksit değerleri, vücudun savunma sistem kapasitesinin (süperoksit dismutaz enzimi) çok üstüne çıkmaktadır. Bu gibi bir dengesizlik durumu ise dokularda ve eklemlerde harabiyete neden olmaktadır. Goji anti enflamatuvar bir enzim olan süperoksit dizmutaz seviyesini arttırarak dengenin oluşmasını sağlar.

24. Karaciğerinizi destekler

Goji çok bilinen bir karaciğer hücre koruyucusu olan serebrozid içeriği sayesinde, yüksek toksik etkisi olan klorlanmış hidrokarbonlara karşı dahil koruma sağlar.

25. Menapozal semptomları tedavi eder

Geleneksel Çin tıbbında birçok menapozal semptomun böbrek Yin yetersizliği nedeniyle oluştuğu düşünülür. Yıllardır Goji hormonal dengeyi sağlamak amacıyla Yin güçlendirici olarak kullanılmaktadır.
26. Sabah sıkıntılarını (bulantı-kusmaları) önler

Çinde sıcak Goji çayı özellikle gebeliğin ilk üç ayındaki kadınlarda sabah sıkıntılarının önlenmesinde kullanılmaktadır. Bu çayın içilmesi hızlı ve etkili bir çözümdür. 60 gram kaliteli goji suyunun üzerine sıcak su eklenmesiyle de hazırlanabilir.

27. Doğurganlığı arttırır

Goji çok uzun zamandır Asya’da kadın ve erkek infertilite (kısırlık) tedavisinde kullanılmaktadır. Kadınlarda benzersiz bir şekilde Ying düzenlemesi (doğurganlık özü) gerçekleştirdiğine inanılır. Erkeklerde ise, goji polisakkaritlerinin sperm hücrelerinin ömrünü uzattığı ve testisteki hücrelerin strese bağlı azalmalarını ve ölümlerini engellediği gösterilmiştir.

28. Kaslarınızı ve kemiklerinizi güçlendirir

Goji hGH (insan büyüme hormonu) üretim ve salınımına etki ederek, vücuttaki bir çok önemli fonksiyonun (büyüme, tamir ve gelişme) yerine getirilmesini sağlar. Kasların gelişimi ile diş ve kemiklerde kalsiyum depolanmasını sağlar.

29. Böbrek sağlığını korur

Geleneksel Çin tıbbında en önemli organ olarak böbreğin, beyin ve diğer yaşamsal organları kontrol ettiği düşünülür. Böbrek fonksiyonları gerçekten de yaşamsal öneme sahiptir. Goji böbrek Yin ve Yang üzerinde etki gösteren bir kuvvet ilacı olarak haklı bir üne sahiptir.

30. Hafızanızı güçlendirir

Goji Asya’da bilinen bir beyin güçlendiricidir. İçerdiği betain vücutta kolin maddesine çevrilerek beyindeki hafıza ve hatırlama fonksiyonlarında yer alır.

31. Kronik kuru öksürüğün giderilmesine yardımcıdır

Çin bitki uzmanları tarafından gerek tek başına gerekse diğer bitkilerle birlikte öksürük ve hırıltı tedavisinde
önerilmektedir.

32. Anksiyete ve stresi hafifletir

Bir adaptojen olarak Goji bünyenin stres faktörüne uyumuna ve üstesinden gelmesine yardımcı olur. Herhangi bir güçlüğe karşı kullanılabilecek bir enerji deposu oluşturur.

33. Maneviyatınızı aydınlatır

Goji’nin sürekli olarak tüketiminin neşeli ve mutlu bir ruh hali sağlar. Bu nedenle Asya’da “mutluluk meyvesi” olarak da tanınır.

34. Sindirimi kolaylaştırır

Goji uzun süredir mide hücrelerinin aktivite azalmasına bağlı olarak sindirim zorluğu ile öne çıkan atrofik gastrit tedavisinde kullanılmaktadır. Goji’nin kendisi, özellikle meyve suyu şeklinde tüketimi, sindirimi kolay bir yiyecektir.

35. Diş sağlığı

Sağlıklı diş eti sağlar.

36. Fibromiyalji

Fibromiyalji semptomlarını hafifletir.

23 Mayıs 2010 Pazar

Dalyan-Caddebostan sahili yürüyüş parkurum :











fenerbahçe orduevinden,caddebostan migrosa kadar olan yürüyüş yolu istanbulun en güzel yürüme parkurlarındandır.benim de fırsat buldukça yürüyüş yaptığım yoldur.haftasonları çok kalabalık oluyor,herkes çoluk-çocuk yaşlı-genç bu sahili doldurur çimlerin üzerinde banklarda ...harika bir yoldur.klavye dursun,fotoğraflar anlatsın en iyisi...

22 Mayıs 2010 Cumartesi

http://wwwfacebookucelma.blogspot.com/sizleri bekliyorum

merhaba sevgili dostlar,
sizlerle daha önce' benim köşem' bloğumda tanıştık,benim köşemde daha genel konular,şiirler ,resimler ve benim hoşlandığım konuları sizlerle paylaşmaya çalışıyorum,fakat çevremden aldığım tavsiyeler doğrultusunda bu yeni bloğum 'üç elma'da ise daha çok benim,annemin,kardeşlerimin,kızlarımın yaptığımız,beğenerek aldığımız elişi,dikiş,nakış,dantel,örgü ,takı ve özelliklede mefruşat dikimleri ve beğendiğim objeleri sizlerle paylaşmak istiyorum...bana destekleriniz ve güzel yorumlarınız için şimdiden teşekkür ediyorum.sevgiyle kalın...mehtap kuzucu

13 Mayıs 2010 Perşembe

bir istanbul izlenimcisi-empresyonist akımın son temsilcilerinden ressam ayhan türker





















AYHAN TÜRKER’İN BİYOGRAFİSİ

Ayhan Türker, 1938 yılında Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde dünyaya geldi. İlkokul öğrenimini Diyarbakır’ın Yeni İlkokul’unda, lise öğrenimini ise yine Diyarbakır’da Ziya Gökalp Lisesi’nde bitirdi. 1960 yılında iç mimar olarak akademiden mezun oldu. İki yıl Ankara’da geçen askerlik hizmetini takiben, 1963 yılında İstanbul’da bir mobilya ve dekorasyon mağazasında iç mimar olarak çalışmaya başladı. 1966 yılında kendi adına bir mobilya ve dekorasyon mağazası açtı ve 33 yıldır mesleğini başarıyla sürdürmektedir. 1964 yılında Canan Karakaya ile evlendi. İlk kişisel sergisini Beyoğlu Vakko Sanat Galerisi’nde 1985 yılında açtı. O tarihten bu yana İstanbul’da Edpa, Destek Reasurans, Karsu, Eylül, Kile sanat galerilerinde, Ankara’da Helikon, Toprak ve Selvin sanat galerilerinde kişisel sergiler açtı ve birçok karma sergilere katıldı. Banka, resmi daire ve özel koleksiyonlarda eserleri vardır
sevgili bloğ ziyaretçilerim size arada bir farklı konulardada ses vermeye çalışsamda ,benim yüreğimle dokunabildiğim asıl konu aynı zamanda hobimde olan resim...tabiiki zaman zaman farklı konularda ve keyif aldığım alanlardada paylaşımlarım olacak sizlerle,ama şunu anladımki en çok resimle ve sevdiğim ressamlarla ilgili paylaşımlarım olacak ...

Ressam Ayhan Türker'le tanışmam 10 yıl öncesine dayanıyor,şöyleki çok sık sergi gezdiğim dönemlerimden olan 2000 yılında Karsu tekstil sanat galerisinde bir sergisini görmüştüm ,büyük bir hayranlıkla sanatçıyı araştırmış(benim çok sevdiğim değerli türk ressamlarımızdan özellikle de Şeker Ahmet Paşa,Hikmet Onat ve azda olsa Hoca Ali Rıza'dan izler bulmuştum)ressamın yeni yayınlanmış bir kitabı olduğunu öğrenmiştim.tabii ki uyku tutmadı araştırmalarım sonunda ressam Ayhan Türker'in harbiye'deki atölye ve işyeri (mimar olup özel mobilyalar üretiyordu)olarak kullandığı yere gidildi vee benim için bir mücevherden daha değerli kitaba hemde ressamımızın imzası ile kavuşuldu...bu değerli ressamımızı sizlerede tanıtmak istedim sevgiyle kalın...