19 Ekim 2010 Salı

bu suluboya ve akrilik resimler çok güzel...paylaşmak istedim


bu harika suluboyalar http://fcembranelli.blogspot.com/ alınmıştır. sanatçı  Fabio Cembranelli'ye çalışmalarında başarılar diliyorum...





































16 Ekim 2010 Cumartesi

Ödül 'Kuş Oltası'nın oldu


 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü”ne bu yıl “Öykü” dalında “Kuş Oltası” kitabı ile yazar Kadri Öztopçu layık görüldü

Yapılan açıklamaya göre, şiir, roman, öykü, deneme-inceleme-araştırma ve tiyatro dallarında her yıl dönüşümlü olarak verilen “Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü”ne bu yıl “Öykü” dalında “Kuş Oltası” adlı kitabı ile Kadri Öztopçu değer bulundu.


Sadık Aslankara, Nursel Duruel, Konur Ertop, Mehmet Zaman Saçlıoğlu ve Osman Şahin'den oluşan seçici kurul, Öztopçu'ya ödülün “hayatın gözeneklerinde biriken farklı yaşam deneyimlerini öyküleştirmedeki özgünlüğü, yalın dili, alçak sesli, derinlikli anlatımı” gerekçesiyle verilmesini kararlaştırdı.


Öztopçu'ya ödülü, 6 Kasımda TÜYAP Kitap Fuarı Kınalıada Salonunda düzenlenecek törenle verilecek.


Kitabın konusu:
Izbandut, “Hani şu limana yeni gelen şilep var ya, yük boşaltan,” dedi, “görmüşsündür belki. İngiliz. Tayfa arıyorlarmış. Muharrem Abi, liman idaresinde çalışıyor, tanımazsın, o söyledi. Beni de yazdır, dedim, olur, dedi. Yazdıracak. Yazdırınca da; ta Mek­sika’ya kadar gidecekmiş şilep; ver elini Meksika.” Barmene döndü, kaygılı bir sesle, “Bu sefer yazdırır, değil mi?” “Yazdırır,” dedi barmen, iç çekip. “Niye yazdırmasın. Madem Muharrem Abi, abimiz... Madem tayfa lazım… Madem şilep taa Mek­sika’ya…”
Okurlarımızın Yanlış Hikâyeler’le anımsayacakları Kadri Öztopçu’dan yeni bir öykü kitabı: Kuş Oltası. Öztopçu, sizi alıp götüren kendine özgü bir öykü dünyası kuruyor. Bu alabildiğine renkli ve hüzünlü dünyada kişiler her an değişmeye, bambaşka biri olmaya hazır. Mekânlar da öyle. Tekin olmayan, alabildiğine melankolik ama son derece çekici bir dünya. Kadri Öztopçu, öykücülüğümüzün vazgeçilmezleri arasına girmeye aday.


/www.hurriyet.com.tr/kultur-sanat/haber/16030528.asp?gid=282

14 Ekim 2010 Perşembe

Kazıdıkça yeni şeyler ortaya çıkıyor

http://www.ntvmsnbc.com/id/25140163/
 
Kazıdıkça yeni şeyler ortaya çıkıyo
Mitolojik, kutsal veya sıradan kadınlar... üzerlerindeki katmanların ardında gizemliler... Ressam Banu Tansuğ'un sergisi ile İstanbul'un farklı ve renkli katmanlarını keşfe çıkabilirsiniz.



İSTANBUL - Pentimento, ressamın resim yaparken boyayla üstünü örterek yok ettiği bir bölüm ya da ayrıntının yıllar sonra yeniden belirmesi. Zaman içinde üstteki boya saydamlaştıkça, kapatılanların ortaya çıkması.



İstanbul da yıllar boyu aynı biçimde üstü örtülerek yenilenmiş, kat kat değişik kültürleri barındırmış, katmanlarının zenginliğiyle bizi şaşırtan bir şehir. Kazıdıkça birbirinden farklı ve renkli katmanlarını keşfettiğimiz, sürprizlerle dolu bir pentimento.


"İstanbul Pentimento" sergisinde ressama soluk veren şehir, tuvallerin dokusuna işlemiş. Banu Tansuğ’un olgunlukla kullandığı tekniklerin açtığı manevra alanında, Bizans prensesleri sarayın harem kadınlarına, kiliseler camilere, düş gerçeğe dönüşüyor. Mitolojik, kutsal veya sıradan kadınlar... üzerlerindeki katmanların ardında gizemliler.


Koleksiyonun adı İstanbul Pentimento; tuvalde bugün gördüklerimizin altında neler var, henüz fikrimiz bile yok. Ne de olsa İstanbul sonsuz bir pentimento.
Banu Tansuğ 'İstanbul Pentimento' 12 Ekim – 6 Kasım tarihleri arasında Galatea Sanat Galerisi'nde görülebilir.

13 Ekim 2010 Çarşamba

Bir mail, bir hayat------haydi türkiye...

  http://www.hurriyet.com.tr/dunya/16020993.asp?gid=373


Bir mail, bir hayat
Dünya İran'daki bu tutuklamaları izliyor



Dünya İran'da "recm" cezasına çarptırılan Sakine Aştiyani'yi konuşuyor. Dünyanın her yanından elektronik posta ve mektuplarla insan hakları çağrısı yapılıyor.
Siz de eğer insan haklarına aykırı her türlü uygulamaya son verilmesi ve Sakine'nin bu çağdışı cezadan kurtulmasını istiyorsanız adınızı soyadınızı yazın ve alttaki metni İran'daki yetkililere gönderin:


METNİ İRANLI YETKİLİLERE TÜRKÇE OLARAK GÖNDERMEK İÇİN


METNİ İRANLI YETKİLİLERE İNGİLİZCE OLARAK GÖNDERMEK İÇİN


İŞTE İRANLI YETKİLİLERE GÖNDERİLECEK METİN


Biz aşağıda imzası olanlar Sakine Aştiyani’nin maruz kaldığı haksız muamelenin farkındayız.
Sakine Aştiyani’nin hemen serbest bırakılmasını istiyoruz. İnsan haklarının bütün tanımlarını ihlal eden recm cezasının İran’da uygulanmasına bir son verilmesini talep ediyoruz.
“Zina” ile suçlananlar için her türlü idam, kırbaç ya da hapis cezası uygulamasının kaldırılmasını istiyoruz.
Aynı zamanda yetkililerin, Sajjad Kaderzade’nin, annesi Sakine Aştiyani’nin hayatına dair duyduğu kaygıyı dile getirdiği için taciz edilmesini önlemesini istiyoruz.
İran’ın Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve ilgili sözleşmelere taraf olmasına dayanarak, Ayetullah Ali Hamaney’den ve İran’ın liderlerinden taahhütlerinin getirdiği sorumlulukları üstlenmelerini, adaletsiz bir biçimde cezalandırılan bu kadını serbest bırakmalarını ve insan haklarına aykırı her türlü uygulamanın kaldırılması için mücadele etmelerini istiyoruz.
Dini ve siyasi inançlar konusunda ne fark olursa olsun, İran diğer ülkelerle birlikte temel insan haklarının ve insanlığın esaslarının hüküm süreceği bir dünya yaratmak için katkıda bulunmalıdır.
Taşlama barbarcadır… Ve durdurulmalıdır.

12 Ekim 2010 Salı

Tankut Öktem Retrospektifi - Cumhuriyetin büyük heykel ustası Tankut Öktem, görkemli retrospektifiyle İş Sanat'ta...



 
Tankut Öktem Retrospektifi

Cumhuriyetin büyük heykel ustası Tankut Öktem, görkemli retrospektifiyle İş Sanat'ta...

Bu sergi, sanat yaşantısı boyunca formların, ışığın, gölgenin arayışını sürdüren; efelerden, ozanlardan, Kuvayı Milliye Destanı'na kadar pek çok değeri heykelleriyle yaşatan Tankut Öktem'in aramızdan ayrılışının üçüncü yılında, sanat hayatının tüm dönemlerine ışık tutuyor. Üç yaşındayken balmumu ve çamurdan heykeller yapmaya başlayan, yedi yaşında resimleriyle Harika Çocuk seçilen, 1988 Sanat Olimpiyatları'nda Sevgi adlı eseriyle Dünya Heykeltıraşları arasında ilk 10'a giren Öktem geride bine yakın çamur, taş ve bronzdan yapılmış eser bıraktı.

Sergide ilk dönem soyut formlardan figüratif geleceğini haber veren 'Özgürlük Yüzleri'ne, Çanakkale Şehitliği'ndeki devasa eserlerinin fotoğraflarından Tankut Öktem'in yaşam öyküsünü konu alan belgesele geniş bir yelpazede sanatçının bugüne kadar görülmemiş birçok eseri de ilk kez bir arada yer alıyor.
Sanatçı, 64 yıllık sanat yaşamında aralarında Manisa Kuvayı Milliye ve Atatürk Anıtı, Kara Harp Okulu Harbiyeli Anıtı, Kastamonu Şerife Bacı Anıtı, Zonguldak Maden İşçileri Anıtı, Magosa Özgürlük Anıtı, Amasya Tamimi Anıtı, Çanakkale Anıtları'nın da olduğu yüzden fazla esere ve dev şehitlik anıtlarına imza attı; heykelleri kent meydanlarını tanımladı.
Yapıtlarında figürlerin bir araya gelişlerindeki duygusal ve anlatımcı tarafa önem veren ve bütünden parçaya ulaşmayı ilke edinen Öktem'in kompozisyonlarındaki ışık ve gölge dengesi üstün bir estetik duygusunun ürünü olarak görülüyor.
Kuvayı Milliye destanın yontucusu, Cumhuriyet'in büyük heykel ustası Öktem; Atatürk'ü statik kılan ve yalnızlaştıran heykel anlayışına başkaldırısını ise onu halkıyla birlikte yükselen bir lider olarak tasvir ettiği heykelleriyle ortaya koyuyor.
Işıktan aldığı ilhamla, gerçekliği, acıyı, toplumca çekilen ızdırabı ve mücadeleyi heykellerine yansıtan Tankut Öktem'in Kuvayı Milliye ve Atatürk Anıtı, bugün hala Türkiye'nin en büyük, dünyanın ise üçüncü büyük anıtı olarak literatürdeki yerini koruyor.
Sergi 05 Aralık tarihine kadar ziyaret edilebilir.

7 Ekim 2010 Perşembe

bilinçaltımda,bana resmi sevdiren büyük ressam--Hikmet Onat









bir bankanın duvarlarında hep onun eserleri olurdu,eskiden sıra numarası yoktu sıraya dizilir sıramızın
gelmesini beklerdik. bu çok eski ve köklü bankada sıramın gelmesini beklerken ,hayran hayran seyrederdim bu tabloların reprediksiyonlarını...zamanla resim bilgim ,ilgim arttı ve kendimce hobi şeklinde resim  çalışmalarım devam etti,ediyor...ama Hikmet Onat'a olan beğeni ve ilgim hiç değişmedi...
sizlerlede onun bazı tablolarını paylaşmak istedim...




HİKMET ONAT

Hikmet Onat, (d. 1882 İstanbul - ö. 1977 İstanbul), Türk ressam
Empresyonist akımın Türkiye'deki devamcılarından olan Hikmet Onat, Türk resim tarihinin büyük ustalarındandır. Bir asra yaklaşan yaşamında ancak bir kere sergi açabildi.

İlk öğreniminden sonra, Heybeliada Deniz Harp Okulu'nu 1903 yılında bitirdi. Bir süre güverte subayı olarak görev yaptı. Ruhi Arel ile birlikte Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi’nde resim derslerine devam etti. Bahriye fotoğrafçısı Ali Sami Bey'in yanında çalıştı. Bahriye'den ayrılarak 1905 yılında İstanbul Sanayi-i Nefise Mektebi'ne girdi (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi). 1908’de Osmanlı Ressamlar Cemiyeti ve Güzel Sanatlar Birliği’nin kurucuları arasında yer alarak sergilerine katıldı. Mezuniyetinden sonra, 1910 yılında açılan Avrupa sınavlarını kazandı, burslu olarak Paris’e gitti. Paris Güzel Sanatlar Akademisi'nde Fernaed Cormon Atölyesi'nde dört yıl çalıştı. I. Dünya Savaşı'nın çıkması üzerine yurda döndü ve Mekteb-i Sultani’de (Galatasaray Lisesi) resim öğretmenliği görevine başladı. Müdür Halil Ethem’in isteği üzerine Sanayi-i Nefise Mektebi’ne geçti. Varnia Zarzecki’nin yerine hazırlık sınıfı hocalığına, ardından da atölye şefliğine atandı.

1914-1918 yılları arasında, Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın desteklediği Şişli Atölyesi’nde diğer 1914 kuşağı sanatçıları gibi savaş ve asker konularında resimler yaptı.

1922 yılında Güzel Sanatlar Cemiyeti'ne kurucu üye olarak katıldı. 1939 yılında Halkevleri aracılığıyla düzenlenen “Yurt Gezileri””nde Bursa’ya gitti.

Yapıtları Devlet Resim ve Heykel Sergileri'nde yer aldı. 1973 ve 1974 yıllarında üst üste çalışmaları ödüle değer görüldü. İlk ve son sergisini ölümünden birkaç ay önce açan sanatçı, 14 Mart 1977’de İstanbulda öldü.






 
 
 

3 Ekim 2010 Pazar

Narın mucize faydaları---nar mevsimi geldi,(pek çoğumuzun bildiği )narın faydalarını bir kere daha paylaşmak istedim...

http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?cid=40379&p=1&rid=4369


İskoçya’daki Edinburgh Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, her gün nar suyu içmek bel bölgesindeki yağları eritiyor
Narın diğer önemli faydaları şöyle:

 
 
Damar tıkanıklığına iyi geliyor
Nar suyunun damar tıkanıklığını önleyici özelliği var. Hayvan deneylerinde, nar suyuyla beslenme sonrasında damar plakları ve tıkanıklıklarının yüzde 44 gerilediği ortaya çıktı. İnsanlar üzerinde yapılan bir araştırma ise 2 hafta boyunca günde 50 ml nar suyunun, tansiyonu artıran enzimi yüzde 36 düşürdüğünü gösterdi.

 
Yeşil çay etkisi var
10 bardak yeşil çay yerine geçiyor.



Kansere karşı koruyor
Narda, kansere karşı koruyucu antioksidanlar bulunuyor. Nar suyundaki antioksidan miktarı, kırmızı şarap, yeşil çay, kızılcık ve portakal suyuna göre 3 kat daha fazla.




Merhem olarak kullanılabiliyor
Merhem olarak da kullanılıyor. Narın sadece meyvesi değil, çiçeği, çekirdekleri, suyu ve kabukları da çeşitli karışımlar halinde tıbbi olarak kullanılıyor.




Vücudu kuvvetlendiriyor
Nar vücudu ve kalbi kuvvetlendiriyor. İshali kesiyor, burun poliplerine iyi geliyor.


Mideyi kuvvetlendiriyor

Tatlı nar mideyi kuvvetlendiriyor.
Mide yanmalarını geçiriyor

Ekşi nar mide yanmalarına karşı faydalı, diğer narlardan daha fazla idrar söktürüyor.



Öksürüğe iyi geliyor
Tatlı nar boğaza ve akciğerlere faydalı, öksürüğe iyi geliyor.

Diş etine faydası var
Nar, suyu zarıyla birlikte çıkarılıp bal ile merhem kıvamına gelinceye kadar pişirilip diş etlerine sürüldüğünde diş eti tahrişine iyi geliyor.

 
   Dolamayı tedavi ediyor
Dolama/tırnak iltihabı ve cerahatli yaraların tedavisinde nar çekirdeğinin balla birlikte karıştırılarak merhem halinde uygulanması tavsiye ediliyor.

Çiçeği yaraları iyileştiriyor

Nar çiçeği de yaralar için kullanılıyor.