26 Eylül 2011 Pazartesi

İstanbul Devlet Tiyatrosu perdelerini açıyor!

İstanbul Devlet Tiyatrosu (İDT) 2011-2012 Tiyatro sezonunu 1 Ekim’de açıyor.

İDT yeni sezonda 8 sahnede, onlarca seçkin oyunu tiyatro severlerle buluşturmaya devam edecek. Ekim ayı içinde, dördü Türkiye prömiyeri olmak üzere dünya gündemini belirleyen pek çok konunun yer aldığı 6 yeni oyun seyirci karşısına çıkacak..
İktidarın keyfiliği olgusuna son derece keyifli bir eleştiri getiren AT, 2. Dünya Savaşı sonrası çağdaş sanat felsefesinin tüm tartışmalarını içinde barındıran ve soyut ekspresyonist ressam Rothko’nun atölyesinde geçen KIRMIZI, suların tükenmesiyle tuvaletlerin özelleştirilmesine karşı çıkan bir isyanı son derece eğlenceli bir dille anlatan ünlü Broadway müzikali SİDİKLİ KASABASI MÜZİKALİ, pek çokları tarafından aklı ve düşünceleriyle değil ancak Filozof Heidegger ile ilişkisi bağlamında yargılanan çağımızın en önemli kadın düşünürlerinden Hanna Arendt’in yaşamına göz atan AŞKIN SIRADANLIĞI, Ortadoğu’nun kanlı iç savaşlarında bir kadının hayatını temel alan ve bu yılki İstanbul Film Festivali’nde de filmi gösterilen ve en iyi yabancı film Oscar’ına aday gösterilen YANIK, evsizler arasında var olmaya çalışan bir kadının sevdiği adamın cesedinin peşine düştüğü ANITA’NIN AŞKI YA DA ANTIGONE NEW YORK’TA adlı oyunlar Ekim ayı prömiyerleridir.
2011-2012 Sezonu Ekim Ayı Oyunları:
AT

Caligula çok sevdiği atını Roma senatosuna konsül olarak atar. Halk Caligula’nın kararını sorgulamaya cesaret edemediği gibi, bir de at modası ortalığı kasıp kavurur. Bu oyun, Caligula’nın halkın iyiliğini hiçe sayarak sadece kendi erkine güvenerek keyfi olarak atadığı at konsül üzerinden, meclisinde katilinden, hırsızına, suçlusundan arsızına dek milletvekilleri, senatörler ve konsüller bulunduran bütün zamanların iktidarları için yazılmış müthiş bir komedi.

Yazan: Gyula Hay

Çeviren: Özdemir Nutku

Rejisör: Hakan Boyav

Reji Yardımcısı: Halil Doğan

Dekor: Sertel Çetiner

Kostüm: Nalan Alaylı

Işık: Serhat Akın

Hareket Düzeni: İhsan Bengier

Oyuncular:

Tolga Evren, Metin Beyen, Süleyman Atanısev, Özlem Güveli Türker, Zeliha Güney, Müge Arıcılar, Kaya Akarsu, İmer Özgün, Aydın Şentürk, Güneş Hayat, Sevinç Niş, Halil Doğan, Ceyhun Turgut, Nuray Çokol, İpek Şen, Eylül Ezgi Yılmaz, Tuncay Koçal, Zekeriya Karakaş, Ali Murat Altınmeşe, Berkan Bulut, Dilek Demir, Özcan Akgöz, Berkay Tulumbacı, Salih Şimşek

1-16 Ekim tarihleri arasında Üsküdar Tekel Sahnesinde, 28-30 Ekim tarihlerinde Beykoz Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi’nde
KIRMIZI ( Türkiye Prömiyeri )
2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’nın sanattaki öncü rolünü ABD’ye kaptırmasıyla birlikte, Amerika’da ürün veren sanatçılar ve yaptıkları eserler 20. Yüzyılın 2. yarısına tam anlamıyla damga vurmuştur. Bu öyle bir dönemdir ki, Picasso bile demode sayılmakta, soyut dışavurumculuk ve diğer öncü akımlarla sanat tarihi ve felsefesi baştan aşağı sorgulanmaktadır. İşte bu dönemin en önemli sanatçılarından Rothko’nun atölyesinde asistanıyla geçen inişli çıkışlı iki yılının konu olarak seçildiği bu oyun, aynı zamanda 20. yüzyılda sanatın rolü üzerine düşünen herkesi avucunun içine alacaktır.

Yazan: John Logan

Çeviren: Eray Eserol

Rejisör: İskender Altın

Reji Asistanları: Ezgi Yentürk, Doğan Turan

Dekor ve Kostüm: Şirin Dağtekin Yenen

Işık: Enver Başar



Oyuncular:

Nihat İleri, Turan Günay

4-23 Ekim tarihleri arasında Beyoğlu Küçük Sahne’de


SİDİKLİ KASABASI MÜZİKAL
Pek çok ödül sahibi ünlü Broadway müzikali Devlet Tiyatroları sahnelerinde! Dünyanın ısınıp suların azalmasıyla birlikte, tuvalete girmenin sınırlayarak özel bir şirketin denetimine verildiği bir yerde geçer olayımız. Tuvalet parasını ödeyemeyenlerin gizemli Sidikli Kasabası’na gönderildiği, bir gidenin bir daha geri gelmediği, kimsenin birbirinin gözünün yaşına bakmadığı, tüm genel tuvaletlerin özelleştirildiği bu yere düşen bir aşk ateşi aynı zamanda süre giden sisteme karşı çıkışın da kıvılcımı olur.

Yazan: Greg Kotis

Çeviren: Barış Arman

Şarkı Sözleri Adaptasyon: Nebi Birgi

Sanat Yönetmeni: Şakir Gürzumar

Sanat Yönetmeni Yardımcısı: Galip Erdal

Rejisör: Oğuz Utku Güneş

Reji Asistanları: Sevil Tufan, Aslı Zırhlı

Dekor: Şirin Dağtekin Yenen

Kostüm: Mihriban Oran

Işık: Önder Arık

Müzik: Mark Hollmann

Dans Düzeni: Nebi Birgi

Oyuncular:

Doruk Şengün, Berfu Aydoğan, Barış Arman, Nebi Birgi, Ceren Gündoğdu, Semlin Artemiz, Efe Ünal, Taner Tunçay, Adnan Yiğit, Aslı Zırhlı, Didem Atasoy, Sevil Tufan, Derman Çinkılıç, Güniz Bilge, Ayşe Günyüz, Alper Aksoy, Beste Özgümüş, Nazlı Uğurtaş, Köksal Ünal, Hilmi Duruoğlu

13-14-15-16-20-21-27-28-29-30 Ekim tarihlerinde Küçükçekmece Cennet Kültür Merkezi’nde

AŞKIN SIRADANLIĞI ( Türkiye Prömiyeri )
Nazi Almanyası öncesi başlayan ve bir üniversitede öğrenci olan Yahudi asıllı Hanna Arendt ile felsefe profesörü Martin Heidegger arasında geçen gerçek aşkın öyküsü. Ancak bu ilişki tüm özgün fikirleri ve yaratımlarına rağmen Hanna Arendt’in hocası ve aşığı Heidegger’in gölgesinde değerlendirilmesine neden olur ve tüm hayatını etkisi altına alan bir lanete dönüşür.

Yazan: Savyon Liebrecht

Çeviren: Tarık Günersel

Rejisör: Özgür Yalım

Reji Asistanı:Saydam Yeniay, Gamze Yalım

Dekor: Behlüldane Tor

Kostüm: Nalan Alaylı

Işık: Yüksel Aymaz

Dramaturg: Derya Cumhur

Oyuncular:

Nurinisa Yıldırım, Saydam Yeniay, Deniz Elmas, Efe Tuncer

11-22 Ekim tarihleri arasında Şişli Cevahir 2 Sahnesi’nde.
YANIK ( Türkiye Prömiyeri )
Erkek egemen değerlerin hakim olduğu, savaşların yaşam biçimine dönüştüğü, işgal edilmiş topraklardan koparılmış mültecilerin kamplarda yaşamak zorunda kaldığı bir coğrafyada, çocuğundan koparılmış bir kadının diğer iki çocuğunun babaları ve ağabeylerini bulmaları için planladığı yolculuğu konu almaktadır. Böylece çocuklar geçmişlerindeki korkunç sırrı keşfederlerken, annelerinin ve genel olarak Ortadoğu coğrafyasının kan, acı, yoksulluk, cehalet ve öfkeyle yoğrulmuş hayatlarıyla yüzleşirler.

Yazan: Wajdi Mouawad

Çeviren: Cem Emüler

Rejisör: Cem Emüler

Reji Asistanı: Tansel Öngel

Dekor ve Kostüm: A. Cem Köroğlu

Işık: Akın Yılmaz

Müzik: Koray Kahraman

Dramaturg: Egemen Arslan

Oyuncular:

Emel Göksu Keleş, Fatma Öney, Murat Karasu, Iraz Yöntem, Tansel Öngel, Gökçe Erinç, Veda Yurtsever İpek, Engin Şahin, Atilla Can Çelebi, Fatih Sarı

20-30 Ekim tarihleri arasında Şişli Cevahir 1 Sahnesi’nde.
ANITA’NIN AŞKI YA DA ANTIGONE NEW YORK’TA (Türkiye Prömiyeri )
New York’un Parklarından birinde dünyanın bir çok yerinden Amerika’ya göç etmiş insanların bazıları hayatlarını sürdürmeye çalışırlar. Evsizlerin, sokaklarda yaşamanın kuralları, normal evi olan insanlarınkinden çok farklıdır, ama sokaktakiler arasında da aynı önyargılar paylaşılmaya devam eder. Bu ortamda dostluk, aşk, sadakat ve arkadaşlık başka tanımlara girer ve sınanır. İşte kaybolan bir cesedin peşinden bir maceraya atılan evsizlerin öyküsü, hem toplumsal düzeni, hem de “normal ve doğru” olanı tekrar sorguladığımız bir kara komediye dönüşür.

Yazan: Janusz Glowacki

Çeviren: Tuğrul Çetiner

Rejisör: Faik Ertener

Reji Asistanı: Özden Çiftçi

Dekor: Suar Şeylan

Kostüm: Medine Yavuz

Işık: Ayhan Güldağları

Oyuncular:

Özden Çiftçi, Mehmet Ali Kaptanlar, M. Şamil Kafkas, Ali Düşenkalkar

26-30 Ekim tarihleri arasında Üsküdar Stüdyo Sahnesinde
GEÇTİĞİMİZ SEZONDAN DEVAM EDEN OYUNLAR:
PROFESYONEL

sezonun kapalı gişe giden ve pek çok ödül toplayan oyunu, bu yıl da devam ediyor. Dünyaca ünlü Sırp yazar Duşan Kovaçevic, Yugoslavya'daki büyük dönüşümden önceki ve sonraki toplumsal-politik yaşamı, bir entellektüelin yaşam öyküsü içinde, kara-komedi türünde ve ironik bir üslupla anlatıyor. 40 yaşlarında bir edebiyat adamı, bir sekreter ve bir gizli polisin sürprizlerle dolu soluk soluğa izlenecek hikayesi.

Yazan: Dusan Kovaçeviç

Çeviren: Başar Sabuncu-Bilge Emin

Yöneten: Işıl Kasapoğlu

Dekor Tasarımı: Nurettin Özkönü

Kostüm Tasarımı: Gülümser Erigür

Işık Tasarımı: Önder Arık

Müzik:Cenap Oğuz
Oyuncular:

Bülent Emin Yarar, Yetkin Dikinciler, Gülen Çehreli, Cenap Oğuz

25-29 Ekim tarihleri arasında Şişli Cevahir 2 Sahnesi’nde.
İMPARATORLUK KURANLAR
Baba , karısı, kızı ve hizmetçisiyle yaşayan bir burjuva ailesinin yaşamının sürekli bir yükselme çabası içinde anlamsızlaşan boşluğu... Burjuva toplumunun içi boşalan değer yargıları, bireyin yalnızlığı ve kent insanının paranoyası üzerine grotesk bir Boris Vian oyunu.

Yazan: Boris Vian

Çeviren: Ayberk Erkay

Yöneten: Hakan Çimenser

Dekor Tasarımı: Işın Mumcu

Kostüm Tasarımı: Mihriban Oran

Işık Tasarımı: Akın Yılmaz

Dans Düzeni:Handan Ergiydiren
Oyuncular: Celal Kadri Kınoğlu, Mine Tüfekçioğlu, Sevinç Erol, Orhan Kurtuldu, Oya Okar, Uygar Özçelik, Serkan Abeş, Barış Akbaş

18-23 Ekim tarihleri arasında Üsküdar Tekel Sahnesinde
KENDİ KENDİNE KONUŞMAKTIR AŞ
Cezmi Ersöz’den türünü son derece iyi yansıtan bir oyun: Sevgililer gününde kız arkadaşını bekleyen bir adam, gelmeyen sevgili ve gelmiş geçmiş tüm kadınlarla hesaplaşmaya varan bir süreç… Pişmanlık duymak, gerçekten değişmekten kolay mıdır?

Yazan: Cezmi Ersöz

Yöneten: Serap Eyüboğlu

Dekor-Kostüm Tasarımı: Serpil Tezcan

Işık Tasarımı: Ayhan Güldağları

Müzik: Vedat Sakman

Oyuncular:

Kürşat Alnıaçık, İsmail Kavrakoğlu
25-30 Ekim tarihleri arasında Beyoğlu Küçük Sahne’de
BEDENSİZ KADIN(Türkiye Prömiyeri)
Ülkemizde yeni yeni tanınmaya başlayan Hırvat tiyatrosu yazarlarından Mate Matisic’in Bosna savaşının ardından kaleme aldığı ilginç bir oyun. Orta yaşlı bir fahişe, emekli bir asker ile temizlenmek istenen vicdan azapları ve korkunç savaş suçlarıyla lekelenmiş bir beden. Komedi ve dramın iç içe geçtiği oyun, Hırvat tarafından olaya bakmasına rağmen, savaşta hiçbir tarafın yeterince temiz olmadığını da gözler önüne sermektedir.

Yazar: Mate Matisic

Çeviren:Füsun Günersel

Yöneten: Kazım Akşar

Reji Asistanı:Gökçen Tongut

Dekor Tasarımı: Şirin Dağtekin Yenen

Kostüm Tasarımı: Şirin Dağtekin Yenen

Işık Tasarımı: Enver Başar

Müzik:Nurettin Özşuca

Oyuncular:

Reha Özcan, Ahenk Demir, Gilman Peremeci, Uğur Hakan Güneri, Gökalp Kulan

21-22 Ekim tarihlerinde Beykoz Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi’nde
SUÇLU AVCISI SAM SMITH (Çocuk ve Gençlik Oyunu ) (8-16 Yaş )
Dünya Prömiyeri
Küçük Kat kabakulağa yakalanmış ve hastalığı henüz atlatmış dinlenmektedir.. Eline geçen bir kitap ilgisini çeker ve okumaya başlar.. Birden kitaptaki kahramanlar canlanır ve oyunun içine girerler.. Kitabın başkahramanı Sam Smith adında suçlularla mücadele eden bir araştırmacı gazetecidir. Sam ve Kat’in karşılaşmalarıyla oyun heyecanlı ve sürükleyici bir maceraya dönüşür..

Yazan :Pat Hutchins

Çeviren :Hale Kuntay

Rejisör :Elif Erdal

Dekor Tasarımı :Şirin Dağtekin

Giysi Tasarımı :Şirin Dağtekin

Işık Tasarımı :Ayhan Güldağları

Müzik :Çelik Kasapoğlu

Yönetmen Yard :Burak Karaman
Oyuncular:

Tuğba Çom, Alayça Öztürk, Hakan Dülger, Tuğba Yüksel San, Oğuz Turgutgenç, Hakan Bulut, Fırat Demir, Derya Şener, Rabia İlknur Şaşmazer, Nebi Birgi, Güneş Çağlar, Ali Okumuş, Cengiz Eşiyok, Ayşegül Bahtiyaroğlu
23 ve 30 Ekim tarihlerinde Şişli Cevahir 2 Sahnesi’nde

http://sanat.milliyet.com.tr/Sanat/HaberDetay.aspx?

15 Eylül 2011 Perşembe

Nietzsche'nin çok sevdiğim bir şiirini sizlerle paylaşmak istedim...

*ÖYLE BİR HAYAT YAŞIYORUM Kİ*




Öyle bir hayat yaşıyorum ki,

Cenneti de gördüm, cehennemi de

Öyle bir aşk yaşadım ki

Tutkuyu da gördüm ,pes etmeyi de.

Bazıları seyrederken hayati en önden,

Kendime bir sahne buldum oynadım.

Öyle bir rol vermişler ki,

Okudum okudum anlamadım.

Kendi kendime konuştum bazen evimde,

Hem kızdım hem güldüm halime,

Sonra dedim ki "söz ver kendine"

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,

Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,

Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.

Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayati seyredersin.

Öyle bir hayat yaşadım ki,

son yolculukları erken tanıdım

Öyle çok değerliymiş ki zaman,

Hep acele etmem bundan, anladım...



Nietzsche

4 Eylül 2011 Pazar

Leyla Gamsız & Hamit Görele Sanat Akmerkez’de 7, tüm sanatserleri bekliyor. 6 Temmuz – 12 Eylül 2011

Leyla Gamsız & Hamit Görele





“Sanat Akmerkez’de 7”, Yaz Boyunca Çağdaş Türk Resim Sanatının Önde Gelen İsimlerinden Leyla Gamsız ve Hamit Görele’nin Eserlerini Ağırlıyor.

Çağdaş Türk Sanat dünyasını sanatseverlerle buluşturan “Sanat Akmerkez’de 7” yeni bir serginin ev sahipliğini yapıyor. Leyla Gamsız ve Hamit Görele’nin birbirinden değerli 20 eserini Akmerkez çatısı altında bir araya getiren Sanat Akmerkez’de 7, tüm sanatseverleri bekliyor. 6 Temmuz – 12 Eylül 2011 tarihleri arasında açık kalacak olan yeni sergi, Tunca Sanat Galerisi işbirliği ile gerçekleştiriliyor.



1950 kuşağının önde gelen resim sanatçılarından biri olan Leyla Gamsız’ın, görsel olgunluk ve doğayı bilinç düzeyinde kavrama yeteneği, sanatını belirleyen başlıca ölçütler olarak göze çarpıyor. Resimlerinde Anadolu ve Avrupa desenlerini kendine özgü yorumuyla sentezleyen Leyla Gamsız, benimsediği sanat tarzı ile çağdaş Türk resim sanatının yenilikçi ressamlarından biri olarak tanınıyor.



Eserlerinde, tuvale aktardığı renk ve coşku zenginliğinin yanı sıra, resim sanatında dışavurumculuğun öncü sanatçılarından biri olan Hamit Görele, doğayı resmetmenin değil dönüştürmenin yollarını aradı. Görele’ye göre müzik, yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır, müzik matematiğe ve matematik de geometriye dayanır. Resimlerindeki soyut biçimlendirmeleri lirik üslubuyla harmanlayan ve bu şekilde doğadan soyuta geçerken geometriyi kullanan Hamit Görele, her zaman aykırı ve uzak bir duruşu olmasının yanı sıra resimlerine taşıdığı lirik tarzı ile Çağdaş Türk resim sanatının tarihi içinde yerini buldu.



“Sanat Akmerkez’de 7” etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Leyla Gamsız ve Hamit Görele” karma sergisi, 6 Temmuz – 12 Eylül tarihleri arasında Sanat Akmerkez’de Galerisi’nde sanatseverleri bekliyor.
Sanat Akmerkez’de

Adres : Nispetiye Cad. Akmerkez – Zemin Çarşı No: 206 – 207 Ulus, Etiler

Tel: 0212 282 01 70
Tarih : 06 Temmuz-12 Eylül 2011
http://www.bigglook.com/biggistanbul/kultur/aktv_detay.asp?aktv_id=64662&aa_id=6

not:Değerli sanatçımız Leyla Gamsız'ı 15 temmuz 2010 yılında kaybettik..onunla ilgili kısa bir anımı aktarmak istiyorum.sanırım 10 yıl kadar önceydi çok yakın arkadaşım(aynı zamanda atölye arkadaşım)Nilgün'le birlikte taksim-Elmadağda bir sergisini görmek,en önemliside bu kadar hanımefendi,asil ve mütevazi bir ressamımızı tanımave tanışma mutluluğunu yaşamıştık..bizlerinde resim yaptığımızı ve sanatla ilgili olduğumuzu duyunca ,Kızıltopraktaki evine davet etmiş ve son derece mütevazi bir tavırla daha bunlardan sayısız var demişti...maalesef ziyaretine gidemedik ...ama o asil ve mütevazi kişiliğide hiç unutmadım.inşallah daha sayısız olduğunu söylediği eserleri emin ellerde ,en iyi şekilde değerlendirilir...ölümü bile o kadar sade bir törende ve sessizd,iki,ancak onunla ilgili bir post hazırlamak istediğim zaman googelde görebildim...değerli sanatçılarımız  Leyla Gamsız'ıve Hamit Görele'yi rahmetle anıyor,eserlerinin onları asırlarca yaşatacağını biliyorum...



26 Ağustos 2011 Cuma

19 Ağustos 2011 Cuma

gurur duydum...Paris'te bir türk Hüseyin Çağlayan ve görmek isteyenlerin oluşturduğu çok uzun bir kuyruk...


aklım kaldı,giremedim sıra çok uzundu ve turda bizim sayılı dakikalarımız kalmıştı..görüntüyü paylaşmak istedim...yurt dışında böyle bir manzarayla karşılaşmak gurur verdi..

5 Ağustos 2011 Cuma

'Son Kodachrome Filmi' 3 ağustos-4 eylül 2011 İstanbul Modern Sanat Müzesinde..


 son Kodachrome Filmi'3 Ağustos 2011National Geographic dergisinin usta fotoğrafçılarından Steve McCurry'nin, üretilen son Kodachrome filmiyle çektiği fotoğraflar, İstanbul Modern'de izlenime sunuldu.Zaman gazetesi sponsorluğundaki “Son Kodachrome Filmi” başlıklı sergi, dünyada ilk kez İstanbul'da açıldı. Serginin açılışına, Bülent Eczacıbaşı, fotoğraf sanatçısı Ara Güler ve Ekrem Dumanlı ile çok sayıda davetli katıldı.


McCurry'nin Kodachrome filmine vedasında, Ara Güler ve Elliott Erwitt gibi fotoğraf ustalarının yanı sıra ünlü aktör Robert de Niro, Hint sinemasının ünlü oyuncu ve yönetmenlerinden Amitabh Bachchan, ünlü yönetmen Shekhar Kapur, Hintli aktör, yönetmen, yapımcı Aamir Khan, Hintli yazar ve aktrist Shenaz ile Rajastan'daki Rabari kabilesinden etkileyici portreler yer aldı.


Sergide, McCurry'nin projesinde kullandığı Nikon F6 fotoğraf makinesiyle son Kodachrome filmi de izlenime sunuldu. Ayrıca McCurry, sergi tanıtım kataloğunu sanatseverler için imzaladı.


İstanbul Modern Sanat Müzesi Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, McCurry'e ve projeye destek olan Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Dumanlı'ya plaket verdi.


Sergi, 4 Eylül'e kadar açık kalacak.

KODACHROME



1935'te üretimine başlanan ve görüntü teknolojisinde “ikon” haline gelen Kodachrome, fotoğrafçılıkta en çok tercih edilen filmlerden biriydi. Öyle değerliydi ki, 70'lerde efsaneleşen film için 1973'te ünlü sanatçı Paul Simon bir şarkı bile yaptı.


Teknolojinin hızlı gelişimi ve dijital fotoğrafçılığın son sürat yaygınlaşması sonucu, basın fotoğrafçılığının gözdesi olan Kodachrome'un üretimi 2009'da durduruldu.


Fotoğraf kariyerinin başından itibaren Kodachrome kullanan Steve McCurry, New York'taki üretim bandından çıkacak en son Kodachrome filminin kendisine verilmesi için Kodak firmasıyla görüştü. Şirket kabul edince Steve McCurry, 30 yıldır kullandığı bu filmin son 36 karesiyle farklı ülkelerdeki kentleri ve kişileri çekerek, bir dönemin kapanışına tanıklık etti.


http://www.hurriyet.com.tr/kultur-sanat/haber/18405633.asp?gid=282

28 Temmuz 2011 Perşembe

yaz tatilinde İstanbul'da çocuklarımızı götürebileceğimiz 2 müze:oyuncak müzesi ve uçurtma müzesi..










not:fotoğraflar netten alınmıştır.


İSTANBUL OYUNCAK MÜZESİ
İstanbul Oyuncak Müzesi 23 Nisan 2005 yılında Sunay Akın’ın ailesinden kalma Göztepe’deki köşkünde kurulmuştur. Yazar, müze kurma fikrinin temellerini daha çocukluk yıllarında atmıştır. Sunay Akın 6 yaşında ailesi ile birlikte İstanbul’a yapmış olduğu bir seyahatte Arkeoloji Müzesini ziyaret eder. Bu geziden o kadar etkilenir ki müzeciliği oyunlarına katar ve en çok sevdiği oyun haline gelir. Ancak diğer çocuklar pek ilgi göstermediklerinden oyunu hep kısa sürer.
Oyuncak müzesi fikrinin temelleri ise şairin, 20 yıl önce Almanya’nın Nürnberg kentine yapmış olduğu seyahatine uzanıyor. İlk kez o zaman böyle bir müzeyle karşılaşan Sunay Akın, kendini oyuncaklardan saatlerce alamadığını itiraf ediyor. Akın daha sonra gittiği tüm ülkelerde oyuncak müzesi aramaya başlar ve bu gezilerin sonunda gelişmiş her ülkenin mutlaka oyuncak müzesi olduğunu ve teknolojik açıdan kendini geliştiren ülkelerin oyuncak sanayisinde lider olmayı başardıklarını fark eder. Şair o müzeleri gezerken şunları düşünür “Hayal etmenin ve düş kurmanın tarihi var. Bu tarih o müzelerde yaşatılıyor. Türkiye’de de böyle bir müze olmalı ve hayaller korunmalıydı.”
Yazar bu müzeyi kurma amacını ise şu sözlerle ifade etmekte “Oyuncak Müzelerini gezerken içimde hep anlaşılmaz, garip bir duygu taşıdım. Neden benim ülkemde oyuncak müzesi yok diye. Bu beni rahatsız etti. Hani istiridyenin içine bir kum taneciği girer, istiridye bundan rahatsızlık duyar ve o kum taneciğini izole etmek için etrafında bir salgıya çevirir ya; hani böylelikle inci oluşur ya… İşte oyuncak müzesi de böyle bir inci. İçime bir kum taneciği girdi ve bu beni rahatsız etmeye başladı. Çünkü bütün uygar ülkelerin oyuncak müzeleri var, o zaman bir salgı ortaya çıkardım ve bu müzeyi kurdum”
15 yılda gezdiği ülkelerdeki antikacılardan ve açık arttırmalara katılarak satın aldığı oyuncaklarla bu müzeyi kuran sanatçı insanlara masalsı bir dünya kurmak istemiş. Sunay Akın oyuncak Müzesi hayalini gerçeğe taşırken sahne tasarımcısı Ayhan Doğan ile çalışmıştır. Yazar, Ayhan Doğan ile çalışmasının sebebini ise şöyle açıklamakta; “Bu müzede hayallerimizdeki kahramanları sergileyeceğimize göre, her odanın bir sahne görünümünde olması gerekliydi. Bu işi de en iyi başarabilecek olan isim Ayhan Doğan’dı.
Müze sözcük olarak ilham perisi anlamını taşıyor. Müze mitolojideki Zeus’un 9 güzel kızı “Musa”lardan gelir. Akın hiçbir müzenin kar amaçlı kurulmayacağını ilham perilerinin ona kazandırdığı ne varsa onlarla müze kurduğunu, sevenlerinin kendisi için harcadığı parayı onlara hizmet olarak sunmaya çalıştığını ifade ediyor.
Müzedeki oyuncakların sayısı ve çeşidi konusunda sınır bulunmamaktadır. Oyuncak müzesinden içeri adımınızı attığınız anda sizi masalsı bir dünya beklemektedir. Evcilik oynadığınız bebeğiniz, kurşun askerleriniz, metal arabalarınız, çocukluğunuz, anılarınız sizleri bekliyor. Sunay Akın, yurt içinden ve yurt dışından yaklaşık dört bin adet antika oyuncak topladı. En eski oyuncak 1817 yılına ait, Fransa`da yapılan bir oyuncak keman… 1820 yılında Amerika`da yapılan bir bebek, yine aynı ülkeden 1860 yılına ait misketler, Almanya`da yapılan yüz yaşında teneke oyuncaklar ve porselen bebekler müzenin en eski eserleri arasında.

Müze 5 kattan oluşmaktadır. Konferans salonunun bulunduğu en alt katta kendinizi bir denizaltının içinde bulacak, çayınızı kahvenizi yudumlayacağınız cafede ise bir oyuncağın dişlilerinin içinde hissedeceksiniz. Girdiğiniz her odada farklı bir macera yaşayacak ve çocukluk dostlarınızla karşılaşacaksınız.


Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi günleri haricinde, 09:30-18:00 saatleri arasında ziyarete açıktır.

http://www.istanbuloyuncakmuzesi.com/tr/default.asp

ÜSKÜDAR BELEDİYESİ MEHMET NACİ AKÖZ UÇURTMA MÜZESİ








Kuruluş Tarihi

Müzesinin resmi kuruluşu 2005 yılı olmakla birlikte, koleksiyondaki ürünler 1986 yılından itibaren toplanmaya başlanmıştır.

2011 yılı itibariyle Üsküdar Belediyesi ile işbirliğine giden müzemiz, isim değişikliği yaparak “Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi” adını almıştır.

Müzeye giriş ücretsizdir. Sadece atölyede kullanılan uçurtma malzemelerin ücreti talep edilmektedir.

Müze Ürünleri Nasıl Toplandı?

a) Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi'nin ilk ürünleri, Mehmet Naci Aköz’ün 1986 yılında yazdığı ve 26 ayrı ülkeye gönderdiği “Türkiye’de uçurtma kültürünün geliştirilmesi için yaptığı çalışmalara destek aradığını ifade eden” mektup sonucunda pek çok ülkeden gelen destek mektupları ve çeşitli ürünlerdir.

b) 1993 – 1995 Yıllarında Hollanda’da yaşayan Mehmet Naci Aköz, bu dönemde özellikle Hollanda, Belçika ve Almanya’dan topladığı çeşitli ürünleri Türkiye’ye getirerek koleksiyonuna ciddi katkılarda bulundu.

c) 1997 ve 1998 Yıllarında Mehmet Naci Aköz tarafından projelendirilip, İBB sponsorluğunda organize edilen 1. ve 2. İstanbul Uluslararası Uçurtma Festivali'ne katılmak için Türkiye’ye gelen Hollanda, Almanya, Belçika, Danimarka, Lüksemburg, Avusturya, İngiltere ve Malezyalı uçurtmacıların da katkıları göz ardı edilemez boyuttadır.

d) 2005 ve 2006 Yıllarında gerçekleştirilen 3. ve 4. İstanbul Uluslararası Uçurtma Festivali'ne katılan Amerika, Japonya, Hindistan, Endonezya, Almanya ve İngiltere’den katılan uçurtmacıların katkıları, uçurtma müzesini resmen açacak hale getirdi ve eldeki ürünlerin sayısı 500’e yaklaştı.

e) Yukarıdaki hareketlerin dışında da çeşitli vesilelerle (üyelerimizin yurt dışına çıkışlarında veya müzemize gelen ziyaretçilerin bağışladığı) gelen ürünler veya ülke içinde farklı bölgelerden toparlanan uçurtma ve diğer ürünler bugün itibariyle 1500’e yaklaşmıştır. Mehmet Naci Aköz başkanlığındaki uçurtma ekibinin 2011 Ocak ayında ülkemizi temsilen katıldığı Hindistan Uluslararası Uçurtma Festivali'nden 300 parça uçurtma ve ilgili malzemeyle dönülmüştür.



Müze Nerede? Fiziksel Yapısı Nasıl?

İstanbul içinde oldukça merkezi konumda olan Üsküdar’ın sahiline yakın olan müze bugün için 80 m2’si aktif olmak üzere toplam 600 m2’dir. (2011 Temmuz ayı içinde tüm kapalı alanların kullanılması planlanmaktadır).

Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi'nin iç düzeni ise, tavanlar, duvarlar ve yerler çeşitli uçurtma ve ilgili ürünlerle doludur, yayınlar ve malzemeler raflarda sergilenmektedir. Yer darlığı nedeniyle, demonte veya kumaş türü katlanabilir ürünlerin çoğu paketlerinde veya torbalarında muhafaza edilmekte, ziyaretçilere teker teker çıkarılarak tanıtılmaktadır.

Özellikle okullar veya çocuklarla ilgili sivil toplum kuruluşlarının toplu ziyaretleri sık sık gerçekleşmektedir.

Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi tüm yıl boyu mesai günleri 10. 00 – 17. 00 arası açık olup, giriş ücretsizdir.

Ziyarete gelenlere rehberlik yapılarak koleksiyon tanıtılmakta ve uçurtma kültürünün farklı ülkelerde nasıl algılandığı ile tarihte yer aldığı olaylarla ilgili bilgiler verilmektedir.

Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi'ndeki ürünler, bağışlayıcılarının adları, konumları, ülkeleri gibi bilgiler, ülke ve kurum bayrakları ile birlikte sergilenmektedir.



Müzenin Sağladığı İmkânlar

a) Uçurtmaları, uçurtma kültürünü veya merak ettiği modelleri görmek, onlar üzerinde araştırma yapmak isteyenlerin bu meraklarını veya taleplerini karşılamaktadır.

b) Ziyaretçilerin ve araştırmacıların ilgilerine/bilgilerine açık olan müzede gezi yapılabildiği gibi, dileyen video veya fotoğraf çekebilmekte, yayınların fotokopilerini alabilmektedir.

c) Yazılı ve görsel medyanın röportaj/çekim yapmalarına imkân tanınmakta, böylelikle müzenin çalışmaları/aktiviteleri kamuoyunun bilgisine sık sık sunulmaktadır.

e) Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi'nde, uçurtmalarla ilgili çeşitli video filmleri veya özel olarak hazırlanmış sunumlar bulunmakta ve belirli periyotlarda gösterilmektedir.

f) Konuyla ilgili teknik kitaplar, tarihçeler, hikâye kitapları, şiirler, şarkılar ve benzeri belgeler bulunmaktadır.

g) Uçurtmanın tarihi ile ilgili fotoğraf ve fotoğraf destekli tanıtım broşürleri oluşturulmuştur.

h) Tüm mesai günleri Uçurtma Atölyesi'nde uçurtma eğitimi verilmektedir.

I) Atölye çalışmasına katılanlara ülkemizdeki uçurtma kültüründen örnekler uygulamalı olarak yaptırılmaktadır.

i) Atölye çalışmasına katılanlardan sadece malzeme bedeli alınmaktadır (Çıta, kâğıt, ip, kuyruk, vb) Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi, zaman zaman çeşitli kurumların salonlarında gezici sergiler düzenlemekte veya konferanslar vermektedir.

j) Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi'nin hedefleri arasındaki en önemli amaçların başında, kısa zaman sonra onlarca ülkeye ait, yüzlerce kurum tarafından sağlanmış, binlerle ifade edilebilen bir koleksiyona sahip olarak, sonraki kuşaklara güzel bir eser bırakmaktır.

k) Bu çerçevede 2011 yılında uygulanmak üzere hazırlanan proje ile tüm dünya ülkeleri mercek altına alınarak ilgili ülkedeki federasyon, dernekler, kulüpler ve uçurtmacılar ile iletişime geçilerek uçurtma kültürü ile ilgili çeşitli taleplerde bulunulacak ve bunun takipçisi olunarak koleksiyona yeni katılımların olması sağlanacaktır.

l) Ayrıca, derneğimizin www.ucurtmadunyasi.com adlı sitesinde sanal müze oluşturma çalışmalarımız devam etmektedir. Bu çalışmalar bitirildiğinde müzemizdeki tüm ürünler, sanal ortamda ayrıntılı arşiv bilgileri ile tüm dünyaya hizmet verecektir.

http://www.ucurtmadunyasi.com/index.asp