DÜNYAYI SEYRETMEK İÇİN BİR YER
Yayınevi : YAPI KREDİ YAYINLARI
Türü : ÖYKÜ
Yazar : ERTUĞ UÇAR
Ertuğ Uçar deniz fenerlerini sadece bir yalnızlık elçisi, romantik bir figür olarak değil, dünü bugünü ve yarınıyla, edebi bir disiplin içinde kalarak anlamlandırıyor, araştırmalarına dayalı ayrıntılı notlar eşliğinde, bu pek bilinmeyen, yüzü denize dönük varlıkların ışığını yakıp yarı kurgu / kurgu öyküleriyle menzili tarıyor. Dünyayı seyretmek için çok yükseğe tırmanmak gerekmiyor diye düşünür, dünyayı seyre koyulursun. Zamanın bizim dışımızda da akıp gittiği burada anlaşılır. Gün burada saatler olmasa bile döner. Zaman burada oluşur, buradan dağılır. Onu burada yakalamak, geri çevirmek, bir fırsatını bulup başka zamanlara süzülmek mümkündür. Yağmurun toprağa düştüğü, taşın kayanın arasından sızıp yeraltı yollarında birleşip ırmaklara karıştığı, ırmakların denize döküldüğü, deniz suyunun ısınıp buharlaştığı, bulut olduğu bu burunda görülebilir. Seyrettikçe korkmaya başlayabilirsin; korkma, altında uzanan: Dünya’dır.
28 Ekim 2010 Perşembe
24 Ekim 2010 Pazar
30 yılda hayatımızda neler değişecek (miş- mi acaba?)
Deprem korkusu bitecek
İşte Japon hükümetinin fütüristlere danışarak hazırladığı rapora göre 30 yıl içinde yaşanacak yenilikler
Japon hükümeti, 1971 yılından bu yana yarının teknolojik yenilikleri hakkında fütüristlerden görüş aldı. 30 yıllık gelecekte ortaya çıkacak yenilikler arasında, şiddetli depremlerin 1 yıl önceden bilinmesi, Ay’a üs gibi ilginç öngörüler yer alıyor. İşte 30 yıl içinde yaşanacak yenilikler:
2037: Deprem uzmanları 6 ve üzeri sarsıntıları bir yıl öncesinden hesaplayacak.
2033: Bilgisayar programları devlet kademeleri planlarını yapmaya başlayacak.
2033: Kök hücre teknikleri sayesinde yapay organlar üretilecek.
2031: Uzay seyahatleri satışa çıkacak.
2026: İnsansı robotlar hüm güncel hayatta kullanılacak.
2035: Ticari uçak seferlerinin tamamı otopilotlarla yapılacak.
2040: Ay’a insanların yaşayabileceği üsler kurulacak.
2035: Bilim adamları çok ender bulunan uranyum ve benzeri elementleri deniz suyundan elde etmeyi başaracak.
2022:sentetik kan geliştirilecek ve kan bağışı tarihe karışacak
2030: Yapay Zeka, filmlerde ve kitap yazımlarında kullanılmaya başlanacak.
http://www18.gazetevatan.com/fotogaleri/resim.asp?kat=16606&page_number=3
19 Ekim 2010 Salı
bu suluboya ve akrilik resimler çok güzel...paylaşmak istedim
bu harika suluboyalar http://fcembranelli.blogspot.com/ alınmıştır. sanatçı Fabio Cembranelli'ye çalışmalarında başarılar diliyorum...

16 Ekim 2010 Cumartesi
Ödül 'Kuş Oltası'nın oldu
14 Ekim 2010 Perşembe
Kazıdıkça yeni şeyler ortaya çıkıyor
http://www.ntvmsnbc.com/id/25140163/
Kazıdıkça yeni şeyler ortaya çıkıyo
Mitolojik, kutsal veya sıradan kadınlar... üzerlerindeki katmanların ardında gizemliler... Ressam Banu Tansuğ'un sergisi ile İstanbul'un farklı ve renkli katmanlarını keşfe çıkabilirsiniz.
İSTANBUL - Pentimento, ressamın resim yaparken boyayla üstünü örterek yok ettiği bir bölüm ya da ayrıntının yıllar sonra yeniden belirmesi. Zaman içinde üstteki boya saydamlaştıkça, kapatılanların ortaya çıkması.
İstanbul da yıllar boyu aynı biçimde üstü örtülerek yenilenmiş, kat kat değişik kültürleri barındırmış, katmanlarının zenginliğiyle bizi şaşırtan bir şehir. Kazıdıkça birbirinden farklı ve renkli katmanlarını keşfettiğimiz, sürprizlerle dolu bir pentimento.
"İstanbul Pentimento" sergisinde ressama soluk veren şehir, tuvallerin dokusuna işlemiş. Banu Tansuğ’un olgunlukla kullandığı tekniklerin açtığı manevra alanında, Bizans prensesleri sarayın harem kadınlarına, kiliseler camilere, düş gerçeğe dönüşüyor. Mitolojik, kutsal veya sıradan kadınlar... üzerlerindeki katmanların ardında gizemliler.
Koleksiyonun adı İstanbul Pentimento; tuvalde bugün gördüklerimizin altında neler var, henüz fikrimiz bile yok. Ne de olsa İstanbul sonsuz bir pentimento.
Banu Tansuğ 'İstanbul Pentimento' 12 Ekim – 6 Kasım tarihleri arasında Galatea Sanat Galerisi'nde görülebilir.
Kazıdıkça yeni şeyler ortaya çıkıyo
Mitolojik, kutsal veya sıradan kadınlar... üzerlerindeki katmanların ardında gizemliler... Ressam Banu Tansuğ'un sergisi ile İstanbul'un farklı ve renkli katmanlarını keşfe çıkabilirsiniz.
İSTANBUL - Pentimento, ressamın resim yaparken boyayla üstünü örterek yok ettiği bir bölüm ya da ayrıntının yıllar sonra yeniden belirmesi. Zaman içinde üstteki boya saydamlaştıkça, kapatılanların ortaya çıkması.
İstanbul da yıllar boyu aynı biçimde üstü örtülerek yenilenmiş, kat kat değişik kültürleri barındırmış, katmanlarının zenginliğiyle bizi şaşırtan bir şehir. Kazıdıkça birbirinden farklı ve renkli katmanlarını keşfettiğimiz, sürprizlerle dolu bir pentimento.
"İstanbul Pentimento" sergisinde ressama soluk veren şehir, tuvallerin dokusuna işlemiş. Banu Tansuğ’un olgunlukla kullandığı tekniklerin açtığı manevra alanında, Bizans prensesleri sarayın harem kadınlarına, kiliseler camilere, düş gerçeğe dönüşüyor. Mitolojik, kutsal veya sıradan kadınlar... üzerlerindeki katmanların ardında gizemliler.
Koleksiyonun adı İstanbul Pentimento; tuvalde bugün gördüklerimizin altında neler var, henüz fikrimiz bile yok. Ne de olsa İstanbul sonsuz bir pentimento.
Banu Tansuğ 'İstanbul Pentimento' 12 Ekim – 6 Kasım tarihleri arasında Galatea Sanat Galerisi'nde görülebilir.
13 Ekim 2010 Çarşamba
Bir mail, bir hayat------haydi türkiye...
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/16020993.asp?gid=373
Bir mail, bir hayat
Dünya İran'daki bu tutuklamaları izliyor
Dünya İran'da "recm" cezasına çarptırılan Sakine Aştiyani'yi konuşuyor. Dünyanın her yanından elektronik posta ve mektuplarla insan hakları çağrısı yapılıyor.
Siz de eğer insan haklarına aykırı her türlü uygulamaya son verilmesi ve Sakine'nin bu çağdışı cezadan kurtulmasını istiyorsanız adınızı soyadınızı yazın ve alttaki metni İran'daki yetkililere gönderin:
METNİ İRANLI YETKİLİLERE TÜRKÇE OLARAK GÖNDERMEK İÇİN
METNİ İRANLI YETKİLİLERE İNGİLİZCE OLARAK GÖNDERMEK İÇİN
İŞTE İRANLI YETKİLİLERE GÖNDERİLECEK METİN
Biz aşağıda imzası olanlar Sakine Aştiyani’nin maruz kaldığı haksız muamelenin farkındayız.
Sakine Aştiyani’nin hemen serbest bırakılmasını istiyoruz. İnsan haklarının bütün tanımlarını ihlal eden recm cezasının İran’da uygulanmasına bir son verilmesini talep ediyoruz.
“Zina” ile suçlananlar için her türlü idam, kırbaç ya da hapis cezası uygulamasının kaldırılmasını istiyoruz.
Aynı zamanda yetkililerin, Sajjad Kaderzade’nin, annesi Sakine Aştiyani’nin hayatına dair duyduğu kaygıyı dile getirdiği için taciz edilmesini önlemesini istiyoruz.
İran’ın Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve ilgili sözleşmelere taraf olmasına dayanarak, Ayetullah Ali Hamaney’den ve İran’ın liderlerinden taahhütlerinin getirdiği sorumlulukları üstlenmelerini, adaletsiz bir biçimde cezalandırılan bu kadını serbest bırakmalarını ve insan haklarına aykırı her türlü uygulamanın kaldırılması için mücadele etmelerini istiyoruz.
Dini ve siyasi inançlar konusunda ne fark olursa olsun, İran diğer ülkelerle birlikte temel insan haklarının ve insanlığın esaslarının hüküm süreceği bir dünya yaratmak için katkıda bulunmalıdır.
Taşlama barbarcadır… Ve durdurulmalıdır.
Bir mail, bir hayat
Dünya İran'daki bu tutuklamaları izliyor
Dünya İran'da "recm" cezasına çarptırılan Sakine Aştiyani'yi konuşuyor. Dünyanın her yanından elektronik posta ve mektuplarla insan hakları çağrısı yapılıyor.
Siz de eğer insan haklarına aykırı her türlü uygulamaya son verilmesi ve Sakine'nin bu çağdışı cezadan kurtulmasını istiyorsanız adınızı soyadınızı yazın ve alttaki metni İran'daki yetkililere gönderin:
METNİ İRANLI YETKİLİLERE TÜRKÇE OLARAK GÖNDERMEK İÇİN
METNİ İRANLI YETKİLİLERE İNGİLİZCE OLARAK GÖNDERMEK İÇİN
İŞTE İRANLI YETKİLİLERE GÖNDERİLECEK METİN
Biz aşağıda imzası olanlar Sakine Aştiyani’nin maruz kaldığı haksız muamelenin farkındayız.
Sakine Aştiyani’nin hemen serbest bırakılmasını istiyoruz. İnsan haklarının bütün tanımlarını ihlal eden recm cezasının İran’da uygulanmasına bir son verilmesini talep ediyoruz.
“Zina” ile suçlananlar için her türlü idam, kırbaç ya da hapis cezası uygulamasının kaldırılmasını istiyoruz.
Aynı zamanda yetkililerin, Sajjad Kaderzade’nin, annesi Sakine Aştiyani’nin hayatına dair duyduğu kaygıyı dile getirdiği için taciz edilmesini önlemesini istiyoruz.
İran’ın Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve ilgili sözleşmelere taraf olmasına dayanarak, Ayetullah Ali Hamaney’den ve İran’ın liderlerinden taahhütlerinin getirdiği sorumlulukları üstlenmelerini, adaletsiz bir biçimde cezalandırılan bu kadını serbest bırakmalarını ve insan haklarına aykırı her türlü uygulamanın kaldırılması için mücadele etmelerini istiyoruz.
Dini ve siyasi inançlar konusunda ne fark olursa olsun, İran diğer ülkelerle birlikte temel insan haklarının ve insanlığın esaslarının hüküm süreceği bir dünya yaratmak için katkıda bulunmalıdır.
Taşlama barbarcadır… Ve durdurulmalıdır.
12 Ekim 2010 Salı
Tankut Öktem Retrospektifi - Cumhuriyetin büyük heykel ustası Tankut Öktem, görkemli retrospektifiyle İş Sanat'ta...
Cumhuriyetin büyük heykel ustası Tankut Öktem, görkemli retrospektifiyle İş Sanat'ta...
Bu sergi, sanat yaşantısı boyunca formların, ışığın, gölgenin arayışını sürdüren; efelerden, ozanlardan, Kuvayı Milliye Destanı'na kadar pek çok değeri heykelleriyle yaşatan Tankut Öktem'in aramızdan ayrılışının üçüncü yılında, sanat hayatının tüm dönemlerine ışık tutuyor. Üç yaşındayken balmumu ve çamurdan heykeller yapmaya başlayan, yedi yaşında resimleriyle Harika Çocuk seçilen, 1988 Sanat Olimpiyatları'nda Sevgi adlı eseriyle Dünya Heykeltıraşları arasında ilk 10'a giren Öktem geride bine yakın çamur, taş ve bronzdan yapılmış eser bıraktı.
Sergide ilk dönem soyut formlardan figüratif geleceğini haber veren 'Özgürlük Yüzleri'ne, Çanakkale Şehitliği'ndeki devasa eserlerinin fotoğraflarından Tankut Öktem'in yaşam öyküsünü konu alan belgesele geniş bir yelpazede sanatçının bugüne kadar görülmemiş birçok eseri de ilk kez bir arada yer alıyor.
Sanatçı, 64 yıllık sanat yaşamında aralarında Manisa Kuvayı Milliye ve Atatürk Anıtı, Kara Harp Okulu Harbiyeli Anıtı, Kastamonu Şerife Bacı Anıtı, Zonguldak Maden İşçileri Anıtı, Magosa Özgürlük Anıtı, Amasya Tamimi Anıtı, Çanakkale Anıtları'nın da olduğu yüzden fazla esere ve dev şehitlik anıtlarına imza attı; heykelleri kent meydanlarını tanımladı.
Yapıtlarında figürlerin bir araya gelişlerindeki duygusal ve anlatımcı tarafa önem veren ve bütünden parçaya ulaşmayı ilke edinen Öktem'in kompozisyonlarındaki ışık ve gölge dengesi üstün bir estetik duygusunun ürünü olarak görülüyor.
Kuvayı Milliye destanın yontucusu, Cumhuriyet'in büyük heykel ustası Öktem; Atatürk'ü statik kılan ve yalnızlaştıran heykel anlayışına başkaldırısını ise onu halkıyla birlikte yükselen bir lider olarak tasvir ettiği heykelleriyle ortaya koyuyor.
Işıktan aldığı ilhamla, gerçekliği, acıyı, toplumca çekilen ızdırabı ve mücadeleyi heykellerine yansıtan Tankut Öktem'in Kuvayı Milliye ve Atatürk Anıtı, bugün hala Türkiye'nin en büyük, dünyanın ise üçüncü büyük anıtı olarak literatürdeki yerini koruyor.
Sergi 05 Aralık tarihine kadar ziyaret edilebilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





































