5 Haziran 2011 Pazar

çok beğenerek takip ettiğim suluboya ressamlarımızdan Orhan Gürel...













Orhan Gürel
1952 yılında Sivas'ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara'da tamamlayan sanatçı Mali Bilimler ve Muhasebecilik Yüksek Okuluna devam etti. Resim çalışmalarına lise yıllarında, hocası Eşref Üren'in teşvikleriyle başladı. İlk yıllarda desen ve karikatür, daha sonra da pastel çalıştı. 1987 yılında suluboyaya başladı. Sanatçı, suluboyanın saydam dokusunu koruyarak, yumuşak ve şiirsel resimler yapmaktadır. .Sanatçı amacının; "Suluboya resmin ülkemizde tanınması ve değerinin anlaşılması" olduğunu söylüyor.

Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği ve Suluboya Ressamları Grubu üyesi olan Orhan Gürel'in yurtiçi ve yurt dışında (ABD, İngiltere, Türkmenistan, İtalya) çok sayıda koleksiyonda eserleri bulunmaktadır. 
 .

 http://www.sevgisanatgalerisi.com/user/Gallery.aspx?id=30

2 Haziran 2011 Perşembe

''Karikatür Oscarları'' Sahiplerini Buldu


Muğla'nın Bodrum İlçesi'nde toplanan 28'inci Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması Seçici Kurulu İngiliz Ross Thomson'un karikatürünü birinci seçti.Yaklaşık sekiz saat süren ve jürinin seçimde zorlandığı yarışmada ikinciliği İsrailli İlya Katz, üçüncülüğü ise Alman Werner Rollow kazandı. Uluslararası jüri üyeleri yarışmaya katılan ünlü karikatüristlerin bu yıl politika ve karamsar çizgilerden çok neşeli, eğlenceli ancak çevre, doğa ve insana duyarlı hoş karikatürlerle sorunlarını yansıttıkları konusunda fikir birliğine vardı.
Bodrum’da Işıl Club Milta Tatil Köyü’nde dün yapılan toplantıda 28’inci Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması Seçici Kurulu’ndaki uluslararası jüri, 79 ülkeden katılan 885 sanatçının 2 bin 729 karikatürü arasından seçilen 37 ülkeden 118 sanatçının 138 serbest konulu eserini değerlendirmeye aldı. Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı ve Genel Müdür Yardımcısı Gündüz Alpman’ın da katıldığı toplantıda jüri başkanlığını İngiliz Ralph İdris Steadman yaptı.
Karikatürist Ercan Akyol, Steve Bell (İngiltere), Latif Demirci, Selçuk Demirel, Mohamed Effat Abdelazim İsmail (Mısır), Maira Kalman (ABD), Rick Meyerowitz (ABD), Tan Oral, Hideo Takeda’dan (Japonya) oluşan jüri ise birinciyi seçmek için yaklaşık sekiz saat çalıştı. Yapılan puanlamada finale kalan 15 eser arasından birinciyi seçmek çok zor oldu. Geç saatlere kadar süren çalışmanın ardından, birinciliği İngiliz karikatürist Ross Thomson, ikinciliği İsrailli İlya Katz ve üçüncülüğü Alman Werner Rollow kazandı. Thomson karikatüründe, Afrika kıtasından gelen tıka basa dolu bir tekneyle Ege ve Akdeniz sahillerine gelen göçmenleri çizdi.
Yarışmanın birincisi: İngiliz karikatürist Ross Thomson
Seçici Kurul ayrıca Nadia Aghabeigi (İran), Sava Babic (Sırbistan), Razvan Tenie Bradean (Romanya), Jerzy Gluszek (Polonya), Jozef Gruspier (Slovakya), Moacir Knorr Gutterres (Brezilya), Victor Kudin (Ukrayna), Pol Leurs ( Lüksemburg), Angel Ramiro Zapata Mora (Kolombiya), Listes Nikola (Hırvatistan), Oton Anton Reisinger (Hırvatistan) ve Reiner Schwalme’yi (Almanya) Başarı Ödülü’ne değer gördü.
GENİŞ KONULU YELPAZE

Yarışmada sonuçların açıklanmasından sonra DHA muhabirine açıklamada bulunan Milliyet Gazetesi Açık Pencere karikatüristi Ercan Akyol, daha önceki yıllarda yarışmaya katılan karikatürlerin büyük bir bölümünün genellikle savaş, halkların dramı ve oligarşik yapılar üzerine olduğunu hatırlattı. Akyol, şunları söyledi:
"Ancak bu yıl yarışmaya katılan karikatürler daha geniş konulu bir yelpazeye sahipti. Örneğin sosyal iletişim ve teknolojik aletlerin üzerine yoğunlaşan, dünyanın daha çok karmaşık bir düzen hal aldığını belirten çizgiler çoğunluktaydı. Bu nedenle Aydın Doğan Karikatür Yarışması, dünyadaki en karizmatik yarışmalardan biri durumuna geldi. Karikatürler nitelik açısından çok zengin, desen yönü sağlam ve çok zekice yapılan eserlerdi.
Bu nedenle jüri üyeleri olarak seçimde gerçekten çok zorlandık. Beğenilen eserlerin kalitesi, güzelliği birbirine çok yakındı. Bu nedenle bence yarışmada dereceye giren eserlerden çok, bu yarışmanın niteliğinin kalitesinin çok çok yükseklere çıkması ve artması çok daha önemli."




Yarışmanın ikincisi: İsrailli karikatürist İlya Katz
POLİTİK DOZAJI DÜŞÜKTÜ

Jüri üyesi Selçuk Demirel de "Çok farklı ve değişik konuların ele alındığı karikatürlerin bu yıl politik dozajı çok daha düşüktü. Neşeli ve keyifli karikatürler karamsarlıktan ve umutsuzluktan çok daha fazla eğlendiriciydi. Bu tür yarışmalar genç karikatüristleri yönlendirdiği gibi uluslararası birçok ustayı da bir araya getirmesi açısından çok önemli" dedi.

Japonların dünyaca ünlü karikatüristi Hideo Takeda da birçok uluslararası jüride üyelik yaptığını belirtti. Takeda, "Ancak bu kez eserlerin birbirinden güzel, kaliteli ve dünyanın dört bir yanındaki sorunları bu kadar başarılı bir şekilde anlatması nedeniyle seçimde çok zorlandım. Bana göre hepsi birinciydi. Katılan eserlerin kalitesi, karikatüristlerin ustalığı yarışmanın önemini bir kat daha arttırıyor" diye konuştu.



 
Yarışmanın üçüncüsü: Alman karikatürist Warner Rollov
28 YILDA 63 BİN KARİKATÜR DEĞERLENDİRİLDİ

Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı da karikatür yarışmasının başladığı günden bu yana Türkiye’de ve dünyada karikatürün duayeni sayılan sanatçıların jüri üyesi olarak katıldığı yarışmada, ustaların bir kez daha en iyi eserleri seçtiğini belirtti.
Fetvacı, "Finale kalan 15 eser arasından en iyiyi seçmek gerçekten çok zor oldu. Jüri üyelerinin puanlaması sonucu, birbirine yakın puanlar ilk üç dereceye girebilmek için kıyasıya mücadele etti. Eserlerin kalitesi, yarışmaya katılan sanatçıların ilgisi ve jüri üyeleri, 28 yıldır sürdürdüğümüz ve uluslararası bir sanat geleneği haline gelen yarışmada gelinen noktanın görülmesi açısından önemli. Önümüzdeki yıllarda dünyanın birçok yerinde genç, profesyonel, yaşadıkları ülkenin sorunlarını, olaylarını, neşelerini yansıtmak isteen tüm karikatüristlere yarışmamız açık olacak" dedi.
Fetvacı, yarışmada birincilik ödülünü alan sanatçıya 8 bin, ikincilik ödülü kazanan sanatçıya 5 bin, üçüncülük ödülü kazanan sanatçıya 3 bin 500 ve Başarı Ödülü alan 12 sanatçıya da 500’er dolar verileceğini söyledi. Dereceye giren tüm sanatçılara ayrıca başarılarını simgeleyen heykel ve ödül beratları 18 Ekim 2011’de İstanbul’da düzenlenecek törenle verilecek. Yarışmada ödül kazanan 15 karikatür, 1-10 Haziran 2011 tarihleri arasında Milta Bodrum Marina Osmanlı Tersanesi Kaymakamlık Sanat Galerisi’nde sergilenecek.
Yaşar Anter/ radikal.com.tr

29 Mayıs 2011 Pazar

Mutlaka Görmeniz gereken 1001 Film Otto Santral’de


Otto Santral’de sinema heyecanı devam ediyor…


Dünya sinemasının en iyi filmleri SinemaTV 1001 ile bir araya geldi. Mutlaka izlemeniz gereken, modernden klasiklere, usta yönetmenlerin başyapıtlarına kadar, izlemeniz gereken 1001 filmden seçmeler SinemaTV 1001 günlerinde.


Bu ayın Filmi Pan’in Labirenti


2006 Cannes Film Festivali’ne Altın Palmiye için yarışan Del Toro’nun merakla beklenen filmi Labirent, İkinci Dünya Savaşı sonrasında geçen fantastik bir yolculuğun hikâyesi. 10 yaşındaki Ofelia yeni taşındığı evin arka bahçesinde esrarengiz bir labirent keşfeder. Labirentin içerisinde yaşayan Pan adındaki yaratık küçük kızın tüm yaşamını değiştirecektir. Fantasitik bir görsellik sunan bu film izlemeyenlere ve izlemeye doyamayanlar için büyük fırsat.


Yer : Otto Santral

Tarih :31 Mayıs Salı

Saat :20:00

Giriş : Ücretsiz

Adres : Santral İstanbul, Silahtarağa Mah. Kazım Karabekir Cad. No: 1 Eyüp - Istanbul


http://sanat.milliyet.com.tr/mutlaka-gormeniz-gereken-1001-film-otto-santral-de/sinema/haberdetay/27.05.2011/1395451/default.htm

10 Mayıs 2011 Salı

"Kafesteki Sarı" - Alp Bartu 12.05.2011 - 01.06.2011 --doku sanat galerisinde















not:doku sanat galerisinden gelen sergi davetiyesini sizlerle paylaşmak istedim ...bu güzel sergiyi görmek isteyenleri haberdar etmek istedim...


Alp Bartu


1947'de Manisa’da doğmuş, ilk ve orta öğrenimini Hatay, Adana ve Antakya illerinde yaptıktan sonra Marmara Üniversitesi’ne bağlı Eğitim Fakültesi’nin Resim Bölümü’nden 1976- 1977 akademik yılında mezun olmuştur.



Daha sonra birçok orta öğretim okul ve kuruluşlarında resim öğretmeni olarak görev aldıktan sonra 1993 yılında Maçka Teknik Plastik Sanatlar Bölümü’nden emekli olmuştur.



Birçok karma sergiye katılan sanatçı bugüne kadar 50’ye yakın kişisel sergi açmıştır. Resimleri yurtiçi ve yurtdışı özel koleksiyonlarla, banka koleksiyonlarında bulunmaktadır.



Alp Bartu toplumumuzun çeşitli kesimlerinden seçtiği konuları renk ve biçim düzenlemesiyle işlemiştir. Figür doğa ilişkisini sevinç, üzüntü ve heyecanla birleştirerek resimlerinde yansıtan sanatçı, İstanbul’da yaşamaktadır.

29 Nisan 2011 Cuma

İstanbul'u tanıyor musunuz?--Aynalıkavak Kasrı

Aynalıkavak Kasrı
Üç yüzyıl boyunca Haliç kıyılarını süsleyen ve günümüzde Aynalıkavak Kasrı adıyla tanınan yapı, Osmanlı İmparatorluğu Döneminde “Ayanalıkavak Sarayı” ya da “Tersane Sarayı” olarak bilinen yapılar grubundan günümüze ulaşabilen tek örnektir.


İstanbul’u tanıtan tarihsel kaynaklardan, yörenin Bizans Döneminde de imparatorlara ait bir dinlenme yeri olduğu anlaşılmaktadır. Haliç kıyılarından Okmeydanı ve Kasımpaşa sırtlarına doğru gelişen bu büyük bağ ve koruya; İstanbul’un fethinden sonra, Fatih Sultan Mehmet’ten başlayarak padişahlar da ilgi göstermiş ve Osmanlı İmparatorluk Tersanesi’nin Kasımpaşa’da kurulup gelişmeye başlamasıyla birlikte yöreye “Tersane Has Bahçesi” adı verilmiştir.


Buradaki yapılaşmaların tarihi, Sultan I. Ahmed Dönemine (1603-1617) dek inmektedir. Tarihsel süreç içinde çeşitli padişahların yaptırdığı kasırlarla gelişen ve “Tersane Sarayı” olarak anılan bu yapılar topluluğu; 17. yüzyıldan başlayarak “Aynalıkavak Sarayı” olarak da adlandırılmıştır.


Saray bütünü içinde yer alan ve Sultan III. Ahmed Döneminde (1703-1730) yaptırıldığı sanılan Aynalıkavak Kasrı, Sultan III. Selim Döneminde (1789-1807) yeniden düzenlenmiş ve bugünkü görünümünü kazanmıştır. Yapı; Divanhanesi, Beste Odası ve bu mekânların pencerelerini dolanan Yesarî’nin talik hattı ile yazılmış, Kasrı ve III. Selim’i öven, dönemin tanınmış şairleri Şeyh Galib ve Enderunî Fazıl’a ait şiirleriyle 18. yüzyıl mimarlık örnekleri arasında özel bir yer almaktadır.
 

Deniz cephesinde iki, kara cephesinde tek katlı kütlesiyle Osmanlı klasik mimarlığının son ve ilginç yapılarından biri olan Kasır; süsleme açısından da çağının beğenisini yansıtmakta, Aynalıkavak Kasrıözellikle besteci Sultan III. Selim Dönemi kültürünün pek çok öğesini bünyesinde barındırmaktadır. Öyle ki, bu kültürün başlıca simgeleri olan sedir ve sedirimsi kanepe, mangal kandil gibi mobilyalarla döşeli olan odalar, bugün yok olmuş bir yaşam biçiminin görünümlerini sergilemektedir.



Günümüzde bir müze-saray olarak ziyarete açık tutulan Aynalıkavak Kasrı’nın zemin katı, Sultan III. Selim’in besteci özelliği de göz önünde tutularak, Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan görsel kaynaklar ve kimi kurum ve kişilerin armağan ettiği çalgıların bir araya getirilmesiyle “Türk Çalgıları Sergisi” mekânına dönüştürülmüştür. Kasrın bahçesindeyse, özellikle yaz aylarında konuklara yönelik kafeterya hizmetleri, klasik Türk Sanat Müziği örneklerinin seslendirildiği Aynalıkavak Konserleri ile ulusal ve uluslararası nitelikte resepsiyonlar verilmektedir.


Pazartesi ve Perşembe günleri dışında her gün; 1 Ekim-28 Şubat arasında 09.30-16.00, 1 Mart-30 Eylül arasında 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.
burada

20 Nisan 2011 Çarşamba

"Annelerimize En Guzel Hediyeler" Sergisi

"Annelerimize En Guzel Hediyeler" Sergisi
Ürün Sanat Galerisi 
Açılış Tarihi 20.04.2011 / Çarşamba

Kapanış Tarihi 12.05.2011 / Perşembe

Mekan Ürün Sanat Galerisi

Adres Sarıgül Sk. No: 2 Arzu Apt. D: 5

Caddebostan Kadıköy

Şehir İstanbul / Türkiye

Telefon 216-363 12 80

İnternet Adresi http://www.urunart.com

17 Nisan 2011 Pazar

Türkiye'deki şeker hastalarına müjde


Paraguay'da yüzyıllardır tatlandırıcı olarak kullanılan bilimsel adı 'steviya' olan şeker otu, Akdeniz Üniversitesi'nde üretilmeye başladı.Kalori, yağ, sakarin ve toksik maddeler içermediği için şeker hastalarının tatlandırıcı olarak rahatlıkla kullanabileceği şeker otunun toz halinin ise normal şekerden 200-300 kat daha tatlı olduğu bildirildi. Özel bir firma tarafından da Antalya'da 10 dekar alanda üretimine başlanan şeker otunun, kısa sürede ekonomiye kazandırılması planlanıyor.

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kenan Turgut, Latince ismi steviya olan şeker otunun, tropik kuşakta yetiştiğini belirtti.



Şeker otunun Paraguay'da 1500 yıldır tatlandırıcı olarak kullanıldığını, Brezilya, Japonya, Hindistan'da da kullanımının yaygın olduğunu ifade eden Turgut, Türkiye'de de bitkinin üretimi ve kullanımına izin verildiğini vurguladı. Türkiye'de kullanılıyor olmasına rağmen, üretimi olmadığını ve ithal edildiğini kaydeden Prof. Dr. Kenan Turgut, şu bilgileri verdi:



“Bu bitkinin en büyük özelliği, içerdiği farklı tipteki tatlandırıcı. Sakorozdan çok farklı, steviyol glikozit adı verilen bir tatlandırıcı. Kurutulmuş haldeki şeker otu yaprakları, normal şekerden 10-15 kat daha tatlıdır. İşlenerek toz haline getirilmiş şeker otu ise normal şekerden 200-300 kat daha tatlıdır. Stevia ekstresinin en büyük özelliği, doğal tatlandırıcı ve diyet gıdası olarak hiç bir şekilde kalori, yağ, sakarin ve toksik maddeler içermemesidir.”

Turgut, bir dekardan yaprak olarak 1.5 ton verim alınabildiğini belirterek, “Tatlandırıcı dediğimiz içerik olarak da yüzde 7-15 arasında verim alınabiliyor. Bu da çok yüksek bir rakam” dedi.



Japon şeker hastaları kullanıyor



Japonya, Brezilya ve Paraguay'da şeker otunun diyabet hastaları tarafından yoğun kullanıldığını bildiren Kenan Turgut, “Çünkü olumsuz etkisi yok. Diyabetikler bunu şeker niyetine kullanabilirler. Yapılan araştırmalar şeker otunun, şeker hastaları tarafından kullanılabileceğini göstermektedir. Kalorisi olmayan şeker otunda diğer tatlandırıcılar gibi olumsuzluklar tespit edilmedi. Yüzde 100 doğal olan bu ürünü şeker hastaları rahatlıkla kullanabilir” diye konuştu.

Turgut, şeker otunun dişlere zarar vermediğini de bildirdi.



Şeker otunun, yapay tatlandırıcıların yoğun olarak kullanıldığı gazlı içecekler, meyve suları, reçel, marmelat hatta pasta yapımında rahatlıkla kullanabileceğini vurgulayan Turgut, özellikle diyet ürünlerde kullanılabileceğine işaret etti.



Kandaki şeker oranını düşürüyor



Brezilya, Hindistan gibi ülkelerin şeker otunun üretimine yatırım yaptığına dikkati çeken Prof. Dr. Kenan Turgut, şeker otunun yapay tatlandırıcıların önüne geçecek bir ürün olduğunu kaydetti. “Yüzde yüz doğal bir ürün, kalorisi yok” diyen Prof. Dr. Turgut, hatta bazı yerlerde tedavi edici özelliğinin olduğu, kandaki şeker oranını düşürdüğü, kalp damar hastalıklarına iyi geldiği şeklinde bulgular da olduğunu belirtti.



Tarımsal potansiyeli olmasına rağmen şeker otunun Türkiye'de üretilmediğini vurgulayan Prof. Dr. Kenan Turgut, şunları söyledi:



“Bunu ilk defa Akdeniz Üniversitesi üretiyor. Akdeniz Üniversitesi'nde 1.5 yıl önce başladığımız araştırmalar olumlu sonuçlar verdi. Şu anda ilk planlı deneme alanını kurduk. Yaptığımız çalışmalarla çimlenme oranını yüzde 5'ten yüzde 50'nin üzerine çıkardık. Tropik kökenli bir bitki olmasından dolayı Türkiye'nin her yerinde yetişmez. ODTÜ teknokentte bulunan üretim alanı bulunan özel bir firma da bu işe sahip çıktı. Şimdi Antalya'da 10 dekar alanda üretimine başladı. Yılda üç defa hasat edilebilen şeker otu kısa sürede piyasaya sürülmeye başlanacak.”



Turgut, şeker otunun üniversitede doktora tezi olduğunu da bildirdi.


http://www.hurriyet.com.tr/yasasinhayat/17503876.asp?gid=245