7 Mayıs 2010 Cuma
5 Mayıs 2010 Çarşamba
Lezzetlerin sırrı bu soslarda gizli! sizlerle mahmure.com da görüp beğendiğim sosları paylaşmak istedim...







http://www.ekolay.net/kadin/FotohaberDetail.asp?kid=33&id=18476de gördüğüm bu güzel ve nefis sosları sizlerlede paylaşmak istedim...
Lezzetlerin sırrı bu soslarda gizli!
Bir tabak yemeğin içinde en önemli tamamlayıcılardan birisi sosudur. Sos, hem görünüş, hem de lezzet yönünden yemeği eksiksiz bir bütün haline getirir.
Dünyanın her yerinde sos yapımı mutfağın en ince ve en itina isteyen işidir. Türk mutfağının temelinde soslar hemen hemen yok gibidir. Klasik Fransız mutfağında veya Batı mutfağında ise yemek ve sosu ayrı ayrı hazırlanır. Çeşitli etkileşimler sonucunda artık mutfak kültürümüzün içine soslar yerleşmiştir. Marketlerde hazır sosları şık ambalajlarıyla bulmak da mümkündür.
İşte farklı lezzetler hazırlarken faydalanabileceğiniz pratik 7 sos tarifi...
Beşamel Sos
Malzemeler:
30 g (1/2 çorba kaşığı) tereyağı
30 g (2 çorba kaşığı) un
0.5 litre süt
Tuz ve karabiber
Yapılışı: Tereyağını parçalara ayırıp tencereye koyun ve altını yakın. Tereyağı eriyince unu üzerine serpiştirin. 5 dakika sonra, soğuk sütü, tuz ve karabiberi ilave edin ve 15 dakika kısık ateşte pişirin.
Napoliten Sos
Malzemeler:
3/4 su bardağı domates salçası
1/2 çorba kaşığı toz şeker
1/4 kahve fincanı un
3 su bardağı et suyu
100 gr margarin
2 baş soğan
Tuz
Yapılışı: Soğanı ince ince doğrayın, yağ ve yeterli miktarda tuz ile birlikte tencereye koyup, orta ateşte soğanlar iyice pembeleşinceye dek kavurun. Sonra un ilave edin ve 3-4 dakika unla birlikte karıştırıp, kavurduktan sonra et suyunu ekleyin. Tencerenin kapağını örtüp yarım saat kadar pişirin. Pişince, süzgeçten geçirin ve soğan posasını atın. Süzdüğünüz malzemeyi şekerle birlikte boza kıvamına gelinceye dek, tencerenin kapağını kapatmadan kaynatın. Karışım kıvama geldiğinde domates salçasını ilave edin, bir defa karıştırın ve ateşten alın.
Bearnez Sos
Malzemeler:
10 gr (1 çorba k.) doğranmış soğan
6 adet dövülmüş tane karabiber
1 çay kaşığı tarhun veya 1/3 çay kaşığı kuru tarhun
1 çorba kaşığı tarhun ve sirke
3 yumurta sarısı
200 gr margarin
1 çorba kaşığı maydanoz (ince kıyılmış)
Yapılışı: Soğan, tane karabiber, tarhun ve sirkeyi bir tencereye koyun. Hafif ateşte, yaklaşık 1 çorba kaşığı kalıncaya kadar çektirin. Tencereyi ateşten alıp, soğumaya bırakın. Karışım ılınınca, tenceredeki malzemeye yumurta sarılarını da katıp, benmaride telle sürekli çırparak ya da tahta spatulayla sürekli karıştırarak, koyulaşıp krema kıvamını alıncaya kadar pişirin. Tencereyi ateşten alıp, bir kenarda ılınmaya bırakın.
Tarator Sos
Malzemeler:
1 su bardağı ceviz
4 diş sarımsak
1 demet maydanoz
1 adet limonun suyu
Yeterince tuz
Yapılışı: Sarımsakları, tuzu ve cevizleri bir havanda dövelim. Hazırladığımız malzemeye limon suyunu ve ince kıydığımız maydanozu katarak iyice karıştıralım. Dilediğimiz yerde kullanalım.
Bolonez Sos
Malzemeler:
100 gram margarin
250 gram yağsız dana kıyması
20 gram rendelenmiş soğan
1 diş ince kıyılmış sarımsak
400 gram rendelenmiş domates
4 adet ince dilimlenmiş çarliston biber
½ çorba kaşığı tuz
1 adet defne yaprağı
45 ml domates sosu
Yapılışı: Margarini bir tavada kızdırın. Yağ kızınca kıymayı ilave edip rendelenmiş soğan ve sarımsağı ekleyip 5 dk sürekli karıştırarak kavurun. Domates ve çarliston biberleride katarak bir taşım kaynatın. Ateşi kısın, 15 dk daha pişirip, içine tuz, karabiber ve defne yaprağı ilave edin. Önceden hazırlanan domates sosunu katın. Kısık ateşte oldukça koyu kıvamlı bir sos elde edinceye kadar pişirip ateşten alın. Artık servise hazır...
Hollandez Sos
Malzemeler:
10 adet ezilmiş tane karabiber
1 çorba kaşığı ince kıyılmış soğan
1 kahve fincanı sirke
2 çorba kaşığı su
4 yumurta sarısı
500 gr eritilmiş suyu alınmış tereyağı
¼ tatlı kaşığı tuz
½ limonun suyu
Yapılışı: Soğanı, karabiberi ve sirkeyi ağır ateşte, sirke dibinde az bir miktar kalıncaya kadar kaynatın. İlk sıcaklığı geçince içine su, tuz, limon suyu ve yumurta sarısını ekleyin. Çırpma teli ile dikkatlice ve devamlı karıştırın; yumurta iyice kabarıp koyulaşmalı ama pişmemelidir.
Yumurta parçaları top top kalmalı, kaybolmamalıdır. Sonra tereyağını ip gibi akıtarak yumurtaya karıştırın, yedirin. İnce süzgeçten geçirip kullanın. Sos kesilirse bir kapta biraz suya azar azar yedirin. Sos çok koyulaşmasın, sonra kesilir. Yağ ılık olmalıdır, soğuk olursa sos kesilir. Ayrıca ılık yerde korunmalıdır yoksa sos kesilebilir.
Bourguignon Sos
Malzemeler:
1 tatlı kaşığı margarin
1 küçük ince doğranmış soğan
2 dal maydanoz
¼ defne yaprağı
10 adet tane karabiber
1 çay kaşığı kekik
1 çorba kaşığı tereyağ
1 çorba kaşığı un
75 cl. Burgunyon şarap
Yapılışı: Margarini, soğanı, karabiberi, defne yaprağını ve kekiği küçük bir kaba koyup orta ateşte 2-3 dakika sote yapıp, şarabı ekleyin. Ağır ağır kaynatın ve şarabın yarısını çektirin.
27 Nisan 2010 Salı
yaptığı suluboya resmini yıllar önce bir gazetede görmüş ve hayran olmuştum...yıllar sonra bir tane' ışıl özışık' suluboya tablosuna sahip olabildim



















Işıl Özışık
1939 Yılında Kırklarelinde doğdu. Orta okul ve lise dönemlerinde, sırasıyla Ömer Hatipoğlu, Turgut Zaim, Cemal Bingöl ve Eşref Üre'nin öğrencisi oldu. 1963 yılında arkeoloji öğrenimini tamamlayan sanatçı 3 yıllık bir asistanlık döneminden sonra kendini tamamıyla sanata verdi. Özışık ülkemizde sulu boya sanatçısı olarak tanınmaktadır. Sanatçı 1991 yılından bu yana sanat yaşamını Amerika Birleşik Devletlerinin Washington Society of Landscape Painters derneğinin daimi üyesidir. USA içinde açılmış olan derneğin bütün sergilerine iştirak etmektedir.
Türkiye'de tanıdığım ve çok beğendiğim suluboya ressamlarından biridir.Amerikada yaşayan ama yılın belli zamanlarında Türkiye'ye gelerek hem çalışma yapıyor(bir çalışma-gösterisinde bende bulunma şansına sahip olmuştum)hemde sergileri açılıyor .İstanbuldaki sergisi Doku sanat galerisinde açılmıştı(bana davetiyesi geldiği için biliyorum.başka galerilerdeki sergilerinden haberdar değilim). suluboyalarını hayranlıkla izlediğim ressamımızın bazı eserlerini sizlerlede paylaşmak istedim...
23 Nisan 2010 Cuma
Vilnius, bir masal şehri






"Merhabalar, ben Selin.
Annemin blogunda Vilnius'u anlatmak istedim sizlere. Vilnius, Litvanya'nın yani 3 Baltık ülkesinden birinin başkentinidir.Tarihi yapılarını koruyan, ortaçağdan masallarındaki gibi küçük ve şirin bir şehirdir. Ben 2006 yılında Erasmus programı ile gitme imkanı buldum Vilnius'a ve iyi ki de gitmişim diyorum.
Litvanya, Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra özgürlüğüne kavşan ilk ülke. Nüfusu 3,5 milyon civarında. Tahmin edebileceğiniz gibi Rusları pek sevmiyorlar ancak ülkede azımsanamayacak kadar Rus yaşamakta. Gitmeden önce ülkede Rusça konuşulduğunu düşünüyorduk, ancak resmi dilleri Litvanca, tabi herkes Sovyetler döneminden Rusçayı ana dilleri gibi biliyor.
Litvanya'nın iklimi çok sert. Vilnius'da Nisan başına kadar kar yağışıyla karşılaştık ve Şubat ayında -30'u bile gördük. ancak bahar ayları çok güzel geçiyor şehirde, her yer yemyeşil ve bisikletle şehir turu yapmanın tadı başkaydı...
Bizlere ilginç gelen bir kaç detayı da aktarmak isterim sizlere; örneğin otobüs şöforleri kadındı çoğunlukla,aynı zamanda temizlik işçileri de; tam doğrusu hiç bir iş için kadın-erkek ayrımı yoktu. Hatta şu anki başbakanları bir kadın.
Kuzey insanlarını soğuk olarak düşünürüz, ancak Litvanyalılar çok sıcakkanlı insanlar.
Vilnius Üniversitesinde Türkçe bölümü bulunuyor, oradan bir çok öğrenci her sene Türkiye'ye Türkçe öğrenmeye geliyor.
Mutfaklarında bana entrasan gelen bir şey vardı,et yemeklerini meyve sosu ile servis ediyorlardı. Ayrıca bol miktarda kefir tüketiyorlar. En çok da patates ve lahanayı kullanıyorlar yemeklerinde.
ilginç başka bir örnek de erkeklerin isimlerinin sonuna -as eki gelmesi. En yaygın isim örneğin Gediminas.
Litvanya için basketbolun başkenti de diyebiliriz. Basketbol ile yatıp kalkıyorlar ve Dünya'da bununla öne çıkıyorlar.
Üstten ikinci fotoğrafta gördüğünüz kale ise Trakai kalesi. Trakai, 13. yüzyılda kurulmuş, Tatarlar'ın, Polonyalıların ve şaşıracaksınız belki ama Karay Türkleri'nin yaşadığı bir bölge. Karay Türkleri, yahudiliği benimsemiş Hazar Devleti'nin devamı olan halktır. Trakai kalesinde gezerken, sergilenen geleneksel kıyafetlerin bizim geleneksel kıyafetlerimize benzerliği dikkatimizi oldukça çekti. Ayrıca Trakai'nin en ünlü yemeği olan kıbın, kıymalı poğaçanın aynısıdır. Trakai gölü, kışları üstünde atlı kızakların koşabileceği kadar kalın bir tabaka halinde buz tutmakta, yazın ise yelken gibi su spoarlarına ev sahipliği yapmaktadır.Litvanya'ya gidildiği zaman mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri bence.
Bir gün umarım Litvanya'yı ziyaret etme şansı bulursunuz, ben bu şansı yakaladığım için çok mutluyum.
Sevgiler,
Selin. "
22 Nisan 2010 Perşembe
SERAP HOCA'nın bu güzel şiiri bütün çocuklara.. 23 NİSAN'DA - Ata’ma Sesleniş
Ben küçücük bir çocuğum,
Gözümü açıp da baktığımda gözlerine
Kararlılığını hissettim yüreciğimle.
Ellerini uzattın bana tüm resimlerinde
Sevgiyle tuttun yumak yumak ellerimi
Tüm Türk çocuklarına güven verdin.
Senden öğrendim vatanımı sevmeyi,
Düşmana boyun eğmemeyi,
Bayrağa saygıyı,
Dilime sahip çıkmayı,
Onurlu yaşamayı
Ve dünya barışını…
Benim babam yok ki Atatürk’üm,
Ben şehit çocuğuyum, bilir misin?
Ben tüm Mehmetçikleri baba bildim,
Hepsinin yüreğinde senin sevgini gördüm
Ver ellerini Atatürk’üm öpeyim,
Binlerce çocuğundan biri olayım.
Milliyetçiyiz biz, milletimiz her şeyimiz,
Başka sistem bilmeyiz Cumhuriyetçiyiz biz,
Devlet ayrı din ayrı deyip Laiklikle büyüdük biz
Halkçıyız biz her zaman halkımızla bütünüz,
Millet-devlet el eleyiz, çünkü Devletçiyiz.
İnkılapçıyız biz hep yeniliğe koşarız.
Senden aldık ışığı, karanlığı boğarız.
O gün bugündür Meclistedir gönlümüz.
Sen kurdun ya cumhuriyeti şehitler ve gazilerle
Yaşatırız biz de onu, güven Ata’m sonsuza dek.
Bak damarlarımda asil kanımız var
Ve sadece biz Türk çocuklarının bayramı var.
23 Nisanda bayram yapıp kenetlendik,
Dünya çocuklarına elimizi uzattık sevgi ile,
“Ey Türk gençliği! ” dedin ya büyüklerimize,
Onlara dediğin her sözü can kulağı ile dinledim.
Seninle övündüm, seninle taçlandım elimde bayrağım.
Görsün herkes, bir Türk’ün dünyaya bedel olduğunu.
SERAP ÖZALTUN
Serap Hoca
13 Nisan 2010 Salı
bahar geldi... internette geziniken rastladığım bahçe ve balkon aksesuar ve mobilyalarını sizlerle paylaşmak istedim.....
bahar geldi...heryer cıvıl cıvıl insanın ruhu yenileniyor baharla birlikte...bende internette geziniken çok güzel,sevimli ve kullanışlı bahçe ve balkonlar için mobilya ve aksesuarlar gördüm,bu güzellikleri bloğumda beni yalnız bırakmayan siz dostlarımla da paylaşmak istedim...tabii bir bahçe tutkunu olan sevgili eşimede duyurulur ...o anlamıştır zaten...:))hepinize bahar gibi cıvıl cıvıl bir yaşam diliyorum,hoşça vakit geçirin...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)