29 Mayıs 2011 Pazar
Mutlaka Görmeniz gereken 1001 Film Otto Santral’de
Otto Santral’de sinema heyecanı devam ediyor…
Dünya sinemasının en iyi filmleri SinemaTV 1001 ile bir araya geldi. Mutlaka izlemeniz gereken, modernden klasiklere, usta yönetmenlerin başyapıtlarına kadar, izlemeniz gereken 1001 filmden seçmeler SinemaTV 1001 günlerinde.
Bu ayın Filmi Pan’in Labirenti
2006 Cannes Film Festivali’ne Altın Palmiye için yarışan Del Toro’nun merakla beklenen filmi Labirent, İkinci Dünya Savaşı sonrasında geçen fantastik bir yolculuğun hikâyesi. 10 yaşındaki Ofelia yeni taşındığı evin arka bahçesinde esrarengiz bir labirent keşfeder. Labirentin içerisinde yaşayan Pan adındaki yaratık küçük kızın tüm yaşamını değiştirecektir. Fantasitik bir görsellik sunan bu film izlemeyenlere ve izlemeye doyamayanlar için büyük fırsat.
Yer : Otto Santral
Tarih :31 Mayıs Salı
Saat :20:00
Giriş : Ücretsiz
Adres : Santral İstanbul, Silahtarağa Mah. Kazım Karabekir Cad. No: 1 Eyüp - Istanbul
http://sanat.milliyet.com.tr/mutlaka-gormeniz-gereken-1001-film-otto-santral-de/sinema/haberdetay/27.05.2011/1395451/default.htm
10 Mayıs 2011 Salı
"Kafesteki Sarı" - Alp Bartu 12.05.2011 - 01.06.2011 --doku sanat galerisinde
Alp Bartu
1947'de Manisa’da doğmuş, ilk ve orta öğrenimini Hatay, Adana ve Antakya illerinde yaptıktan sonra Marmara Üniversitesi’ne bağlı Eğitim Fakültesi’nin Resim Bölümü’nden 1976- 1977 akademik yılında mezun olmuştur.
Daha sonra birçok orta öğretim okul ve kuruluşlarında resim öğretmeni olarak görev aldıktan sonra 1993 yılında Maçka Teknik Plastik Sanatlar Bölümü’nden emekli olmuştur.
Birçok karma sergiye katılan sanatçı bugüne kadar 50’ye yakın kişisel sergi açmıştır. Resimleri yurtiçi ve yurtdışı özel koleksiyonlarla, banka koleksiyonlarında bulunmaktadır.
Alp Bartu toplumumuzun çeşitli kesimlerinden seçtiği konuları renk ve biçim düzenlemesiyle işlemiştir. Figür doğa ilişkisini sevinç, üzüntü ve heyecanla birleştirerek resimlerinde yansıtan sanatçı, İstanbul’da yaşamaktadır.
29 Nisan 2011 Cuma
İstanbul'u tanıyor musunuz?--Aynalıkavak Kasrı
Aynalıkavak Kasrı
Üç yüzyıl boyunca Haliç kıyılarını süsleyen ve günümüzde Aynalıkavak Kasrı adıyla tanınan yapı, Osmanlı İmparatorluğu Döneminde “Ayanalıkavak Sarayı” ya da “Tersane Sarayı” olarak bilinen yapılar grubundan günümüze ulaşabilen tek örnektir.
İstanbul’u tanıtan tarihsel kaynaklardan, yörenin Bizans Döneminde de imparatorlara ait bir dinlenme yeri olduğu anlaşılmaktadır. Haliç kıyılarından Okmeydanı ve Kasımpaşa sırtlarına doğru gelişen bu büyük bağ ve koruya; İstanbul’un fethinden sonra, Fatih Sultan Mehmet’ten başlayarak padişahlar da ilgi göstermiş ve Osmanlı İmparatorluk Tersanesi’nin Kasımpaşa’da kurulup gelişmeye başlamasıyla birlikte yöreye “Tersane Has Bahçesi” adı verilmiştir.
Buradaki yapılaşmaların tarihi, Sultan I. Ahmed Dönemine (1603-1617) dek inmektedir. Tarihsel süreç içinde çeşitli padişahların yaptırdığı kasırlarla gelişen ve “Tersane Sarayı” olarak anılan bu yapılar topluluğu; 17. yüzyıldan başlayarak “Aynalıkavak Sarayı” olarak da adlandırılmıştır.
Saray bütünü içinde yer alan ve Sultan III. Ahmed Döneminde (1703-1730) yaptırıldığı sanılan Aynalıkavak Kasrı, Sultan III. Selim Döneminde (1789-1807) yeniden düzenlenmiş ve bugünkü görünümünü kazanmıştır. Yapı; Divanhanesi, Beste Odası ve bu mekânların pencerelerini dolanan Yesarî’nin talik hattı ile yazılmış, Kasrı ve III. Selim’i öven, dönemin tanınmış şairleri Şeyh Galib ve Enderunî Fazıl’a ait şiirleriyle 18. yüzyıl mimarlık örnekleri arasında özel bir yer almaktadır.
Günümüzde bir müze-saray olarak ziyarete açık tutulan Aynalıkavak Kasrı’nın zemin katı, Sultan III. Selim’in besteci özelliği de göz önünde tutularak, Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan görsel kaynaklar ve kimi kurum ve kişilerin armağan ettiği çalgıların bir araya getirilmesiyle “Türk Çalgıları Sergisi” mekânına dönüştürülmüştür. Kasrın bahçesindeyse, özellikle yaz aylarında konuklara yönelik kafeterya hizmetleri, klasik Türk Sanat Müziği örneklerinin seslendirildiği Aynalıkavak Konserleri ile ulusal ve uluslararası nitelikte resepsiyonlar verilmektedir.
Pazartesi ve Perşembe günleri dışında her gün; 1 Ekim-28 Şubat arasında 09.30-16.00, 1 Mart-30 Eylül arasında 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.
burada
Üç yüzyıl boyunca Haliç kıyılarını süsleyen ve günümüzde Aynalıkavak Kasrı adıyla tanınan yapı, Osmanlı İmparatorluğu Döneminde “Ayanalıkavak Sarayı” ya da “Tersane Sarayı” olarak bilinen yapılar grubundan günümüze ulaşabilen tek örnektir.
İstanbul’u tanıtan tarihsel kaynaklardan, yörenin Bizans Döneminde de imparatorlara ait bir dinlenme yeri olduğu anlaşılmaktadır. Haliç kıyılarından Okmeydanı ve Kasımpaşa sırtlarına doğru gelişen bu büyük bağ ve koruya; İstanbul’un fethinden sonra, Fatih Sultan Mehmet’ten başlayarak padişahlar da ilgi göstermiş ve Osmanlı İmparatorluk Tersanesi’nin Kasımpaşa’da kurulup gelişmeye başlamasıyla birlikte yöreye “Tersane Has Bahçesi” adı verilmiştir.
Buradaki yapılaşmaların tarihi, Sultan I. Ahmed Dönemine (1603-1617) dek inmektedir. Tarihsel süreç içinde çeşitli padişahların yaptırdığı kasırlarla gelişen ve “Tersane Sarayı” olarak anılan bu yapılar topluluğu; 17. yüzyıldan başlayarak “Aynalıkavak Sarayı” olarak da adlandırılmıştır.
Saray bütünü içinde yer alan ve Sultan III. Ahmed Döneminde (1703-1730) yaptırıldığı sanılan Aynalıkavak Kasrı, Sultan III. Selim Döneminde (1789-1807) yeniden düzenlenmiş ve bugünkü görünümünü kazanmıştır. Yapı; Divanhanesi, Beste Odası ve bu mekânların pencerelerini dolanan Yesarî’nin talik hattı ile yazılmış, Kasrı ve III. Selim’i öven, dönemin tanınmış şairleri Şeyh Galib ve Enderunî Fazıl’a ait şiirleriyle 18. yüzyıl mimarlık örnekleri arasında özel bir yer almaktadır.
Deniz cephesinde iki, kara cephesinde tek katlı kütlesiyle Osmanlı klasik mimarlığının son ve ilginç yapılarından biri olan Kasır; süsleme açısından da çağının beğenisini yansıtmakta, Aynalıkavak Kasrıözellikle besteci Sultan III. Selim Dönemi kültürünün pek çok öğesini bünyesinde barındırmaktadır. Öyle ki, bu kültürün başlıca simgeleri olan sedir ve sedirimsi kanepe, mangal kandil gibi mobilyalarla döşeli olan odalar, bugün yok olmuş bir yaşam biçiminin görünümlerini sergilemektedir.
Günümüzde bir müze-saray olarak ziyarete açık tutulan Aynalıkavak Kasrı’nın zemin katı, Sultan III. Selim’in besteci özelliği de göz önünde tutularak, Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan görsel kaynaklar ve kimi kurum ve kişilerin armağan ettiği çalgıların bir araya getirilmesiyle “Türk Çalgıları Sergisi” mekânına dönüştürülmüştür. Kasrın bahçesindeyse, özellikle yaz aylarında konuklara yönelik kafeterya hizmetleri, klasik Türk Sanat Müziği örneklerinin seslendirildiği Aynalıkavak Konserleri ile ulusal ve uluslararası nitelikte resepsiyonlar verilmektedir.
Pazartesi ve Perşembe günleri dışında her gün; 1 Ekim-28 Şubat arasında 09.30-16.00, 1 Mart-30 Eylül arasında 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.
burada
20 Nisan 2011 Çarşamba
"Annelerimize En Guzel Hediyeler" Sergisi
"Annelerimize En Guzel Hediyeler" Sergisi
Ürün Sanat Galerisi
Açılış Tarihi 20.04.2011 / Çarşamba
Kapanış Tarihi 12.05.2011 / Perşembe
Mekan Ürün Sanat Galerisi
Adres Sarıgül Sk. No: 2 Arzu Apt. D: 5
Caddebostan Kadıköy
Şehir İstanbul / Türkiye
Telefon 216-363 12 80
İnternet Adresi http://www.urunart.com
Ürün Sanat Galerisi
Açılış Tarihi 20.04.2011 / Çarşamba
Kapanış Tarihi 12.05.2011 / Perşembe
Mekan Ürün Sanat Galerisi
Adres Sarıgül Sk. No: 2 Arzu Apt. D: 5
Caddebostan Kadıköy
Şehir İstanbul / Türkiye
Telefon 216-363 12 80
İnternet Adresi http://www.urunart.com
17 Nisan 2011 Pazar
Türkiye'deki şeker hastalarına müjde
Paraguay'da yüzyıllardır tatlandırıcı olarak kullanılan bilimsel adı 'steviya' olan şeker otu, Akdeniz Üniversitesi'nde üretilmeye başladı.Kalori, yağ, sakarin ve toksik maddeler içermediği için şeker hastalarının tatlandırıcı olarak rahatlıkla kullanabileceği şeker otunun toz halinin ise normal şekerden 200-300 kat daha tatlı olduğu bildirildi. Özel bir firma tarafından da Antalya'da 10 dekar alanda üretimine başlanan şeker otunun, kısa sürede ekonomiye kazandırılması planlanıyor.
Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kenan Turgut, Latince ismi steviya olan şeker otunun, tropik kuşakta yetiştiğini belirtti.
Şeker otunun Paraguay'da 1500 yıldır tatlandırıcı olarak kullanıldığını, Brezilya, Japonya, Hindistan'da da kullanımının yaygın olduğunu ifade eden Turgut, Türkiye'de de bitkinin üretimi ve kullanımına izin verildiğini vurguladı. Türkiye'de kullanılıyor olmasına rağmen, üretimi olmadığını ve ithal edildiğini kaydeden Prof. Dr. Kenan Turgut, şu bilgileri verdi:
“Bu bitkinin en büyük özelliği, içerdiği farklı tipteki tatlandırıcı. Sakorozdan çok farklı, steviyol glikozit adı verilen bir tatlandırıcı. Kurutulmuş haldeki şeker otu yaprakları, normal şekerden 10-15 kat daha tatlıdır. İşlenerek toz haline getirilmiş şeker otu ise normal şekerden 200-300 kat daha tatlıdır. Stevia ekstresinin en büyük özelliği, doğal tatlandırıcı ve diyet gıdası olarak hiç bir şekilde kalori, yağ, sakarin ve toksik maddeler içermemesidir.”
Turgut, bir dekardan yaprak olarak 1.5 ton verim alınabildiğini belirterek, “Tatlandırıcı dediğimiz içerik olarak da yüzde 7-15 arasında verim alınabiliyor. Bu da çok yüksek bir rakam” dedi.
Japon şeker hastaları kullanıyor
Japonya, Brezilya ve Paraguay'da şeker otunun diyabet hastaları tarafından yoğun kullanıldığını bildiren Kenan Turgut, “Çünkü olumsuz etkisi yok. Diyabetikler bunu şeker niyetine kullanabilirler. Yapılan araştırmalar şeker otunun, şeker hastaları tarafından kullanılabileceğini göstermektedir. Kalorisi olmayan şeker otunda diğer tatlandırıcılar gibi olumsuzluklar tespit edilmedi. Yüzde 100 doğal olan bu ürünü şeker hastaları rahatlıkla kullanabilir” diye konuştu.
Turgut, şeker otunun dişlere zarar vermediğini de bildirdi.
Şeker otunun, yapay tatlandırıcıların yoğun olarak kullanıldığı gazlı içecekler, meyve suları, reçel, marmelat hatta pasta yapımında rahatlıkla kullanabileceğini vurgulayan Turgut, özellikle diyet ürünlerde kullanılabileceğine işaret etti.
Kandaki şeker oranını düşürüyor
Brezilya, Hindistan gibi ülkelerin şeker otunun üretimine yatırım yaptığına dikkati çeken Prof. Dr. Kenan Turgut, şeker otunun yapay tatlandırıcıların önüne geçecek bir ürün olduğunu kaydetti. “Yüzde yüz doğal bir ürün, kalorisi yok” diyen Prof. Dr. Turgut, hatta bazı yerlerde tedavi edici özelliğinin olduğu, kandaki şeker oranını düşürdüğü, kalp damar hastalıklarına iyi geldiği şeklinde bulgular da olduğunu belirtti.
Tarımsal potansiyeli olmasına rağmen şeker otunun Türkiye'de üretilmediğini vurgulayan Prof. Dr. Kenan Turgut, şunları söyledi:
“Bunu ilk defa Akdeniz Üniversitesi üretiyor. Akdeniz Üniversitesi'nde 1.5 yıl önce başladığımız araştırmalar olumlu sonuçlar verdi. Şu anda ilk planlı deneme alanını kurduk. Yaptığımız çalışmalarla çimlenme oranını yüzde 5'ten yüzde 50'nin üzerine çıkardık. Tropik kökenli bir bitki olmasından dolayı Türkiye'nin her yerinde yetişmez. ODTÜ teknokentte bulunan üretim alanı bulunan özel bir firma da bu işe sahip çıktı. Şimdi Antalya'da 10 dekar alanda üretimine başladı. Yılda üç defa hasat edilebilen şeker otu kısa sürede piyasaya sürülmeye başlanacak.”
Turgut, şeker otunun üniversitede doktora tezi olduğunu da bildirdi.
http://www.hurriyet.com.tr/yasasinhayat/17503876.asp?gid=245
15 Nisan 2011 Cuma
Sanat Sirki İstanbul Modern`de
İstanbul Modern Sanat Müzesi, Paris’teki Centre Georges Pompidou’nun işbirliği ve Eğitim Sponsoru Garanti Bankası’nın katkılarıyla gerçekleştirdiği “Genç İstanbul Modern” etkinliklerinin dokuzuncusu “Sanat Sirki” başlıklı etkinlikle sürdürüyor.
5 Nisan -12 Haziran 2011 tarihleri arasında gerçekleştirilen, 6-16 yaşgrubundaki çocuklara ve ailelerine yönelik “Sanat Sirki”, Alexander Calder’in sirkleri anımsatan eserlerinden yola çıkarak tasarlandı. Atölye, sanatıyla renkli ve eğlenceli bir dünya yaratmış olan büyük usta Alexander Calder’i tanıma, yaratım sürecini keşfetme ve onun heykellerinde kullandıklarına benzer malzemeleri kullanarak eğlenceli sanat oyunları oynama fırsatı sunuyor. Yaratıcılığa yönelik bu oyunlu etkinlikte çocuklar, Calder’in kendine has dilini ve sanatsal formlarını keşfediyor; renkli, şaşırtıcı, eğlenceli kompozisyonlar yaratmış sanatçının büyülü dünyasında gündelik hayatımızdan tanıdığımız malzemelerle oynayarak, denge, hareket, kompozisyon, uzam, çizim, boşluk, doluluk ve performans gibi çeşitli kavramlarla tanışıyorlar. Gündelik malzemelerle kompozisyonlar oluşturarak, sirk kahramanları yaratıyorlar.Genç İstanbul Modern’in 5 Nisan - 12 Haziran 2011 tarihleri arasında gerçekleşen“Sanat Sirki” adlı atölyesi, Pazartesi hariç hafta içi her gün saat 10.00 ve 13.00’te okul grupları için; Cumartesi günleri saat 10.15 ve 13.00’te ve Pazar günleri ise saat 10.15’de bireysel katılımlar için düzenleniyor. Atölyeye aileler Pazar günleri saat 14.00’te katılabiliyor. 90 dakika süren “Sanat Sirki” çalışmasının kontenjanı 20 kişi ile sınırlı. Rezervasyon ve ayrıntılı bilgi için: 0212 334 73 41
http://www.haber34.com/sanat-sirki-istanbul-modernde-27342-haberi.html#haberindevami
10 Nisan 2011 Pazar
Ananas mucizesi
Ananas mucizesi
Tropikal iklim kuşağında yetişen bir meyve olan ananas, boğaz ağrısından ödeme, hemoroidden selülite birçok sağlık probleminin giderilmesinde önemli rol oynuyor. Bu mucizevi meyveyle ilgili Avustralya'daki Queensland Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü'nün yaptığı son çalışmalar, ananastaki bromelain enziminin kansere karşı etkili olabileceğini ortaya koydu. Hapı da üretilen ve kullanımı yaygınlaşan bu mucizevi meyvenin faydalarını Dr. Ender Saraç'a sorduk. İşte ananas mucizesi:
Öncelikle ananas alırken tombul olmasına dikkat edin. Mümkün olduğunca en genişi seçilmeli. Ananas ne kadar genişse yenilebilir kısmı da o kadar çok olur. Koyu yeşil yapraklı olmasına dikkat edin. çünkü taze olup olmadığını yapraklarına bakarak tespit edebilirsiniz.
İçinde barındırdığı lifler sayesinde kroner kalp rahatsızlıklarını azaltır.
vucudunuzdaki sodyum oranını azaltıp yüksek tansiyon riskini azaltır.
sindirim sistemini güçlendirir.
iltihap önleyici olarak kabul edilir.
Bol miktarda C vitamini barındırır. C vitamini ise suda çözülebilen başlıca antioksidandır. Bu sayede vücudun suyla dolu olan bütün bölümlerine ve hücrelere saldıran serbest radikallerin saldırısından korur.
İçindeki doğal maddeler ödem gidermeye, ameliyat sonrası yaraları iyileştirmeye yardımcıdır
hemoroide iyi gelir.
Direkt olarak zayıflatıcı etkisi yoktur ancak şişlik ve ödemin giderilmesine yardımcı olduğu, hazmı kolaylaştırdığı için sağlıklı zayıflamaya yardımcı olur.
selülit tedavisi uygulamalarında diyete ve masaja yardımcı olarak kullanılır.
diyete yardımcıdır.
http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?P=13&cid=45982&rid=4369
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















