28 Ekim 2010 Perşembe

CUMHURİYETİMİZİN 87.YILI HEPİMİZE KUTLU OLSUN -NİCE NİCE MUTLU CUMHURİYET BAYRAMI KUTLAMALARINA MİLLETCE

NOT:Her yıl olduğu gibi bu yılda inşallah 29 Ekim 2010 saat 19.00da Bağdat caddesindeyiz ailemle birlikte geleneksel fener alayına katılacağız...birçok Kadıköylü ve İstanbullu gibi kaçırmak istemediğimiz etkinliklerin başında gelir...


"Temeli büyük Türk Milletinin ve onun kahraman evlatlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır.


Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde layık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olamaz. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır. Ve Türk Milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir."


(K. Atatürk, 29 Ekim 1923)

29. İstanbul Kitap Fuarı-30 Ekim-7Kasım 2010(bende gitmek için gün sayıyorum)

29. İSTANBUL KİTAP FUARI ETKİNLİK PROGRAMI AÇIKLANDI
30 Ekim 2010 Cumartesi günü kapılarını okurlarına yirmi dokuzuncu kez açmaya hazırlanan İstanbul Kitap Fuarı etkinlik programı belli oldu
Kuruluşumuz TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile 30 Ekim-7 Kasım 2010 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi- Büyükçekmece’de düzenlenecek olan 29. İstanbul Kitap Fuarı 550 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımı, yaklaşık 300 etkinlik ve yüzlerce imza ile kapılarını kitapseverlere açmaya hazırlanıyor. Bugünden itibaren yayınlanacak imza günleri ve etkinlik programına www.istanbulkitapfuari.com sitesinden ulaşılabilir.
Yeni Bir Etkinlik Dizisi Başlıyor-Hayatın Renkleri TÜYAP’ta Buluşuyor

Hafta içi günlerde alanında uzman konukların davet edileceği “ Hayatın Renkleri” kapsamında sağlık, yaşam, kişisel gelişim ve yemek kültürü üzerine renkli söyleşiler düzenlenecek.
İstanbul’u Yazmak

Ana teması “İstanbul’u Yazmak” olan kitap fuarı İstanbul’u yazan yazarları fuara davet ediyor. Bu kapsamda baba-kızın birlikte katılacağı söyleşiyle John Freely ve Maureen Freely ilk kez bir söyleşide bir araya gelmiş olacak.
Fuarda İstanbul’un kedilerine, sokaklarına Catherine Pinguet ile bakacak, Petros Markaris ile eski İstanbul’u ve polisiyeleri konuşacağız.
TÜYAP Çocuk Kulübü

Fuarın genç okurlarına yönelik etkinlikler TÜYAP Çocuk Kulübü bünyesinde devam ediyor. Yazarlarla söyleşi, resim ve atölye çalışmaları, tiyatro, müzikli oyunlar gibi 40 etkinlik gerçekleşecek
Onur Konuğu: İspanya Etkinlikleri

30 Ekim-2 Kasım 2010 tarihleri arasında Uluslararası Salon’da (5 nolu hol) gerçekleştirilecek Onur Ülke programı kapsamında İspanya’dan konuk yazarların katılımıyla söyleşiler, sergi, açılış ve kapanış konserleri yer alacak.

Öğrenci, öğretmen ve emeklilere girişin ücretsiz olduğu fuarın giriş bedeli 5tl’dir. Uluslararası Salon 30 Ekim-2 Kasım 2010 tarihlerinde 11.00-18.00 saatlerinde; 29. İstanbul Kitap Fuarı ve eş zamanlı düzenlenen 20. İstanbul Sanat Fuarı 30 Ekim-6 Kasım 2010 tarihlerinde 11.00-20.00 saatleri, kapanış günü 7 Kasım 2010 tarihinde ise 11.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.
TÜYAP A.Ş.
TÜYAP FUAR ve KONGRE MERKEZİ, E – 5 Karayolu, Gürpınar Kavşağı 34522 Büyükçekmece - İSTANBUL

Tel: 90 (212) 867 11 00 - Faks: 90 (212) 886 93 9

DÜNYAYI SEYRETMEK İÇİN BİR YER (gezi )

DÜNYAYI SEYRETMEK İÇİN BİR YER






Yayınevi : YAPI KREDİ YAYINLARI

Türü : ÖYKÜ

Yazar : ERTUĞ UÇAR

Ertuğ Uçar deniz fenerlerini sadece bir yalnızlık elçisi, romantik bir figür olarak değil, dünü bugünü ve yarınıyla, edebi bir disiplin içinde kalarak anlamlandırıyor, araştırmalarına dayalı ayrıntılı notlar eşliğinde, bu pek bilinmeyen, yüzü denize dönük varlıkların ışığını yakıp yarı kurgu / kurgu öyküleriyle menzili tarıyor. Dünyayı seyretmek için çok yükseğe tırmanmak gerekmiyor diye düşünür, dünyayı seyre koyulursun. Zamanın bizim dışımızda da akıp gittiği burada anlaşılır. Gün burada saatler olmasa bile döner. Zaman burada oluşur, buradan dağılır. Onu burada yakalamak, geri çevirmek, bir fırsatını bulup başka zamanlara süzülmek mümkündür. Yağmurun toprağa düştüğü, taşın kayanın arasından sızıp yeraltı yollarında birleşip ırmaklara karıştığı, ırmakların denize döküldüğü, deniz suyunun ısınıp buharlaştığı, bulut olduğu bu burunda görülebilir. Seyrettikçe korkmaya başlayabilirsin; korkma, altında uzanan: Dünya’dır.

24 Ekim 2010 Pazar

30 yılda hayatımızda neler değişecek (miş- mi acaba?)



Deprem korkusu bitecek
İşte Japon hükümetinin fütüristlere danışarak hazırladığı rapora göre 30 yıl içinde yaşanacak yenilikler
Japon hükümeti, 1971 yılından bu yana yarının teknolojik yenilikleri hakkında fütüristlerden görüş aldı. 30 yıllık gelecekte ortaya çıkacak yenilikler arasında, şiddetli depremlerin 1 yıl önceden bilinmesi, Ay’a üs gibi ilginç öngörüler yer alıyor. İşte 30 yıl içinde yaşanacak yenilikler:
2037: Deprem uzmanları 6 ve üzeri sarsıntıları bir yıl öncesinden hesaplayacak.




2033: Bilgisayar programları devlet kademeleri planlarını yapmaya başlayacak.




2033: Kök hücre teknikleri sayesinde yapay organlar üretilecek.



2025: Elektrikli otomobiller tek şarjla 500 kilometre yol katetmeye başlayacak
 

 2028: Televizyonlarda tat ve kokuların yayıldığı programlar başlayacak.


2031: Uzay seyahatleri satışa çıkacak.



2026: İnsansı robotlar hüm güncel hayatta kullanılacak.




2035: Ticari uçak seferlerinin tamamı otopilotlarla yapılacak.





2040: Ay’a insanların yaşayabileceği üsler kurulacak.






2035: Bilim adamları çok ender bulunan uranyum ve benzeri elementleri deniz suyundan elde etmeyi başaracak.

2022:sentetik kan geliştirilecek ve kan bağışı tarihe karışacak





2030: Yapay Zeka, filmlerde ve kitap yazımlarında kullanılmaya başlanacak.

http://www18.gazetevatan.com/fotogaleri/resim.asp?kat=16606&page_number=3

19 Ekim 2010 Salı

bu suluboya ve akrilik resimler çok güzel...paylaşmak istedim


bu harika suluboyalar http://fcembranelli.blogspot.com/ alınmıştır. sanatçı  Fabio Cembranelli'ye çalışmalarında başarılar diliyorum...





































16 Ekim 2010 Cumartesi

Ödül 'Kuş Oltası'nın oldu


 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü”ne bu yıl “Öykü” dalında “Kuş Oltası” kitabı ile yazar Kadri Öztopçu layık görüldü

Yapılan açıklamaya göre, şiir, roman, öykü, deneme-inceleme-araştırma ve tiyatro dallarında her yıl dönüşümlü olarak verilen “Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü”ne bu yıl “Öykü” dalında “Kuş Oltası” adlı kitabı ile Kadri Öztopçu değer bulundu.


Sadık Aslankara, Nursel Duruel, Konur Ertop, Mehmet Zaman Saçlıoğlu ve Osman Şahin'den oluşan seçici kurul, Öztopçu'ya ödülün “hayatın gözeneklerinde biriken farklı yaşam deneyimlerini öyküleştirmedeki özgünlüğü, yalın dili, alçak sesli, derinlikli anlatımı” gerekçesiyle verilmesini kararlaştırdı.


Öztopçu'ya ödülü, 6 Kasımda TÜYAP Kitap Fuarı Kınalıada Salonunda düzenlenecek törenle verilecek.


Kitabın konusu:
Izbandut, “Hani şu limana yeni gelen şilep var ya, yük boşaltan,” dedi, “görmüşsündür belki. İngiliz. Tayfa arıyorlarmış. Muharrem Abi, liman idaresinde çalışıyor, tanımazsın, o söyledi. Beni de yazdır, dedim, olur, dedi. Yazdıracak. Yazdırınca da; ta Mek­sika’ya kadar gidecekmiş şilep; ver elini Meksika.” Barmene döndü, kaygılı bir sesle, “Bu sefer yazdırır, değil mi?” “Yazdırır,” dedi barmen, iç çekip. “Niye yazdırmasın. Madem Muharrem Abi, abimiz... Madem tayfa lazım… Madem şilep taa Mek­sika’ya…”
Okurlarımızın Yanlış Hikâyeler’le anımsayacakları Kadri Öztopçu’dan yeni bir öykü kitabı: Kuş Oltası. Öztopçu, sizi alıp götüren kendine özgü bir öykü dünyası kuruyor. Bu alabildiğine renkli ve hüzünlü dünyada kişiler her an değişmeye, bambaşka biri olmaya hazır. Mekânlar da öyle. Tekin olmayan, alabildiğine melankolik ama son derece çekici bir dünya. Kadri Öztopçu, öykücülüğümüzün vazgeçilmezleri arasına girmeye aday.


/www.hurriyet.com.tr/kultur-sanat/haber/16030528.asp?gid=282

14 Ekim 2010 Perşembe

Kazıdıkça yeni şeyler ortaya çıkıyor

http://www.ntvmsnbc.com/id/25140163/
 
Kazıdıkça yeni şeyler ortaya çıkıyo
Mitolojik, kutsal veya sıradan kadınlar... üzerlerindeki katmanların ardında gizemliler... Ressam Banu Tansuğ'un sergisi ile İstanbul'un farklı ve renkli katmanlarını keşfe çıkabilirsiniz.



İSTANBUL - Pentimento, ressamın resim yaparken boyayla üstünü örterek yok ettiği bir bölüm ya da ayrıntının yıllar sonra yeniden belirmesi. Zaman içinde üstteki boya saydamlaştıkça, kapatılanların ortaya çıkması.



İstanbul da yıllar boyu aynı biçimde üstü örtülerek yenilenmiş, kat kat değişik kültürleri barındırmış, katmanlarının zenginliğiyle bizi şaşırtan bir şehir. Kazıdıkça birbirinden farklı ve renkli katmanlarını keşfettiğimiz, sürprizlerle dolu bir pentimento.


"İstanbul Pentimento" sergisinde ressama soluk veren şehir, tuvallerin dokusuna işlemiş. Banu Tansuğ’un olgunlukla kullandığı tekniklerin açtığı manevra alanında, Bizans prensesleri sarayın harem kadınlarına, kiliseler camilere, düş gerçeğe dönüşüyor. Mitolojik, kutsal veya sıradan kadınlar... üzerlerindeki katmanların ardında gizemliler.


Koleksiyonun adı İstanbul Pentimento; tuvalde bugün gördüklerimizin altında neler var, henüz fikrimiz bile yok. Ne de olsa İstanbul sonsuz bir pentimento.
Banu Tansuğ 'İstanbul Pentimento' 12 Ekim – 6 Kasım tarihleri arasında Galatea Sanat Galerisi'nde görülebilir.